Maraton Zombileri Nedir Ve Hangi Zamanlarda Görünür?

Bir maraton koştuğunuzda, büyük ihtimalle sonraki birkaç gün doğru düzgün yürümekte zorluk çekersiniz. Özellikle dizlerinize bağlanan büyük kas kütleleri işlevlerini yerine getiremez. Et kesiği deriz ya, işte durum bu. Merdivenin başına gelince önce söylenirsiniz sonra hızlıca strateji geliştirip korkuluklara sarılarak iner çıkarsınız. Dizlerinizi kırmanız çok acı verir bu sebeple bacaklarınızı sürükleyerek ilerlersiniz. Yürürken dengenizi koruyabilmek için de abartılı derecede dik durur ve adımlarınızı garip garip atarsınız. Bu durumda filmlerde gördüğümüz zombilerden farkınız kalmaz.

Bazı zamanlar bu kişilerin sayısının bir hayli arttığını fark etmiş olabilirsiniz. Böyle bir durumda, bulunduğunuz bölgede bir maraton düzenlenmiş olduğu sonucuna varmamız gayet normal. Hele ki katılımcı sayısının elli bin ve üzerinde olduğu büyük şehir maratonlarını hayal edin. Ertesi gün, şehir maraton zombilerinden geçilmez olur.

Okumaya devam et “Maraton Zombileri Nedir Ve Hangi Zamanlarda Görünür?”

Garmin Runfire Salt Lake Ultra Trail 40K 2019

Geçtiğimiz pazar günü, Uzunetap ekibinin düzenlediği Garmin Runfire Salt Lake Ultra Trail’da 40K koştum. Salt Lake Ultra, namıdiğer Tuz Gölü Ultra Maratonu, Tuz Gölü’nün kıyısında kurulan kamp alanından başlayıp gölün içlerine doğru devam etti. Kuru hava ve yakıcı güneş altında düzenlenen bu koşu yarışı her sene olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla geçti. Koşuyu ve kamp yapmayı sevenlerin özellikle tercih ettiği bu organizasyonda yaş kategorisinde üçüncülük elde ederek hayatımda ilk kez kürsüye çıktım.

O gün Tuz Gölü’de bir kez daha huzur dolu bir sabaha uyanmıştım. Yaz mevsiminde gündüzleri aşırı sıcak olan bu coğrafya, sabahları ise serin bir esintiyle insanı mest eder. Şehrin gürültülü atmosferinin tam tersine; sessiz ve sakindir. Bu anlarda insanın içini huzur kaplar. Sanırım doğada kamp kurup, açık havada uyanmış olmanın en güzel yanı da bu olsa gerek.

Okumaya devam et “Garmin Runfire Salt Lake Ultra Trail 40K 2019”

Bir Daha Görüşmeyelim Tatlı Şeyler!

Uzun zaman önce, sportif yaşam tarzının beni daha mutlu ve huzurlu bir insana dönüştürdüğünü fark ettim. Sportif yaşam ise sağlıklı bir birey olmamı gerektiriyordu. Ben de spor yapabilmek için daha sağlıklı yaşamaya başladım.

Evet, yanlış duymadınız. Ben sağlıklı olmak için spor yapanlardan değilim, spor yapabilmek için sağlıklı yaşayanlardanım. Can boğazdan gelir ya da boğazdan çıkar diyerek; yediğime ve içtiğime dikkat ederim. Kaynağı belli olmayan şeylere yaklaşmam, içime sinmeyen şeylerden de uzak dururum.

Zaman içinde, daha sağlıklı bir hayatı nasıl yaşarım diyerek ulaşabildiğim tüm kaynakları okudum ve notlar aldım. Hayatım boyunca çok sevdiğim ama şimdilerde ezeli düşmanım olan “endüstriyel şeker” ile yollarımız o zamanlarda ayrıldı.

Okumaya devam et “Bir Daha Görüşmeyelim Tatlı Şeyler!”

Perhizimi Bozdum Da Geldim

Bir bayram daha geçti. Hem öncesinde hem de sonrasında oldukça yoğun bir iş dönemi geçirdim. İzin dönemi de olmasına istinaden pek yazacak vaktim olmadı. Daha doğrusu; okumadığım için yazmadım.

Yazmak ile okumak benim bünyemde paralel bir işlev. Biraz biraz ikisininde hayatımda olması gerekiyor. Yoğunluğum sebebiyle gündüzleri kitabı açamıyordum. Akşamları ise gözlerimi bir yere odaklayamayacak kadar yorgundum. Birkaç kez okumak için oturduysam da gözlerim hemen bulanmaya başladı. Bu gibi durumlarda okuduğumu anlamakta güçlük çektiğimi biliyorum bu sebeple okumaya çalışmanın manası yoktu.

Hiç okumadan neredeyse iki hafta geçti. Düzenli olarak okumaya başladığımdan beri ilk kez bu kadar uzun bir ara verdim. Kitap okuma perhizim bozuldu. Artık zihnimi daha güçsüz hissediyorum. Sanki her an kitap okumayı boşverecekmişim gibi. Ama elbette öyle kolay pes edecek değilim. Her şey düzene girerse problem çözülür. Eski düzenimden de hayır gelmezse kendime yeni bir düzen kurarım ve bir şekilde okumaya dönerim.

Okumaya devam et “Perhizimi Bozdum Da Geldim”

İstanbul’u Koşuyorum 2019 Üsküdar Etabı

Temmuz sonunda düzenlenmesi planlanan Tuz Gölü Ultra Maratonu ertelenince, karşıma çıkan en iyi alternatif 10 kilometrelik İstanbul’u Koşuyorum 2019 Üsküdar Etabı oldu. Sıcakta yapılacak 40 kilometrelik bir yarışa hazırlandığım için kısa mesafede iyi bir süre çıkartabilmeyi beklemiyordum. Bu mevsimde hızım iyice düşmüş ve son iki aydır antrenmanlarım daha çok dayanıklılık üzerine kurulmuştu. Sadece birkaç hız antrenmanı yaparak bu yarışa katıldım.

Daha önceleri yaptığımız gibi yarış sabahı Sakarya’dan İstanbul’a geldik. Başlangıç alanına vardığımızda saat 08:30’du. Hazırlıklarımızı tamamlayıp yerimizi aldık. Öncesinde ısınma koşusu yapacak vaktimiz kalmadı çünkü kalabalık başlangıç çizgisinde yerini almaya başlamıştı. Biz de aceleyle kendimize bir yer bulduk.

Okumaya devam et “İstanbul’u Koşuyorum 2019 Üsküdar Etabı”

Sıcakta Koşarken Önemli Bazı Hususlar

Serin havalarda koşmak çok keyiflidir ama sıcak havalarda bu keyiften bahsetmek pek mümkün olmayabiliyor. Çünkü hava sıcaklıklarının artması yaptığınız aktivite performansınızı olumsuz etkiler. Vücudun soğutulabilmesi ve vücut ısınızın hayati değerleri aşmaması gerekir. Şayet sıcakta koşuyorsanız, ister istemez hızınız düşer ve mesafelere karşı dayanma gücünüz zayıflar.

Hava sıcaklığı ne kadar yüksekse, performansınız da o oranda düşer. Aşırı sıcakta ve güneş altında bir şeyler yapıyorsanız bu durum sizi her zamankinden daha fazla zorlayacaktır. Bu durumda ya dışarıdan bir müdahaleyle soğumanız ya da antrenman şiddetini azaltıp, vücudun soğutma sisteminin sizin temponuza yetişebilmesini sağlamalısınız.

Sıcak havalarda koşarken faydalı olacak 7 madde belirledim. Bu maddeler zaman içinde tecrübe ederek, zor yoldan öğrenmek zorunda kaldığım hususlar. Sizlere tavsiyem bu maddeleri değerlendirip, önemini gözardı etmemenizdir zira aşırı sıcaklıklarda yaptığınız tüm aktiviteler için ihtiyacınız olabilir. Antrenmanda veya yarışta olsun dikkat edilmesi gereken hususlar aynıdır. Dikkatli olmanız aktiviteyi keyifle tamamlamanıza fayda sağlayacaktır.

Okumaya devam et “Sıcakta Koşarken Önemli Bazı Hususlar”

Yarıştan Sonra Nasıl Toparlandım?

Geçen hafta harika bir yarış koştum. Yarış öncesi kendimi çok iyi hissediyordum. Bu pozitif halimden dolayı yarışı daha iddialı koşabildim. Hal böyle olunca tabi ki eldeki tüm kaynakları tüketmiş oldum. Diğer zamanların aksine yarış, kendi yaşadığım şehirde olunca, sonrasında seyahat etmem gerekmedi. Bu durum da toparlanmamı hızlandırdı.

Geçmişte toparlanma üzerine yaptığım hataları bu sefer tekrarlamamaya özen gösterdim. Aslında temelde hiçbir şey yapmadım. Önemli olan nokta da buydu aslında; daha önceki yarışlarımdan sonra dinlenmeye yeterince özen göstermemiş hatta hemen antrenmanlara dönmüştüm. Bu sebeple Pazar gününden Cuma gününe kadar hiç koşmadım. Tabi bu sürekli antrenman yapan biri için oldukça zor bir durum. Enerjim hızla geri gelirken, koşmamak için kendimi zor tuttum.

Okumaya devam et “Yarıştan Sonra Nasıl Toparlandım?”

Papatya Çayı İçenleri Bekleyen Tehlike

Papatya çok güzel bir çiçek. Kokusunu beğendiğimi söyleyemem ama çayını demleyip bir süre düzenli olarak içtikten sonra tadını beğenmeye başlamıştım. Çayını demleme fikri de televizyondaki bir programda faydalarını duyduktan sonra aklıma girmişti. Anlatıldığına göre yüzyıllardır tıp alanında tedavi edici bir kaynak olarak kullanılıyormuş. Uykuyu kolaylaştırıcı etkisi olduğunu da duyunca hemen ilgimi çekmişti.

İlk fırsatta aktara gidip küçük bir torba kurutulmuş papatya almıştım. Önce çaydanlığın demliğiyle demlemeye başladım. Papatya çayına tutkulu derecede bağlandığımda ise evimde üç çeşit papatya çayı ve onlarca demleme aparatı olmuştu.

Okumaya devam et “Papatya Çayı İçenleri Bekleyen Tehlike”

Yavaş Yavaş Yine Forma Giriyorum

Art arda iki kez maraton mesafesini koşmak, formda biri için üstesinden gelinebilecek bir şey. Ama ben her iki yarışı da yüksek performansla koşmaya kalkarak ciddi bir hata yaptım. Koşudan günler sonra vücudum parçalara ayrılmaya başladı. Hani cam bir vazonun küçük bir hasar alıp, her gün üstündeki çatlağın büyümesi ve sonunda kendi kendine parçalanması gibi.

Son yarışımın üstünden kırk gün geçti ve halen gerçek anlamda toparlanabilmiş değilim. Sol bacağımdaki ağrıyla başlayan sıkıntılar bugüne kadar sürdü. Hatta geçen hafta solunum yolları enfeksiyonu geçiriyordum. Neyse ki bu haftaya iyi başladım.

Okumaya devam et “Yavaş Yavaş Yine Forma Giriyorum”

Ramazan Ayında Koşu Antrenmanları Ve Beslenme

Sportif gelişimde dengeli beslenme, antrenman yapmak kadar önemlidir. Biri olmadan diğeri de olmaz. Peki Ramazan ayı geldiğinde oruç tutmak ile antrenman yapmak arasında bir seçim mi yapmamız gerekiyor? Bu sorunun cevabını aradım ve şahsıma özel cevaplar buldum.

Oruç tutmamak gibi bir seçeneğim olamazdı. Bu durumda farklı bir cevap arayışına girdim. Çevremdeki antrenörlerle konuştum. İnternet ortamında farklı görüşleri araştırdım. Sonuç olarak, oruç tutmaya devam ederken antrenman yapılabileceğine kanaat getirdim. Yeterli kaloriyi ve sıvıyı alabildiğim sürece beslenme konusunda bir problemim olmayacaktı. Dinlenmek için ayırdığım zamanı bir miktar kısmam ve antrenman sürelerimi ya da antrenmanların şiddetini azaltmam gerekebilirdi. Ama bir şekilde antrenman yapmaya devam edebilirdim.

Okumaya devam et “Ramazan Ayında Koşu Antrenmanları Ve Beslenme”