Hakkımda

Bana ihtiyaç olmadığı zamanlarda, perakende sektöründe faaliyet gösteren bir işletmeciyim. İşimden arta kalan zamanlarda herhangi bir kafede arkadaşlarla buluşup gece yarılarına kadar vakit öldürebilirdim ama yıllar içinde yaşadıklarımdan ve hobilerimden edindiğim, paylaşmaktan memnun olacağım düşüncelerim var.

1980 Yılında Sakarya’da doğdum. Üniversite eğitimi için dört yıllığına buralardan uzak kalmış olduğumu saymazsak hep Sakarya’da yaşadım. Bu şehri gerçekten seviyorum.

İlkokuldan itibaren çeşitli spor dallarıyla ilgilendim. Lisedeyken hala koridorlarda arkadaşlarımı koşturuyordum. Bu sebeple beni okulun kros koşu takımına aldılar, orada koşmaya başladım. Okul da rahat bir nefes aldı.

O yıllarda rakiplerle, fiziksel olarak ciddi farklılıklarımız olduğundan hiç iddialı bir koşucu olamadım ama yine de elimden gelenin en iyisini yapıyordum. Yaklaşık yüz elli kişinin katıldığı bir yarışta sonuncu olmuştum ama yarışı sadece elli sekiz kişi bitirebilmişti.

Zaman içinde değişen ihtiyaçlar doğrultusunda koşu sporuna ara vermek zorunda kaldım. Profesyonel anlamda bir iş sahibi olmaya çalışıyordum. İşim bir bakıma pazarlamayı içeriyordu. Bu alanda çalışmak, beni reklamcılık üzerine eğitim almaya teşvik etti. 2006 Yılında tekrar eğitim kurumlarının kapısını çalarak; reklamcılık, görsel sanatlar ve resim işleme programları üzerine eğitim aldım. Sanat ile olan merakımda böylece başlamış oldu. Hala fırsat buldukça yağlı boya ve sulu boya resim çalışmaları yapmaktayım.

Bu tecrübe hayatıma estetik kavramını kattı. Güzel olana kıymet vermeyi öğrendim. Bir sanatçı olamadım ama evimin duvarlarını süsleyen resimleri kendim yaptım. Kalem ve kağıt, okunmayı bekleyen kitapların hemen yanında duruyor. Her fırsatta bir şeyler çiziyor ve “koşmayı bırakmak zorunda kalırsam bu işe daha çok vakit ayırırım” diye kendimi kuruyorum.

Yıllar bir öyle bir böyle geçti gitti. Otuzlu yaşlara geldiğimde spor ayakkabılarımı tekrar giydim. O zamanlar ilgilendiğim diğer spor dalları hep bir mekana, bir partnere veya bir araca ihtiyaç duyduruyordu. Koşunun bu ihtiyaçların hiçbirini gerektirmediğini biliyordum. Sadece bir koşu ayakkabısı almam yetmişti. Zaten bildiğim bir işti ve geriye sadece koşmak kalıyordu.

İlk yıllar sadece çıkıp koştum, hiçbir hedefim ve süre kaygım olmadan. Amacım sadece daha sağlıklı olabilmekti. Birkaç yıl önce yeğenlerim de benimle koşmak istediklerini söylediler. Ben de onlara daha iyi antrenörlük yapabilmek için araştırmaya ve bulabildiğim her kaynağı okumaya başladım. Bu esnada öğrendiklerimi önce kendim deniyor ve iyice anladıktan sonra yeğenlerimle paylaşıyordum. Bu denemeler o kadar sıklaşmıştı ki kendi en iyi derecelerim arka arkaya gelmeye başlamıştı. Yaptığım antremanlar hızla gelişmeme sebep oluyordu.

Gençlere yetişeceğim derken daha iyi seviyelere gelme ve tekrar müsabakalara katılma arzusu kapladı içimi. 2017 Yılı şubat ayı itibariyle kesintisiz olarak koşu antremanları yapmaya başladım. O günden bu güne yaşadıklarımı ve öğrendiklerimi her fırsatta ilgilenenlerle paylaştım. Şimdilerde de bu paylaşımlarımı yazıya dökmeye başladım. Bu bloğun çıkış noktası hayatımı anlatmak ve tecrübelerimi paylaşmak oldu. Koşu sporuyla, sanatla, kitapla, yaptığım seyahatlerle, hayallerimle ve hedeflerimle ilgilenenlerin seveceğini düşünüyorum.

Sağlıkla ve saygıyla…