İçeriğe geç

Etiket: Ultra Trail

Sapanca Ultra Medium Trail 40K 2026

Bugün Sapanca Ultra Trail’in Medium Trail 40K parkurundaydım. Katılımın oldukça yüksek olduğu yarış, daha ilk metrelerden itibaren bizi ormanın derinliklerine taşıdı. Parkurun neredeyse tamamı patikalardan oluşuyordu. Yarış boyunca asfaltla karşılaşmadık diyebilirim. Kökler, taşlar, dar geçişler ve teknik bölümler zaman zaman koşmayı oldukça zorlaştırdı. Önümüze çıkan doğal engeller ise yarışın karakterini belirleyen unsurlardan biriydi.

Yarış başladığında hava sıcaklığı zaten yüksekti. Saatler ilerledikçe sıcaklık daha da arttı ve ormanın içindeki yoğun nemle birleşince nefes almak zorlaştı. Geçen yıl aynı parkuru koştuğumda hava sıcaklığı neredeyse on derece daha düşüktü. Bu nedenle bu yıl çok daha farklı şartlarla mücadele etmek zorunda kaldım.

42 kilometrelik parkur, 1.500 metreden fazla irtifa kazanımına sahip. Yarışın başından sonuna kadar devam eden uzun tırmanışlar nedeniyle birçok noktada yürümek kaçınılmaz hale geliyor. Fakat patikaların bizi götürdüğü yerleri gördükçe harcanan her adımın buna değdiğini düşünüyordum.

İznik Ultra Derbent Patika Koşusu 25K 2026

Baharın gelişini İznik’te bir koşuyla karşılamayı seviyorum. Kış mevsiminin insanın üzerine çöken bir ağırlığı var. Üstelik kış uzadıkça bu ağırlık artıyor. Şansıma, İznik Ultra’nın pazar günü koşulan parkurları hep güneşli ve ılık havalara denk geliyor. Güzel kokular eşliğinde kendimizi hırpalıyor ve baharın tadını çıkarıyoruz.

Karlı bir İznik Ultra hiç görmedim. Cumartesi koşanların fırtınaya yakalandığı yıllar oldu. Bu yıl da gece koşan arkadaşların en büyük derdi soğukla mücadele etmekti. Ama ben pazar sabahı İznik’e geldiğimde yine güzel bir havayla karşılaştım.

Sabah serindi. Hatta bir ara rüzgârlıkla mı koşsam diye düşündüm. Fakat yarış kitlerimizi alıp Derbent’e geçtiğimizde hava yavaş yavaş yumuşamaya başladı. Güneş yükseldikçe sıcaklığın artacağı da belliydi. Bu sebeple yarışa kısa kollu tişörtle başladım.

Cappadocia Ultra Short Trail CST 38K 2025

Bazen düşünüyorum da; patikada koşmak istiyorsanız Kapadokya bunun için en uygun yerlerden biri olabilir.

Bu yıl yola perşembe günü çıktım. Bölgede gezmek istediğim yerlerin büyük kısmını daha önce gördüğüm için seyahatimi tamamen dinlenme odaklı planlamıştım. Hatta önceki yıllardan farklı olarak 63K yerine 38K parkurunu tercih ettim. Bu parkuru daha önce hiç koşmamıştım ancak daha kısa mesafe ve daha az irtifa kazanımı sayesinde yarışın nispeten rahat geçeceğini düşünüyordum. Amacım kendimi yormadan güzel bir hafta sonu geçirmekti.

Ürgüp’e varır varmaz yarış numaramı aldım ve doğruca otele geçtim. Fuar alanını gezmeyi ertesi güne bıraktım. Yol yorgunluğu kendini hissettirmeye başlamıştı. Ayrıca Kapadokya geceleri tahmin edilenden daha soğuk olabiliyor. Bu bölgeye geleceklerin hazırlıklı olmasını tavsiye ederim. Hırka, ceket hatta bazı akşamlar kalın bir mont bile ihtiyaç haline gelebiliyor. Tabii bu biraz da kişinin ne kadar üşüdüğüne bağlı.

İlk akşamı otelin sıcak atmosferinde dinlenerek geçirdim. Ertesi gün dinç bir şekilde uyandım. Kahvaltının ardından güneş kendini göstermeye başlayınca kısa bir koşuya çıkmaya karar verdim. Yaklaşık yarım saat boyunca hafif tempoda koştum ve güzel havanın tadını çıkardım.

Kaçkar by UTMB 50K 2025

Kaçkar Dağları Milli Parkında yıllardır bir ultra maraton düzenleniyor. Bana çok uzak gelen bir yer olması sebebiyle daha önce gitmeyi hiç düşünmedim. Ulaşımın ve konaklamanın ayrıca bir efor istiyor olması sebebiyle bu yarış bana hiç çekici gelmedi. Taki bu yıl uluslararası bir organizasyon tarafından yapılacağı ve Turizm Bakanlığı tarafından destekleneceğini duyana kadar.

Bu gelişmenin yarışa olan katılımı ciddi oranda artıracağını öngörebiliyordum. Bir yarış ne kadar kalabalık olursa beni o kadar cezbediyor. Özellikle patika koşularının kalabalık olması, yarış esnasında kendimi güvende hissetmem için önemli bir etken. Zira ülkemizdeki vahşi hayvan hareketliliği oldukça fazla. Yani bu yarıştan tek beklentim; Kaçkar’ın eteklerinde koşarken yarışın kalabalık olmasıydı.

Birkaç arkadaş birbirimizi teşvik ettik ve sonunda kendimizi 100K kategorisine kaydolmuş bulduk. 100K kategorisi; mesafe ve irtifa kazanımına göre belirlenen bir kategori. Katılacağım bu yarış 74 km uzunluğunda ve toplamda 6000 metre irtifa kazanımlı bir yarış olacaktı. Her 100 metre irtifa kazanımı için mesafeye bir kilometre ekleniyor. Yani 6000 metre irtifa kazanımı toplam mesafeye 60 km olarak ilave edilmekte. 74 + 60 = 134 km. Bu sebeple bu yarış 74 km olmasına rağmen irtifa kazanımından dolayı 100K kategorisi olarak nitelendiriliyor.

Bu yarışın rotası Kaçkar Dağları’nın eteklerinde birçok yayladan geçmekteydi. Huser, çeymakçur yaylası ve Ayder gibi 12 farklı yaylayı tek seferde görmek mümkün olacaktı. Fakat yarış günü yaklaştıkça bu bölgede hava şartları değişti. Fırtına koptu ve Fırtına deresi önüne çıkan her şeyi yıkıp geçti. Tam bir doğal afet yaşanmış diyebiliriz. Neyseki yetkililer son derece azim ve dikkatle çalışarak yarış gününden birkaç gün öncesinde tüm onarımları yaparak bu organizasyonun yapılabilmesini mümkün kıldı. (Mevzu bahis olmuşken bu onarımlarda ve organizasyonda çalışan herkese teşekkürlerimi iletiyorum.)

Sapanca Ultra Medium Trail 40K 2025

Bu yıl harika bir yarış oldu. Rotaların tamamı güncellenmişti. Büyük oranda daha önce hiç koşmadığımız yerlerden geçtik. Sapanca Ultra Maratonu’nun ilk yıllarındaki gibi sık bitki örtüsüyle kaplı dar patikalardan, özgürce akan su kaynaklarından ve dikkat gerektiren zor yerlerden geçtik. Zaman içinde orman yollarından koşulan bir yarışa evrildiği için nispeten kolay bir kros yarışı olarak bildiğimiz bu yarış artık oldukça zor bir patika yarışı. Tanıdığım kişiler arasında hemen hemen herkes yarışın zorlaştığı konusunda hemfikir. Diğer yandan herkes yarışın çok daha iyi bir hale geldiği konusunda da hemfikir.

Yarış büyük oranda hala koşulabilir bir parkura sahip fakat yol yarışlarına alışık insanlar için uygun değil. En azından patika yarışlarının ne olduğu konusunda bir miktar bilgi sahibi olmak gerekli. Neyle karşılaşacağını bilmeyenler bu yarışta çok zorlanacaktır. Patika ayakkabısı giymek şart. Su kaynaklarını geçişlerde ve vadilerdeyse dikkatli olmak hayati önem arzediyor. Baton kullanabileceğiniz yerler kısıtlı olduğu için artık baton kullanmanın çok faydalı olmayacağını söyleyebilirim ama her parkurda hala ciddi irtifa kazanımı mevcut. Kısacası Sapanca Ultra Maratonu yepyeni bir yarışa dönüşmüş. Ve bence hala Türkiye’deki en iyi ilk beş patika yarıştan biri.

İznik Ultra Derbent Patika Koşusu 25K 2025

Bu yarışın pazar günü olmasını seviyorum. Sabah kalkıp İznik‘e gelmek ve tüm günü İznik’te geçirmek harika bir gün geçirmeme sebep oluyor. Şansıma her geldiğimde de güzel bir havaya rastlıyorum. İznik bizi baharın en güzel haliyle karşılıyor. Bu mevsimde mis gibi de kokuyor buralar. Zeytin ağaçlarının kokusu mu bilmiyorum ama doya doya içime çekiyorum bu güzel kokuyu. “İznik Kokusu” diyelim buna. Çünkü gölün, toprağın, meyve ağaçlarının ve dağların kokusu birbirine karışıyor buralarda.

Günün birinde daha uzun mesafeler koşmak istersem, geleceğim ilk yer İznik olacak. Ama şimdilik maraton mesafesini pek geçmek istemiyorum. Hızlı koşmaya çalışmak beni daha çok motive ediyor. Tabii bir gün ben de pes edip koşuların tadını çıkarmaya başlayacağım ama o gün gelene kadar yapabildiğim kadar hızlı koşmaya çalışmak istiyorum. Bu sebeple 2025 yılında, yine 25K parkurundaydım.

Daha önceki yıllarda olduğu gibi sabah erken bir saatte kalkıp İznik’e geldim. Organizasyon alanına ulaşmak çok kolay oluyor. Park problemi vesaire de yok. Ben geldiğimde hareketlilik başlamıştı. Stantların bazıları açılmış ve insanlar gezmeye başlamıştı. Hemen yarış numaramı aldım. Kontroller hızlıca yapıldı. Organizasyon yıllardır bu işi yaptığı için zaten bir aksilik çıkmasını beklemiyordum. Her şey yolundaydı.

Nice Côte d’Azur by UTMB 50K 2024

2024 yılı Ekim ayının ilk haftasında Nice Ultra Trail 50K parkurunu koştum. İki hafta sonrasında koşmayı planladığım Cappadocia Ultra Trail 63K parkuru için antrenman yarışı olmasını planlamıştım. Hem gezip hem de yarış koşabileceğim alternatiflere bakarken, bu yarışın benim için daha uygun olduğunu düşünerek kayıt olmuştum. Evdeki planlar çarşıya uymayabiliyor tabii. Mesela bu yarışın zemininin beni zorlayabileceğini hesaba katmamıştım. Mesafe (54 km) ya da toplam tırmanış (2.000 m) beni korkutmuyordu. Fakat buranın tabiatı o kadar farklıydı ki hiç alışık olmadığım ve antrenmanını yapmadığım bir parkurla karşılaştım. Yarışın ilk saatlerinde akıcı bir tempoyla koşarken ikinci yarıda ağzımın payını almış bir şekilde koşmaya çalışıyordum. Günün sonunda sağlıklı bir şekilde bitirebildim ama bir antrenmandan fazlası oldu. Her zaman olduğu gibi antrenman niyetiyle başladığım bu yarışta da kendimi fazlasıyla hırpaladım. Aslında hatalar silsilesi ile ilerlediğimi söylesem daha doğru olur. En başından başladığımda kendine çok fazla güvenmenin insanı nasıl zor durumlara düşerebileceğini de anlatmış olacağım…

Yarış, Col d’Eze adında küçük bir kasabadan saat 07:30’da başlıyordu. Bu sebeple Nice merkezinden bu kasabaya saat 04:00 – 05:00 arasında servisler vardı. Ben de başlangıç çizgisine ulaşmak zor olacak diye düşünüp erkenden servislerin kalkacağı alana gitmeye karar verdim. Otelden ayrılıp alana vardığımda ilk gelen otobüse atlayıp başlangıç alanına gittim. Böylece yarışa geç kalmak ve başlangıç alanına ulaşamamak stresinden kurtulmuş oldum. Ama.

Salomon Cappadocia Ultra Medium Trail 63K CMT 2024

Kapadokya’da ilk kez koştuğumda bu mesafeyi de ilk kez deneyimliyordum. Bu sebeple bitirmeye odaklanmış ve yarışın herhangi bir bölümünde hızlanmamıştım. O yıl elde ettiğim sonuca (8:10:00) daha sonraki yıllarda yaklaşamadım. Çünkü artık hedefim bu mesafeyi bitirmek değildi. Daha hızlı bitirmekti. Bu sebeple hızlı başlayıp, performanslı koşmaya çalışıyordum. Dolayısıyla Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olup dokuz saate varan sürelerde bitirip durdum.

Bu yıl farklı bir antrenman anlayışıyla hazırlandım ve yarışın sonuna kadar “koşulabilecek her yerde koşmak” hedefiyle ilerledim. Sonuç 7:52:00 oldu. Yani en iyi halimden on sekiz dakika daha iyi. Bu sonuç; antrenman anlayışımı ve yarış stratejimi değiştirmemin yararlı olduğunu düşündürüyor. Zamanla bu düşüncenin doğruluğunu test etmeye devam edeceğim.

Antrenman anlayışımda yaptığım değişiklik; daha az koşmak oldu. Haftalık hacmimi iyice azaltıp, uzun koşularımı daha uzun ve bol tırmanışlı yapmaya çalıştım. Genelde hız ve tempo antrenmanları da yaparak haftalık koşu hacmimi yüksek tutmaya çalışırdım. Oysaki biriken yorgunlukla performansımda kayıplar yaşıyormuşum. Bu dengeyi henüz kurabildiğimi söyleyemem ama mükemmel hacim-yorgunluk dengesine eskisinden daha yakınım. Denemeye devam edeceğim…

Abant Ultra Trail 33K 2024

İkinci kez Abant Ultra’daydım. Geçen yıl 60K parkurunda koşmuştum. Doğa harikası bir coğrafyada saatlerce koştuktan sonra ciğerlerim oksijene doymuştu. Bu yıl 33K parkuruna katılmak istedim. Bu parkurda daha kalabalık ve daha hızlı bir yarış çıkıyor. Ayrıca 60K parkurundan daha kolay olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. 33K parkuru, 60K parkurunun en zorlu bölümünden oluşuyor. Yani sadece bu en zorlu bölümleri daha hızlı geçiyorsunuz. Günün sonunda aynı oranda yorgun düşmeniz beklenebilir. Zira benim için öyle oldu. Daha hızlı gitmeye çalıştım ve bu beni en az uzun parkur kadar yordu.

Koştuğum her yarıştan sonra daha az yarışa katılmam gerektiğini kendime söyleyip duruyorum. Bu yarışlar hem antrenman düzenimi bozuyor hem de toparlanmamı zorlaştırıyor. Bir hedef yarış belirleyip ona odaklansam daha iyi bir yarış çıkarabilirim ama orada da koşayım, arkadaşlarla buna da gideyim derken kendimi iyice hırpalıyorum. Zamanla bunu da öğrenebileceğimi umuyorum.

Hendek (Dikmen Yaylası) Ultra Trail 24K 2024

Dikmen Yaylası‘nı¹ uzun zaman önce duymuştum. Görenler güzelliğini anlata anlata bitiremiyordu. Oraya ulaşmak için dağ sıralarını aşmak ve iki arabanın anca geçebileceği dar bir yolda en az bir saat ilerlemek gerekiyormuş. Bu arada karşılaşacağınız manzaraları izlemeye doyamazmışsınız. Oraya varana kadar da nereye gittiğinizi göremezmişsiniz çünkü bitki örtüsü o kadar sık ve çeşitliymiş ki sanki ağaçlardan bir tüneli geçiyormuşsunuz gibi bir his uyanırmış insanda.

Bana oraları görmek bu saate kadar nasip olmamıştı. Duyduklarım merakımı körüklemiş ama bir türlü gidememiştim. Burada bir yarış organizasyonu olacağını duyunca gerçekten çok sevindim. Hem sevdiğim bir aktiviteyi yapacak hem de Dikmen Yaylası’nı doya doya gezebilecektim. İşin aslı buralarda yalnız gezmeye korkuyorum. Buraların doğası hâlâ el deymemiş bir şekilde korunuyor. Birkaç yol yapılmış olabilir ama o yollar artık yabani hayvanlara ait. Bunu bilmek ister istemez endişelendiriyor beni. Tabii yaylada bir organizasyonun olması insan popülasyonunun artması demek. Aynı zamanda birkaç günlüğüne oraların insanlara kalması demek de oluyor. Bu bana göre Hendek Ultra’ya katılmak için yeterli bir sebepti.

Kayıtlarımızı iki ay öncesinden yaptık. Tanıdığım 20-30 kadar kişi beraber gidecektik. Hatta önceden gidip kamp yapmayı da düşünmedik değil. Fakat yarış günü yaklaştıkça organizasyonun iptal olacağına dair bir izlenime kapıldık. Zira herhangi bir bildirim yapılmıyordu. Bu yarış olacak mı? Olursa nasıl olacak? Saat kaçta başlayacak? Program ne? Son âna kadar hiçbir şey bilmiyorduk. Bu sebeple gurubumuzun yarısı organizasyona katılmama kararı aldı. Çünkü belirsizlik herkesin durup dururken girmek istediği bir stres değil.