Banksy Ve Amélie Sevdasına Ayaklarım Şişti

Artık müze gezmeyi bıraktığım için erken kalmama gerek yoktu. Ayaklarım dün fena hale geldiğinden uzun bir uyku çekip toparlanayım dedim. Buraların havasından mıdır bilemem yine erken kalktım ve istesem de uyuyamadım. Hal böyle olunca programımın güzergahını biraz değiştirip sabah ilk iş bir Banksy sokak resmini aramaya gittim. Bu seferki çok özel bir çalışmaydı; Fransa’da başörtüsünün kısıtlanmasını protesto mahiyetinde, Banksy Napolyon’un resmine kırmızı bir başörtüsü eklemişti. Uzun bir yürüyüşten sonra resmi buldum. Alışıla gelmiş diğer resimler gibi değildi, oldukça büyüktü. Ayrıca birileri bu seferki eseri fleksi camla kaplamış ve böylece zarar görmeden korunabilmiş.

Continue reading “Banksy Ve Amélie Sevdasına Ayaklarım Şişti”

Eyfel Kulesi Ve Hotel Des Invalides

Bu sabah biraz ağırdan aldım. Bacaklarım bu tempoya ayak uyduramaz hale gelmişti. Toparlanmak için biraz fazla uyudum ve otelden her zamankinden daha geç çıktım. İlk hedefim ABD’deki Özgürlük Heykelinin benzerini ziyaret etmekti. Bu heykel bildiğimiz heykeli yapan heykeltraşın diğer bir eseri. Sadece ebat olarak daha ufak. Hatta Dorsay Müzesinde aynı heykelin bir boy daha küçüğü de mevcut. Pazar günkü yazımda Dorsay’ın içinde çekilmiş bir fotoğraf paylaşmıştım, o fotoğrafta görülebilir.

Heykele vardığımda yine de erken sayılabilir bir saatti ve ortalıkta kimse yoktu. Ben ve heykel başbaşaydık. Gerçi yüksek bir kaidenin üstüne konmuş olduğundan pek yakından gördüm de diyemiyorum. Yine de heykeli görmüş oldum.

Continue reading “Eyfel Kulesi Ve Hotel Des Invalides”

Louvre Müzesinden Notre Dame Katedraline

Güzel bir güne uyandım. Neredeyse dün koşmamış gibiydim, ne bir ağrı ne bir sızı hissetmiyordum. Keyfim ve enerjim yerindeydi. Güne bu şekilde başlamak bende rahatlık ve mutluluk yarattı. Önümüzdeki birkaç gün Paris’i gezmek istiyordum. Bedenim gezmeyi kaldıramayacak olsaydı, keyfim kaçardı doğrusu. Izdırap çeke çeke dahi olsa en azından birkaç önemli yeri görmeden dönmezdim ya neyse.

Planımda bugün öncelikli olarak Louvre Müzesi’ni gezmek vardı. Bu müze dünyanın en büyük ve en önemli eserleriden bazılarını barındıran bir müze. Giriş sırasının uzunluğu efsanevi boyutlardaymış. Hal böyle olunca Versay Sarayı’ndan tecrübeyle sabahın erken saatlerinde müzenin kapısındaydım.

Continue reading “Louvre Müzesinden Notre Dame Katedraline”

Vodafone İstanbul Yarı Maratonu 2018

08 Nisan 2018 Pazar. Saat sabahın beşi. Heyecandan uyuyamadım. Yatakta bir sağa bir sola döne döne her yerime ağrılar girdi. Dinlenemediğim gibi kendimi daha da yorulmuş hissediyorum. Önümde iki saat sürecek bir yolculuk ve en iyi süremi yapmam gereken 21 kilometrelik bir yarış var. Evden çıksam koşmak problem değil ama yataktan çıkmak zor geliyor. Bugün hava soğuk mu ne.

Ya şimdi ya da hiç, yataktan kalkmazsam iyice yorgun düşüp uyuya kalabilirim. Bayram sabahına uyanan bir çocuk gibi yataktan fırladım. Sabah ne yiyeceğimden tutun da ne kadar su içeceğime kadar her şeyi planlamıştım ve istemeden de olsa planın bir saat önündeydim.

Continue reading “Vodafone İstanbul Yarı Maratonu 2018”

İstanbulu Koşuyorum Üsküdar 2017

Yarıştan tam olarak nasıl haberimin olduğunu hatırlamıyorum galiba yarış takvimlerinden birinde görmüştüm. Daha sonra yarışın sitesini ziyaret edip detaylı olarak incelemiştim. Bu yarışlar her seferinde İstanbul’un farklı bir ilçesinde ve kısa parkurlarda düzenlenen İstanbulu Koşuyorum isimli serinin ilk yarışıydı. Daha önce bu seriye: “Fun Run Series” deniyordu. Sanırım ciddi bir organizasyona “eğlencelik” manasında bir isim vermenin hatalı olduğunu görüp daha sonra değiştirdiler. Yarışın arkasında İstanbul Maratonunu düzenleyen ekip olunca, organizasyona karşı hiçbir tereddütüm olmadı ve iki yeğenimle beraber bu yarışa katılmaya karar verdik. Bu yarış, onların ilk koşu yarışı olacaktı.

Continue reading “İstanbulu Koşuyorum Üsküdar 2017”

Okullar Arası Kros Müsabakasında Yaşadıklarım

Geçen akşam bloğum için “Hakkımda” sayfası hazırladım. Her ne kadar kendimden çok düşüncelerimi ve tecrübelerimi paylaşmak istiyor olsamda bu yazıları kimin yazdığını bilmek isteyen çıkabilir. Bu durumda doğal olarak yaşadığım eski bir olaydan da bahsetmeden geçemedim. Lise yıllarındayken katıldığım ve sonuncu olduğum kros müsabakasından bahsetmiştim. Benim için önemli bir tecrübeydi, koşuya daha sıkı sarılmamı ve her şartta yarışa tutunabilmeyi öğrenmiştim. Yıllar önce katıldığım bu yarışın raporunu yazmaya, yirmi beş yıl sonra hatırladığım kadarıyla anlatmaya karar verdim. O zamanki duygularımı ve hissettiklerimi ne derece hatırlayabilirim bilemiyorum ama yine de denemeye değer.

Continue reading “Okullar Arası Kros Müsabakasında Yaşadıklarım”