ADD Alanya Atatürk Yarı Maratonu 21K 2021

Hemen söylemeliyim, planladığım gibi bir antrenman yarışı olmadı. Türkiye’nin en iyi atletlerinin katıldığı ve rekabetin üst düzeyde olduğu bir yarışta heyecana kapılmamak mümkün değildi. Yarıştan önceki gün daha kayıt masasında, zaten yarışın rengi belli olmuştu. Akşam vakti makarna partisine gittiğimizdeyse, başımı nereye çevirsem elit düzeyde bir atlete denk geliyordum. Malum, Alanya Atatürk Yarı Maratonu ülkemizde düzenlenen en eski ve en prestijli yarışlardan biri. Bunların yanında, Alanya Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği bir organizasyon olması katılıma olan ilgiyi artırmıştı. Biz, 10 saat yolculuk yapmıştık, bir başkası Kilis’ten Alanya’ya 12 saat yolculuk yaparak gelmişti. Bu mevsimde Alanya’nın havası tabii tercih sebebi lakin tek geçerli sebep bu olamaz. Birçok kıymet bir araya gelince 21. Alanya Atatürk Yarı Maratonu cazibe yarışı haline gelmiş.

Hal böyle olunca, hiç hesapta yokken tüm gücümü kullanıp, gelmiş geçmiş en iyi yarı maraton süremi koştum. Antrenmanım yeterli değildi ve henüz hazır değildim ama yine de denedim. Çok değil, sadece 30 saniye daha hızlı koştum. Ama yine de en iyi derecemi geliştirmiş oldum. Yeni sürem; 1:36:34.

Okumaya devam et “ADD Alanya Atatürk Yarı Maratonu 21K 2021”

Garmin Runfire Salt Lake Ultra Trail 40K 2019

Geçtiğimiz pazar günü, Uzunetap ekibinin düzenlediği Garmin Runfire Salt Lake Ultra Trail’da 40K koştum. Salt Lake Ultra, namıdiğer Tuz Gölü Ultra Maratonu, Tuz Gölü’nün kıyısında kurulan kamp alanından başlayıp gölün içlerine doğru devam etti. Kuru hava ve yakıcı güneş altında düzenlenen bu koşu yarışı her sene olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla geçti. Koşuyu ve kamp yapmayı sevenlerin özellikle tercih ettiği bu organizasyonda yaş kategorisinde üçüncülük elde ederek hayatımda ilk kez kürsüye çıktım.

O gün Tuz Gölü’de bir kez daha huzur dolu bir sabaha uyanmıştım. Yaz mevsiminde gündüzleri aşırı sıcak olan bu coğrafya, sabahları ise serin bir esintiyle insanı mest eder. Şehrin gürültülü atmosferinin tam tersine; sessiz ve sakindir. Bu anlarda insanın içini huzur kaplar. Sanırım doğada kamp kurup, açık havada uyanmış olmanın en güzel yanı da bu olsa gerek.

Okumaya devam et “Garmin Runfire Salt Lake Ultra Trail 40K 2019”

Banksy Ve Amélie Sevdasına Ayaklarım Şişti

Artık müze gezmeyi bıraktığım için erken kalmama gerek yoktu. Ayaklarım dün fena hale geldiğinden uzun bir uyku çekip toparlanayım dedim. Buraların havasından mıdır bilemem yine erken kalktım ve istesem de uyuyamadım. Hal böyle olunca programımın güzergahını biraz değiştirip sabah ilk iş bir Banksy sokak resmini aramaya gittim. Bu sefer ki çok özel bir çalışmaydı; Fransa’da başörtüsünün kısıtlanmasını protesto mahiyetinde, Banksy, Napolyon’un meşhur resmine kırmızı bir başörtüsü eklemişti. Uzun bir yürüyüşten sonra resmi buldum. Alışıla gelmiş diğer resimler gibi değildi, oldukça büyüktü. Ayrıca birileri bu sefer ki eseri pleksi camla kaplamış ve böylece zarar görmeden korunabilmiş.

Okumaya devam et “Banksy Ve Amélie Sevdasına Ayaklarım Şişti”

Eyfel Kulesi Ve Hotel Des Invalides

Bu sabah biraz ağırdan aldım. Bacaklarım bu tempoya ayak uyduramaz hale gelmişti. Toparlanmak için biraz fazla uyudum ve otelden her zamankinden daha geç çıktım. İlk hedefim ABD’deki Özgürlük Heykelinin benzerini ziyaret etmekti. Bu heykel bildiğimiz heykeli yapan heykeltraşın diğer bir eseri. Sadece ebat olarak daha ufak. Hatta Dorsay Müzesinde aynı heykelin bir boy daha küçüğü de mevcut. Pazar günkü yazımda Dorsay’ın içinde çekilmiş bir fotoğraf paylaşmıştım, o fotoğrafta görülebilir.

Heykele vardığımda yine de erken sayılabilir bir saatti ve ortalıkta kimse yoktu. Ben ve heykel başbaşaydık. Gerçi yüksek bir kaidenin üstüne konmuş olduğundan pek yakından gördüm de diyemiyorum. Yine de heykeli görmüş oldum.

Okumaya devam et “Eyfel Kulesi Ve Hotel Des Invalides”

Louvre Müzesinden Notre Dame Katedraline

Güzel bir güne uyandım. Neredeyse dün koşmamış gibiydim, ne bir ağrı ne bir sızı hissetmiyordum. Keyfim ve enerjim yerindeydi. Güne bu şekilde başlamak bende rahatlık ve mutluluk yarattı. Önümüzdeki birkaç gün Paris’i gezmek istiyordum. Bedenim gezmeyi kaldıramayacak olsaydı, keyfim kaçardı doğrusu. Izdırap çeke çeke dahi olsa en azından birkaç önemli yeri görmeden dönmezdim ya neyse.

Planımda bugün öncelikli olarak Louvre Müzesi’ni gezmek vardı. Bu müze dünyanın en büyük ve en önemli eserleriden bazılarını barındıran bir müze. Giriş sırasının uzunluğu efsanevi boyutlardaymış. Hal böyle olunca Versay Sarayı’ndan tecrübeyle sabahın erken saatlerinde müzenin kapısındaydım.

Okumaya devam et “Louvre Müzesinden Notre Dame Katedraline”

Pazar Günü Ve Yarış

Malum bugün yarış günüydü. Daha sonra detaylı bir yarış raporu yazacağım ama şimdilik genel anlamda bugün neler olduğunu anlatmak istiyorum. Gerçi bugünün büyük bölümü yarışla geçti ama yine de tek mevzu o değildi.

Sabah ciddi erken bir saatte kalkıp yarış alanına gittim. Genel olarak yarış iyi geçti. Daha önceki derecemi üç dakika iyileştirdim. Tabii ki yeterli gelmiyor insana ama hiç yoktan iyidir.

Okumaya devam et “Pazar Günü Ve Yarış”

Versay Sarayında Bir Gün Harcadım

Sabah erkenden kalkıp kahvaltımı yaptım ve çıktım. Bugünkü planım Versay Sarayını ve dönüşte de La Défense noktasını gezmekti. Her iki yer de şehre uzak olduğu için vakit yolda gidip gelirken geçer ve ben de tek bir noktada gezinirsem çok yorulmamış olurum diye düşündüm. Bir aktarma yapıp Versay trenine bindim. Yaklaşık bir saat sonra istasyona vardık. Trendeki herkes saraya doğru ilerlemeye başladı. Ciddi ciddi bir tren dolusu insan saraya doğru gidiyordu. Bu durumu fark edince adımlarımı hızlandırdım. Daha önce sarayın bahçesinde çok sıra oluştuğunu okumuştum, acele edip sıra kapmalıyım diye düşündüm.

Okumaya devam et “Versay Sarayında Bir Gün Harcadım”

Hadi Bakalım Başlıyoruz

04:55 Sanırım uçağı kaçırmaktan korktuğumdan olsa gerek, telefonumun alarmı çalmadan uyandım. Daha fazla uyumaya çalışmak saçma olacaktı. Ben de kalkıp yavaş yavaş hazırlandım. Çantam hazırdı, hemen alıp çıkabilirdim ama oyalandım işte. Odanın içinde bir baştan bir başa dolanıp durdum.

06:00 Havaalanı transferi için otelin lobisindeyim. Benimle beraber bir minibüs dolusu insan da var. On dakika sonra kalkıyoruz. Uçak şirketinden mesaj geldi uçuş bir saat rötar yapmış. Kalbim düzensiz atmaya başladı. Uçaktan uçağa geçişte yeteri kadar vakit kalmazsa diye endişe ediyorum. Hemen en köyü senaryoyu işleme koydum; uçağı kaçırırsam ne pahasına olursa olsun en yakın uçağa binmeliydim. Şimdiden stres kat sayım on’a katladı.

Okumaya devam et “Hadi Bakalım Başlıyoruz”

Her Şey Yolunda Gidiyor Gibi

İnsanın olumsuzluklara adaptasyonu muhteşem. Bazen ben bile kendime şaşıyorum. Sabah uyandığımda dünkü halimden eser yoktu. Sıcak bir duş ve ardından iyi bir uyku toparlanmama yetti. Gerçi sabah, toparlanmış olduğuma inanmıyordum ama gün içindeki canlılığıma bakınca ister istemez bunu kabullendim. Hatta ikindi vakti bir fırsat oluşunca kısa bir koşuya dahi çıktım. Öyle bir yer keşfettim ki çıkmış olduğum için çok mutluyum. Bu seyahatin en güzel tarafı bu oldu.

Okumaya devam et “Her Şey Yolunda Gidiyor Gibi”

Gün Bir Tamam Ama Antrenman Yatar

Bugün, neredeyse bitti sayılır. Dün gece uyumadım. Gece olup yatağa girmedi mi insan, psikolojik olarak günü tamamlayamıyor. Öğlen saatine kadar kendimi iyi hissediyordum, uykusuzluk problem yaratmamıştı ama öğlen yemeğinden sonra bir saatliğine de olsa kaçıp biraz dinlenmek zorunda kaldım. Eskisi gibi günü hiç uyumadan geçirmek artık mümkün olmuyor.

Şu an itibariyle işim bitmiş ve dinlenmeye çekilmiş durumdayım. Çok oyalanmadan bir şeyler yazıp uyumak istiyorum. Yarın sabah kısa bir koşu planlamıştım ama şu vaziyetteyken dinlenmek daha doğru olacak. Bu arada dün akşamki koşu beni çok zorladı. Kıyafetlerimi topladığım için üzerimde yağmurlukla koşmuştum, hava da yağışlıydı zaten. Ama artık havalar ısındı ve yağmurluk sauna etkisi yaratıyor. Ateşim çıkmış gibi başım resmen çatladı, bunun üstüne geceyi de uyumadan geçirince artık vücudumu dinlemenin vakti gelmiş oldu.

Okumaya devam et “Gün Bir Tamam Ama Antrenman Yatar”