İçeriğe geç

Etiket: Maraton

Mainova Frankfurt Marathon 42K 2025

Kapadokya’da 38 kilometre koştuktan yalnızca bir hafta sonra Frankfurt Maratonu’nun başlangıç çizgisindeydim. Normal şartlarda yarışları bu kadar sık aralıklarla koşmayı tercih etmem. Özellikle biri patika, diğeri yol yarışıysa toparlanma sürecini ciddiye almak gerekir. Fakat her iki organizasyona da katılmak istiyordum. Bu sebeple Kapadokya’yı daha çok antrenman amacıyla koşup ana hedef olarak Frankfurt Maratonu’nu belirledim.

Yarış haftasına geldiğimde bacaklarımın durumu fena değildi. Tam anlamıyla toparlandığımı söyleyemem ama maratonu koşabilecek kadar dinlenmiş hissediyordum. Hafta boyunca sadece bir kez hafif tempo koştum ve geri kalan zamanı dinlenmeye ayırdım.

Frankfurt’a varır varmaz ilk işim organizasyon alanına gidip yarış numaramı almak oldu. Fuar alanı oldukça büyük ve tamamen kapalı bir salonda kurulmuştu. Bir süre stantları gezdim. Ancak açıkçası beni heyecanlandıran pek bir şey bulamadım.

Satılan yarış tişörtleri daha önce Kaçkar Ultra’da gördüğüm ürünlerle aynıydı. Malzeme kalitesini çok başarılı bulmadım. Terlediğinizde üzerinize yapışacakmış hissi veren, biraz da naylonumsu bir yapısı vardı. Üstelik ayrıca ücret talep ediliyordu. Bu nedenle satın almayı düşünmedim.

Kaçkar by UTMB 50K 2025

Kaçkar Dağları Milli Parkında yıllardır bir ultra maraton düzenleniyor. Bana çok uzak gelen bir yer olması sebebiyle daha önce gitmeyi hiç düşünmedim. Ulaşımın ve konaklamanın ayrıca bir efor istiyor olması sebebiyle bu yarış bana hiç çekici gelmedi. Taki bu yıl uluslararası bir organizasyon tarafından yapılacağı ve Turizm Bakanlığı tarafından destekleneceğini duyana kadar.

Bu gelişmenin yarışa olan katılımı ciddi oranda artıracağını öngörebiliyordum. Bir yarış ne kadar kalabalık olursa beni o kadar cezbediyor. Özellikle patika koşularının kalabalık olması, yarış esnasında kendimi güvende hissetmem için önemli bir etken. Zira ülkemizdeki vahşi hayvan hareketliliği oldukça fazla. Yani bu yarıştan tek beklentim; Kaçkar’ın eteklerinde koşarken yarışın kalabalık olmasıydı.

Birkaç arkadaş birbirimizi teşvik ettik ve sonunda kendimizi 100K kategorisine kaydolmuş bulduk. 100K kategorisi; mesafe ve irtifa kazanımına göre belirlenen bir kategori. Katılacağım bu yarış 74 km uzunluğunda ve toplamda 6000 metre irtifa kazanımlı bir yarış olacaktı. Her 100 metre irtifa kazanımı için mesafeye bir kilometre ekleniyor. Yani 6000 metre irtifa kazanımı toplam mesafeye 60 km olarak ilave edilmekte. 74 + 60 = 134 km. Bu sebeple bu yarış 74 km olmasına rağmen irtifa kazanımından dolayı 100K kategorisi olarak nitelendiriliyor.

Bu yarışın rotası Kaçkar Dağları’nın eteklerinde birçok yayladan geçmekteydi. Huser, çeymakçur yaylası ve Ayder gibi 12 farklı yaylayı tek seferde görmek mümkün olacaktı. Fakat yarış günü yaklaştıkça bu bölgede hava şartları değişti. Fırtına koptu ve Fırtına deresi önüne çıkan her şeyi yıkıp geçti. Tam bir doğal afet yaşanmış diyebiliriz. Neyseki yetkililer son derece azim ve dikkatle çalışarak yarış gününden birkaç gün öncesinde tüm onarımları yaparak bu organizasyonun yapılabilmesini mümkün kıldı. (Mevzu bahis olmuşken bu onarımlarda ve organizasyonda çalışan herkese teşekkürlerimi iletiyorum.)

Sapanca Ultra Medium Trail 40K 2025

Bu yıl harika bir yarış oldu. Rotaların tamamı güncellenmişti. Büyük oranda daha önce hiç koşmadığımız yerlerden geçtik. Sapanca Ultra Maratonu’nun ilk yıllarındaki gibi sık bitki örtüsüyle kaplı dar patikalardan, özgürce akan su kaynaklarından ve dikkat gerektiren zor yerlerden geçtik. Zaman içinde orman yollarından koşulan bir yarışa evrildiği için nispeten kolay bir kros yarışı olarak bildiğimiz bu yarış artık oldukça zor bir patika yarışı. Tanıdığım kişiler arasında hemen hemen herkes yarışın zorlaştığı konusunda hemfikir. Diğer yandan herkes yarışın çok daha iyi bir hale geldiği konusunda da hemfikir.

Yarış büyük oranda hala koşulabilir bir parkura sahip fakat yol yarışlarına alışık insanlar için uygun değil. En azından patika yarışlarının ne olduğu konusunda bir miktar bilgi sahibi olmak gerekli. Neyle karşılaşacağını bilmeyenler bu yarışta çok zorlanacaktır. Patika ayakkabısı giymek şart. Su kaynaklarını geçişlerde ve vadilerdeyse dikkatli olmak hayati önem arzediyor. Baton kullanabileceğiniz yerler kısıtlı olduğu için artık baton kullanmanın çok faydalı olmayacağını söyleyebilirim ama her parkurda hala ciddi irtifa kazanımı mevcut. Kısacası Sapanca Ultra Maratonu yepyeni bir yarışa dönüşmüş. Ve bence hala Türkiye’deki en iyi ilk beş patika yarıştan biri.

İznik Ultra Derbent Patika Koşusu 25K 2025

Bu yarışın pazar günü olmasını seviyorum. Sabah kalkıp İznik‘e gelmek ve tüm günü İznik’te geçirmek harika bir gün geçirmeme sebep oluyor. Şansıma her geldiğimde de güzel bir havaya rastlıyorum. İznik bizi baharın en güzel haliyle karşılıyor. Bu mevsimde mis gibi de kokuyor buralar. Zeytin ağaçlarının kokusu mu bilmiyorum ama doya doya içime çekiyorum bu güzel kokuyu. “İznik Kokusu” diyelim buna. Çünkü gölün, toprağın, meyve ağaçlarının ve dağların kokusu birbirine karışıyor buralarda.

Günün birinde daha uzun mesafeler koşmak istersem, geleceğim ilk yer İznik olacak. Ama şimdilik maraton mesafesini pek geçmek istemiyorum. Hızlı koşmaya çalışmak beni daha çok motive ediyor. Tabii bir gün ben de pes edip koşuların tadını çıkarmaya başlayacağım ama o gün gelene kadar yapabildiğim kadar hızlı koşmaya çalışmak istiyorum. Bu sebeple 2025 yılında, yine 25K parkurundaydım.

Daha önceki yıllarda olduğu gibi sabah erken bir saatte kalkıp İznik’e geldim. Organizasyon alanına ulaşmak çok kolay oluyor. Park problemi vesaire de yok. Ben geldiğimde hareketlilik başlamıştı. Stantların bazıları açılmış ve insanlar gezmeye başlamıştı. Hemen yarış numaramı aldım. Kontroller hızlıca yapıldı. Organizasyon yıllardır bu işi yaptığı için zaten bir aksilik çıkmasını beklemiyordum. Her şey yolundaydı.

Vienna City Marathon 42K 2025

Nisan ayının ilk haftasında Viyana Maratonu’nda koştum. Hayatım boyunca koştuğum en soğuk yarıştı. Büyük Atatürk Koşusu‘nda kar yağarken koştuğumda bile bu kadar üşümemiştim. Termometreler sıfıra yakın gösteriyordu ama saatte 20-30 kilometre hızlara ulaşan rüzgar hissedilir sıcaklığı önemli derecede değiştiriyordu. Yarışın başından sonuna kadar soğuktan titredim…

Cumartesi günü kitlerimizi Max Hall adında bir fuar kompleksinden aldık. Merkeze yakın bir yerdi. Ulaşımı da kolaydı. Fakat fuar alanına yaklaştığımızda herhangi bir yönlendirmeyle karşılaşmamamız kafamızı karştırdı. Fuar alanının kapısına gelene kadar nereye gideceğimizi bilemedik. Bu konuda telefonumdaki navigasyon uygulamasına güvenmekten başka bir çarem yoktu. Halbu ki metro istasyonundan sonra basit yönlendirmeler işi kolaylaştırabilirdi.

Fuar alanı büyüktü ve çok fazla stant vardı. Neredeyse İstanbul Maratonu’na denk ya da fazlası diyebilirim. Kitlerimizi sorunsuz bir şekilde aldık. Bize birkaç gün önce gönderdikleri “Marathon Pass” görseli ve pasaport ile tüm işlemlerimiz halloldu. Sonrasında alışveriş stantlarını gezip, vakit geçirdik…

Zurich Seville Marathon 42K 2025

Kaldığım otelde kahvaltı yoktu. Bu sebeple marketten aldığım muzlardan bir tanesini kahvaltı niyetiyle tükettim. Aç değildim. Ama yine de otelden ayrılmadan önce bir tane daha muz yedim. Bu arada kalktığım andan itibaren içmeye başladığım yarım litrelik suyu da bitirdim.

Hava güzeldi bu sebeple sadece tişörtle otelden ayrıldım. Hafif tempo koşarak yarış alanına gittim. Oraya vardığımda binlerce insanın bir araya gelmiş olduğunu ve büyük bir kaos yaşandığını gördüm. Katılımcıları dar bir koridora yönlendiriyorlardı. Dolayısıyla sıkışık ve sıkıntılı bir alan oluşmuştu. Sanırım sadece göğüs numaralarını kontrol etmeye çalışıyorlardı. Bu hengameyi atlatıp alana geçtiğimde yarış başlamıştı. Biraz gerilerde kalıp ben de yarışa başladım.

İlk beş kilometre oldukça kalabalık bir gurupla koştum. Sonrasında yavaş yavaş bana yakın hızlarda insanlarla koşmaya başladım. Buraya gelene kadar bir sağdan bir soldan geçmek zorunda kaldığım insanlar oldu. Gereksiz yere yavaşladığım ve gereksiz yere hızlandığım da oldu. Yaklaşık iki yüz metre fazladan gittim sanırım. Saatim buradan sonraki tüm kontrol noktalarında olması gerekenden iki yüz metre fazla ölçüp durdu.

Hendek (Dikmen Yaylası) Ultra Trail 24K 2024

Dikmen Yaylası‘nı¹ uzun zaman önce duymuştum. Görenler güzelliğini anlata anlata bitiremiyordu. Oraya ulaşmak için dağ sıralarını aşmak ve iki arabanın anca geçebileceği dar bir yolda en az bir saat ilerlemek gerekiyormuş. Bu arada karşılaşacağınız manzaraları izlemeye doyamazmışsınız. Oraya varana kadar da nereye gittiğinizi göremezmişsiniz çünkü bitki örtüsü o kadar sık ve çeşitliymiş ki sanki ağaçlardan bir tüneli geçiyormuşsunuz gibi bir his uyanırmış insanda.

Bana oraları görmek bu saate kadar nasip olmamıştı. Duyduklarım merakımı körüklemiş ama bir türlü gidememiştim. Burada bir yarış organizasyonu olacağını duyunca gerçekten çok sevindim. Hem sevdiğim bir aktiviteyi yapacak hem de Dikmen Yaylası’nı doya doya gezebilecektim. İşin aslı buralarda yalnız gezmeye korkuyorum. Buraların doğası hâlâ el deymemiş bir şekilde korunuyor. Birkaç yol yapılmış olabilir ama o yollar artık yabani hayvanlara ait. Bunu bilmek ister istemez endişelendiriyor beni. Tabii yaylada bir organizasyonun olması insan popülasyonunun artması demek. Aynı zamanda birkaç günlüğüne oraların insanlara kalması demek de oluyor. Bu bana göre Hendek Ultra’ya katılmak için yeterli bir sebepti.

Kayıtlarımızı iki ay öncesinden yaptık. Tanıdığım 20-30 kadar kişi beraber gidecektik. Hatta önceden gidip kamp yapmayı da düşünmedik değil. Fakat yarış günü yaklaştıkça organizasyonun iptal olacağına dair bir izlenime kapıldık. Zira herhangi bir bildirim yapılmıyordu. Bu yarış olacak mı? Olursa nasıl olacak? Saat kaçta başlayacak? Program ne? Son âna kadar hiçbir şey bilmiyorduk. Bu sebeple gurubumuzun yarısı organizasyona katılmama kararı aldı. Çünkü belirsizlik herkesin durup dururken girmek istediği bir stres değil.

Sapanca Ultra Medium Trail 40K 2024

Bu yarışı seviyorum. Teknik bir parkuru yok. Dağcılık faaliyetine dönüşen yarışlardan değil. O tarz yarışların ayrı bir yeri var tabii ki ama ben büyük oranda koşulabilir arazi yarışlarını seviyorum. “Dağ Aşma” maratonlarını ya da “Sky” maratonlarını değil. Tırmanış olmalı ama bu yokuşları koşarak çıkabilmeliyim. Önümdeki insanları beklemek zorunda kalacağım tek kişilik geçişler olmamalı. Özellikle daha yarışın başında önümdeki insanları beklemek zorunda kaldığım bir yarışa katılmayı asla istemem. İdeal bir yarışta en azından ilk 5 kilometrenin geniş bir yolda olmasını beklerim. Bu sayede hızlı koşucular daha hızlı başlayabilir ve parkurda sıkışma yaşanmaz. Sapanca Ultra Maratonu istediğim bu özelliklere sahip. Şayet günün birinde 100K ve üstü gibi bir mesafe eklenirse, şu ana kadar hiç koşmadığım bu mesafeleri bu coğrafyada deneyimlemek isterim.

Sapanca doğa harikası bir yer. Farklı hava koşullarında farklı güzellikler barındırıyor. Geçen yıl sağanak yağmur altında bambaşka bir yarış koşmuştuk ama bu yıl çok sıcak bir havada daha başka bir yarış koştuk. Sapanca’nın bize göstereceği daha çok güzellikleri olduğuna eminim. İmkânım el verdikçe kısa veya uzun mesafe ayırdetmeksizin bu yarışa katılmaya devam edeceğim.

Bu yılki edisyonda 40K parkurundaydım. Çok keyifli bir yarış geçirdim. Mükemmel şartlarda ve kondisyonumun iyi olduğu bir zamanda istediğim gibi sürdürebildiğim bir yarış oldu. Parkuru biliyor olmamın avantajını kullanıp, yarışın sonuna kadar planladığım gibi koşabildim…

İznik Ultra Derbent Patika Koşusu 25K 2024

Geçen yıl Ramazan ayına denk geldiği için İznik Ultra’ya katılamadım. Şayet katılmış olsaydım büyük ihtimalle daha uzun bir mesafe koşmaya çalışırdım. Bu yıl ise yarış mesafelerine bakış açım değişti. Kısa ve daha hızlı koşabileceğim mesafelere katılmaya karar verdim. Önce Antalya’da 21K, sonra İznik’te 25K ve ardından İstanbul’da yine 21K koştum. Antalya’da en iyi süremi elde edemedim ama istediğim gibi bir yarış koşabilmiştim. Bu motivasyonla İznik 25K parkurunda önceki yıldan daha iyi bir süre elde etmeye çalıştım ve beklediğimden daha iyi bir süre koşabildim. Herhangi bir kürsü başarısı elde edemedim ama yarışın başından sonuna kadar mücadelemi sürdürebildim. Bu sebeple bu yarışı hayatım boyunca koştuğum en iyi yarışlar arasına yazıyorum…

Yarış önceki yılların aksine bu yıl pazar günü erken bir saatte koşuldu. Cumartesi öğleden sonra yerine pazar sabahı koşulması çok işimize geldi doğrusu. Zira sabah erkenden gelip yarışı koşabilmek büyük bir rahatlıktı benim için. Yaşadığım şehirden İznik’e ulaşması bir saat kadar bir zaman alıyor. Dolayısıyla İznik’te konaklamak zorunda kalmadım. Sadece yarış numaramı alabilmek için bir saat kadar erken gelmem yeterli oldu.

Runtalya Antalya Maratonu 21K 2024

Planım çok farklıydı. Ekim ayından sonra sıkı bir hazırlığa girişmiş ve en iyi süremi yapabilmek için maraton antrenmanlarına başlamıştım. İki ay boyunca her şey yolunda gitti. Aralık ayı sonunda Ankara’da hazırlık yarışı olarak Büyük Atatürk Koşusunda koştum. Bu yarış pek hayal ettiğim gibi olmadı. Mesafeyi kısaltmışlardı ve sağanak yağmur altında beklemek zorunda kalmıştım. Bir ara bu yarışın hikayesini de yazacağım ama şimdilik şartların istediğim gibi gelişmediğini söylemekle yetineceğim. Zira bu olumsuzluklar yarıştan sonra hasta olmama ve en az iki hafta boyunca doğru dürüst koşamamama sebep oldu. Bir koşucunun her zaman sağlam bahaneleri vardır. Olmak zorundadır da. Bu bahaneler bizi bir sonraki yarış için kamçılar. Sonuç itibariyle maraton hazırlığım istediğim gibi gitmediği için ocak ayının sonunda kaydımı yarı maratona geçirdim.

Kaydımı yarı maratona geçirmek zihnimi çok rahatlattı. Ayrıca bedenimin aşırı stres altında çok hırpalanmış olduğunun farkına vardım. Bir yandan hastalığın getirdiği zorlanma diğer yandan maratona hazırlanamıyor olmanın verdiği gerginlik beni çok yıpratmış. Bunu kaydımı yarı maratona geçirdiğim gün anladım. Görünmez ve fark edemediğim bir mengene arasında tüm gün sıkışmış gibi yaşıyormuşum. Maraton koşamayacağım için üzgündüm ama sonunda rahatladığım için de çok mutluydum.