Yoğun Bir Hafta Daha Geçti

Geçen hafta işten ve koşudan başka hiçbir şeyle ilgilenmek istemediğim bir hafta oldu. Ay sonu münasebetiyle iş yerinde yapılacak işler artmıştı. Mübarek Ramazan ayının gelişi de ayrı bir telaş yarattı. İş arkadaşlarımızdan biri de eksik olunca, gündüzleri hiç durmadan yapılacak işlerle ilgilendik.

Alışık olmadığım bir yorgunluk ve tükenmişlik hali yaşıyorum. Fiziksel yorgunluktan ziyade zihin yorgunluğu yaşadığımı söylersem daha doğru olur. Bu durum akşamları dışarı çıkmama engel oldu ve geceleri eve kapandım.

Okumaya devam et “Yoğun Bir Hafta Daha Geçti”

Banksy Ve Amélie Sevdasına Ayaklarım Şişti

Artık müze gezmeyi bıraktığım için erken kalmama gerek yoktu. Ayaklarım dün fena hale geldiğinden uzun bir uyku çekip toparlanayım dedim. Buraların havasından mıdır bilemem yine erken kalktım ve istesem de uyuyamadım. Hal böyle olunca programımın güzergahını biraz değiştirip sabah ilk iş bir Banksy sokak resmini aramaya gittim. Bu sefer ki çok özel bir çalışmaydı; Fransa’da başörtüsünün kısıtlanmasını protesto mahiyetinde, Banksy, Napolyon’un meşhur resmine kırmızı bir başörtüsü eklemişti. Uzun bir yürüyüşten sonra resmi buldum. Alışıla gelmiş diğer resimler gibi değildi, oldukça büyüktü. Ayrıca birileri bu sefer ki eseri pleksi camla kaplamış ve böylece zarar görmeden korunabilmiş.

Okumaya devam et “Banksy Ve Amélie Sevdasına Ayaklarım Şişti”

Eyfel Kulesi Ve Hotel Des Invalides

Bu sabah biraz ağırdan aldım. Bacaklarım bu tempoya ayak uyduramaz hale gelmişti. Toparlanmak için biraz fazla uyudum ve otelden her zamankinden daha geç çıktım. İlk hedefim ABD’deki Özgürlük Heykelinin benzerini ziyaret etmekti. Bu heykel bildiğimiz heykeli yapan heykeltraşın diğer bir eseri. Sadece ebat olarak daha ufak. Hatta Dorsay Müzesinde aynı heykelin bir boy daha küçüğü de mevcut. Pazar günkü yazımda Dorsay’ın içinde çekilmiş bir fotoğraf paylaşmıştım, o fotoğrafta görülebilir.

Heykele vardığımda yine de erken sayılabilir bir saatti ve ortalıkta kimse yoktu. Ben ve heykel başbaşaydık. Gerçi yüksek bir kaidenin üstüne konmuş olduğundan pek yakından gördüm de diyemiyorum. Yine de heykeli görmüş oldum.

Okumaya devam et “Eyfel Kulesi Ve Hotel Des Invalides”

Louvre Müzesinden Notre Dame Katedraline

Güzel bir güne uyandım. Neredeyse dün koşmamış gibiydim, ne bir ağrı ne bir sızı hissetmiyordum. Keyfim ve enerjim yerindeydi. Güne bu şekilde başlamak bende rahatlık ve mutluluk yarattı. Önümüzdeki birkaç gün Paris’i gezmek istiyordum. Bedenim gezmeyi kaldıramayacak olsaydı, keyfim kaçardı doğrusu. Izdırap çeke çeke dahi olsa en azından birkaç önemli yeri görmeden dönmezdim ya neyse.

Planımda bugün öncelikli olarak Louvre Müzesi’ni gezmek vardı. Bu müze dünyanın en büyük ve en önemli eserleriden bazılarını barındıran bir müze. Giriş sırasının uzunluğu efsanevi boyutlardaymış. Hal böyle olunca Versay Sarayı’ndan tecrübeyle sabahın erken saatlerinde müzenin kapısındaydım.

Okumaya devam et “Louvre Müzesinden Notre Dame Katedraline”

Pazar Günü Ve Yarış

Malum bugün yarış günüydü. Daha sonra detaylı bir yarış raporu yazacağım ama şimdilik genel anlamda bugün neler olduğunu anlatmak istiyorum. Gerçi bugünün büyük bölümü yarışla geçti ama yine de tek mevzu o değildi.

Sabah ciddi erken bir saatte kalkıp yarış alanına gittim. Genel olarak yarış iyi geçti. Daha önceki derecemi üç dakika iyileştirdim. Tabii ki yeterli gelmiyor insana ama hiç yoktan iyidir.

Okumaya devam et “Pazar Günü Ve Yarış”

Schneider Electric Paris Maratonu 2019 Raporu

Uzun zamandır, uğruna sıkı sıkı antrenman yaptığım hedef yarışım bugün. Kritik bir karar vererek altı hafta önce alelacele Antalya Maratonu’nda koştuktan sonra yeterince toparlanabildim mi bilmiyorum. Ama dün gece bebek gibi uyumuş olmamı, yaşadığım stresi Antalya ile Paris arasında paylaştırmış olmama bağlıyorum. Evet, belki de ilk defa yarıştan önceki gece sıkı bir uyku çektim. Bu işlerin yolunda gittiğini gösteriyor.

Lakin hava durumu tahminlerine göre hava sıcaklığının sıfır derece civarında olması bekleniyor. Şayet hava bu kadar soğuk olursa, hedefimi tutturamam. Kendimi biliyorum, soğukta kaslarım hareket edemez hale gelir. Ben daha ziyade sıcağı seven biriyim. Bu yüzden de başkalarına göre fazladan bir kat giyerek koşarım. Rüzgarlık diye tabir edilen çok hafif bir ceket var. Tişört üstüne bir rüzgarlık giyerek koşacağım. Şayet hava ısınırsa bu rüzgarlığı kendi cebine toplayıp elinizde tutabiliyorsunuz. Toplandığında iri bir portakal büyüklüğüne geliyor ve elinize geçirip tutmak zorunda kalmayacağınız bir de lastikli eki mevcut. Yani oldukça kullanışlı ve özellikle koşucular düşünülerek dizayn edilmiş bir şey…

Okumaya devam et “Schneider Electric Paris Maratonu 2019 Raporu”

Versay Sarayında Bir Gün Harcadım

Sabah erkenden kalkıp kahvaltımı yaptım ve çıktım. Bugünkü planım Versay Sarayını ve dönüşte de La Défense noktasını gezmekti. Her iki yer de şehre uzak olduğu için vakit yolda gidip gelirken geçer ve ben de tek bir noktada gezinirsem çok yorulmamış olurum diye düşündüm. Bir aktarma yapıp Versay trenine bindim. Yaklaşık bir saat sonra istasyona vardık. Trendeki herkes saraya doğru ilerlemeye başladı. Ciddi ciddi bir tren dolusu insan saraya doğru gidiyordu. Bu durumu fark edince adımlarımı hızlandırdım. Daha önce sarayın bahçesinde çok sıra oluştuğunu okumuştum, acele edip sıra kapmalıyım diye düşündüm.

Okumaya devam et “Versay Sarayında Bir Gün Harcadım”

Hadi Bakalım Başlıyoruz

04:55 Sanırım uçağı kaçırmaktan korktuğumdan olsa gerek, telefonumun alarmı çalmadan uyandım. Daha fazla uyumaya çalışmak saçma olacaktı. Ben de kalkıp yavaş yavaş hazırlandım. Çantam hazırdı, hemen alıp çıkabilirdim ama oyalandım işte. Odanın içinde bir baştan bir başa dolanıp durdum.

06:00 Havaalanı transferi için otelin lobisindeyim. Benimle beraber bir minibüs dolusu insan da var. On dakika sonra kalkıyoruz. Uçak şirketinden mesaj geldi uçuş bir saat rötar yapmış. Kalbim düzensiz atmaya başladı. Uçaktan uçağa geçişte yeteri kadar vakit kalmazsa diye endişe ediyorum. Hemen en köyü senaryoyu işleme koydum; uçağı kaçırırsam ne pahasına olursa olsun en yakın uçağa binmeliydim. Şimdiden stres kat sayım on’a katladı.

Okumaya devam et “Hadi Bakalım Başlıyoruz”

Her Şey Yolunda Gidiyor Gibi

İnsanın olumsuzluklara adaptasyonu muhteşem. Bazen ben bile kendime şaşıyorum. Sabah uyandığımda dünkü halimden eser yoktu. Sıcak bir duş ve ardından iyi bir uyku toparlanmama yetti. Gerçi sabah, toparlanmış olduğuma inanmıyordum ama gün içindeki canlılığıma bakınca ister istemez bunu kabullendim. Hatta ikindi vakti bir fırsat oluşunca kısa bir koşuya dahi çıktım. Öyle bir yer keşfettim ki çıkmış olduğum için çok mutluyum. Bu seyahatin en güzel tarafı bu oldu.

Okumaya devam et “Her Şey Yolunda Gidiyor Gibi”

Yarından İtibaren Yollardayım

Bu hafta sonu Paris’te düzenlenecek olan maratona katılacağım. Bu yarışa katılmayı uzun zamandır planlıyordum. Antalya maratonu dahi bu yarışın hazırlığı niyetiyleydi ama hesaplar her zaman çarşıya uymayabiliyor. Şu anki kondisyonuma bakacak olursam, maraton süremi bir kademe daha iyileştirmem mümkün gibi görünüyor ama yeterince toparlanabildim mi bunu bilemiyorum. Hafta sonu bunu hep beraber göreceğiz.

Ama öncesinde üç günlük bir iş seyahatim olacak. Yarın sabah Kıbrıs’a gidiyorum. Bunu önceden planlamamıştım, beklenmeyen bir seyahat. Yorulmamaya ve antrenmanlarımı aksatmamaya çalışacağım. Cuma günü İstanbul’a dönüp Paris uçağına bineceğim. Göründüğü kadarıyla dinlenerek geçirmem gereken bu haftayı koşuşturmayla geçireceğim.

Okumaya devam et “Yarından İtibaren Yollardayım”