Hakkımda

Uzun zamandır bloğumda yaşadıklarımı yazmaya çalışıyorum. Bulunduğum dönemi “Günlük“, geçmiş dönemde yaşadıklarımı da “Hatırat” kategorisi altında yayınlıyorum. Zamanının önemli bir kısmında spor ile meşgul olan birisi olduğum için de hatırı sayılır derecede spor hayatımdan, öğrendiklerimden ve izlenimlerimden bahsediyorum.

Profesyonel bir sporcu değilim, sadece yaptığı işi ciddiye alan bir amatörüm ve bilginin paylaştıkça arttığına gerçekten inanıyorum. Spor hayatımdan bahsettiğim yazılarımda; özellikle aktif yaşam tarzının insana kattıklarını aktarmaya, sağlıklı yaşam için bir şeyler yapmak isteyenleri harekete geçirmeye ve onlara ilham vermeye odaklanıyorum. Bu doğrultuda çevremdekilere, bildiğim her konuda destek oluyor ve özellikle koşmaya heveslenenler için elimden geleni yapıyorum.

Spor hayatına hentbol ile başladım ve sonrasında farklı spor dallarıyla da ilgilendim. Yani ilkokul yıllarından itibaren düzenli antrenman kültürünü edinmiştim. Koşu sporuna ilk başladığımda ise lisedeydim ve hâlâ koridorlarda arkadaşlarımı koşturuyordum. Bu sebeple beni okulun kros koşu takımına aldılar. Tabii o yıllarda rakiplerle, fiziksel olarak ciddi farklılıklarımız olduğundan hiç iddialı bir koşucu olamadım ama yine de elimden gelenin en iyisini yapıyordum. Hatta bir yarışta, her şeye rağmen yarışı bitirerek, sonuncu bile oldum.

Zaman içinde değişen ihtiyaçlar doğrultusunda koşu sporuna ara vermek zorunda kaldım. İşletme bölümünde okudum ve pazarlamayı içeren bir işte çalışmaya başladım. Bu alanda çalışmak, beni yeni eğitimler almaya teşvik etti. Reklamcılık, görsel sanatlar ve resim işleme programları üzerine de eğitim aldım. Sanata olan merakım da böylece başlamış oldu. Hâlâ fırsat buldukça yağlı boya ve sulu boya resim çalışmaları yapmaktayım.

Bu tecrübe hayatıma estetik kavramını kattı. Güzel olana kıymet vermeyi öğrendim. Bir sanatçı olamadım ama evimin duvarlarını süsleyen resimleri kendim yaptım. Kalem ve kâğıt, okunmayı bekleyen kitapların hemen yanında duruyor.

Yıllar bir öyle bir böyle geçti. Otuzlu yaşlara geldiğimde spor ayakkabılarımı tekrar giydim. İlk yıllar sadece çıkıp koştum, hiçbir hedefim ve süre kaygım olmadan. Amacım sadece daha sağlıklı olabilmekti.

Birkaç yıl önce bazı genç arkadaşlar da benimle koşmak istediklerini söylediler. Ben de onlara daha iyi antrenörlük yapabilmek için tekrar koşu üzerine araştırma yapmaya ve bulabildiğim her kaynağı okumaya başladım. Bu esnada öğrendiklerimi önce kendim deniyor ve iyice anladıktan sonra arkadaşlarımla paylaşıyordum. Bu denemeler o kadar sıklaşmıştı ki kendi en iyi derecelerim arka arkaya gelmeye başlamıştı. Yaptığım antrenmanlar hızla gelişmeme sebep oluyordu. İşin aslı; gençlere yetişeceğim derken daha iyi seviyelere gelmeye ve tekrar müsabakalara katılmaya başladım.

Koşmaya ilk başladığım zamanlarda, elimde olmayan sebeplerden dolayı ara vermek zorunda kalmıştım ama şimdi gidebildiğim kadar gitmenin peşindeyim. Yaşadıklarımı sizlerle paylaşabilirim ve bu serüvende beraber olabiliriz. Paylaşmaya çalıştıklarımın herkese fayda sağlayamayacağını biliyorum ama belki bazılarınızın yolunu aydınlatabilir veya bazılarınıza sadece örnek olabilirim.

Bloğumun çıkış noktası hayatımı anlatmak ve tecrübelerimi paylaşmak oldu. Koşu sporuyla, sanatla, kitapla, seyahatle, hayallerimle ve hedeflerimle ilgilenenlerin seveceğini düşünüyorum. Umarım yapacağım paylaşımları beğenirsiniz.