Yarış Günü Gelip Çatınca

Yarış öncesinde hiç sakin bir gün geçirebilmiş değilim. Ya seyahat ediyor ya da iş yerinden erken çıkabilmek için koşturuyor olurum. Bu telaş ve stres başlangıç çizgisine gelene kadar sürer. Yarış başladıktan dakikalar sonra endişeler enerjiye, heyecan huzura dönüşür. Şayet koşuyorsam, artık her şey yolunda demektir. Kalp ritmim yavaş yavaş artmaya ve vücudum ısınmaya başlar. Haftalardır takip ettiğim antreman planının son koşusunda olurum, başlamak gerçek anlamda bitirmek olur.

Katıldığım yarışların neredeyse tamamı yaşadığım şehrin dışında bir yerlerde oluyor. Bu sebeple benim için yarış demek kısa ya da uzun bir seyahat etmek demek. Bazen yarıştan bir kaç gün öncesi bazen de yarış sabahı seyahat ediyor olurum. Başlangıç çizgisine sağ salim ve vaktinde varmak asıl hedef olur.

Continue reading “Yarış Günü Gelip Çatınca”

Yarışa İki Hafta Kala Koşularım Azalır

Yarışa hazırlık döneminde kalan son bir ya da iki hafta, yabancı dilde “tapering” diye adlandırılan, antremanları kademeli olarak azaltıp bitirme evresidir. Bu bağlamda bir hazırlık döneminin en eğlenceli ve en keyifli zamanı son iki haftasıdır. Antremanlar planlı olarak hafifletilir ve yarış günü için güç toplamak hedeflenir. Artık antremanlar sizi zorlamadığı için her koşudan sonra kendinizi harika hissetmeye başlarsınız. Beslenmenize dikkat edersiniz ama kaçamak yapmak daha masum görünür. Uzun zamandır yapmak istediğiniz şeyleri yapacak vaktiniz dahi olur.

Continue reading “Yarışa İki Hafta Kala Koşularım Azalır”

Yarışa Altı Hafta Kala Aldığım Notlar

Çok uzun olmayan bir zaman önce antremanlarıma dair küçük notlar almaya başlamıştım; kendimi nasıl hissettiğimden tutun da bir sonraki hazırlık döneminde işime yarayacak uyarılara kadar. Yalnız bu notlar profesyonelce alınmış notlar değil. Sadece ciddi bir amatörün aklında kalanlar diyelim. Bir hazırlık dönemi bitiyor ve bir başkasına başlıyoruz bu bağlamda çok sık aynı şeylere ihtiyaç duyabiliyoruz, bu sebeple antremanlarıma dair hatırlamak istediğim ve önemli gördüğüm şeyleri “Notlar” etiketi altında yazıyor olacağım.

Continue reading “Yarışa Altı Hafta Kala Aldığım Notlar”

Enerji Jelleri İle İmtihanım

Yapılan araştırmalar, yüksek performanslı bir aktivite yapıldığında enerjinin karbonhidratlar tarafından karşılandığını gösteriyor. Hali hazırda vücudumuzda, bir kaç saatlik aktiviteye yetecek kadar, depolanmış karbonhidratlar, yani glikojen bulunur. Glikojen, kaslarımızda ve karaciğerimizde depolanmaktadır. Karaciğerdeki glikojen özellikle beyin için rezerve edildiği için bu enerjiyi sonuna kadar kullanmamızın tehlikeli olduğu söylenir. Glikojen depolarımızı tükettiğimizde “duvara çarpmak” diye tabir edilen bir çöküş yaşarız. Bu durumu yaşayanlar farklı sonuçlar beyan etselerde varılan ortak nokta şudur ki; yarış hedefinizi tutturamayacaksınızdır.

Continue reading “Enerji Jelleri İle İmtihanım”

Antreman Dediğimde Kastettiğim Şey

Sportif gelişim düzenli antreman yapmakla mümkün oluyor. Aslında bu durum hayattaki her alanda da geçerli. Peki antreman nedir? Antreman dediğimiz şey aslında ustalaşmak istediğiniz şeyin düzenli olarak pratiğini yapmak demektir. Şu an size antreman kelimesinin sözlük anlamından bahsedecek değilim, bunu farklı şekillerde anlatan yüzlerce kaynak bulabilirsiniz. Benim bugün size anlatmak istediğim, koşu antremanında neyi hedeflediğimiz ve nasıl sonuç aldığımız olacak.

Continue reading “Antreman Dediğimde Kastettiğim Şey”

Konuşuyorum Ama Duygudan Yoksun

Bazıları bana öğretmen gibi konuştuğumu söyler; açık, net ve anlaşılır. Bu, işim icabı edindiğim bir özellik. İşletmeci olduğum için tam olarak anlaşılma ihtiyacı hissediyorum veya bir anlaşma yapmak gerektiğinde yanlış anlaşılmaya mahal vermemem gerekiyor. Bu sebeble mecazi anlamda bir şey söylemem, duyduğunuz şey tam olarak söylediğim şeydir. Ayrıca, konuştuğum insanla mesafemi her şartta korurum. İşte bu da beni konuşmasının içine duygusunu karıştırmayan biri yapıyor.

Continue reading “Konuşuyorum Ama Duygudan Yoksun”

Sesinizin Duyulmadığı Sosyal Medya Zamanları

Sosyal medya kavramının hayatımıza girdiği ilk yıllarda, internet kullanıcı sayısı az ve kaliteli içerik oluşturma çabası vardı. Bu zamanlarda yazdığınız veya paylaştığınız bir şey ilgi görür ve meraklısına ulaşırdı.

Daha fazla insan sosyal medyada paylaşım yapmaya başladıktan sonra kendi kendinize konuşuyormuşsunuz gibi bir his oluşmaya başladı. Paylaştıklarınız daha az insan tarafından görülüyor ve meraklısı olmayan kişilere ulaşıyordu. Herkesin ortalama onlarca insanı takip ettiğini düşünürsek her paylaşımın görülme şansı da iyiden iyiye azalmıştı. Paylaşılan nesnelerin adedi çoğaldıkça, yetişmek için daha çok çabalamaya ve daha çok vakit harcamaya başlamıştık.

Continue reading “Sesinizin Duyulmadığı Sosyal Medya Zamanları”