Ramazan Bayramının Ardından

Elimden geldiğince dolu dolu yaşamaya çalıştığım bir Ramazan ayı oldu. Ardından yoğun bir bayram haftası geçirdim. Her ne kadar yoğun da olsam, bir yolunu bulup koşu antremanlarıma da devam ettim. Hal böyle olunca, hafta sonu yorgun ve bitkin bir hale geldim.

Geri dönüp baktığımda vaktimi boşa geçirmemiş olduğumu görüyor ve bu durumdan hoşnut oluyorum. Malum zaman geçiyor ve bazen bunun farkına vardığımızda geç kalmış oluyoruz.

Bu haftanın genel bir değerlendirmesini yapacak olursam; bayram ve bayram telaşıyla geçtiğini söyleyebilirim. Bunun anlamı bol bol akraba ve dost ziyaretlerinde bulunmuş olduğumdur. Doğru düzgün evde oturmadım. Geceleri eve geç saatlerde gelip, geldiğimde de hemen yatıp uyudum. Bu arada yazabilecek vakit bulamadığım gibi okumaya da çok az bir vakit ayırabildim.

Continue reading “Ramazan Bayramının Ardından”

Darıca Yarı Maratonu 2017

Ekim ayının ortasına gelmiştik, hava ne sıcak ne de soğuktu artık. Yazdan kalma, harika bir pazar sabahı olduğunu hatırlıyorum. İnsanın sadece uyanabildiği için, ne kadar şükretse az olacağı o günlerden biriydi. Pozitif duygularla dolup taştığınız ve daha enerjik olduğunuz günlerden. Kısacası koşmak için daha iyi bir gün düşünülemezdi.

O gün Kocaeli iline bağlı Darıca ilçesinde düzenlenecek olan yarı maratona katılacaktık. Yarış kitlerimizi önceden almıştık. Pazar sabahı buluşup grup halinde yarışın yapılacağı bölgeye hususi aracımızla intikal ettik. Park yeri ararken, Darıca sakinleri sağolsunlar, bizi yönlendirdiler ve başlangıç alanına çok yakın bir yere arabamızı bırakabildik.

Continue reading “Darıca Yarı Maratonu 2017”

Az Bilmek İçin Çok Okumak Gerekir

Birkaç gün önce YouTube’de bir kitap söyleşisi izledim. “Galip Çağ ile Ustaların Çağ’ı” programının bu bölümdeki konusu Kemal Tahir’in Kurt Kanunu isimli eseriydi. Her zamanki gibi çok hoş ve dolu bir sohbet oldu. Sohbetin bir yerinde Galip Çağ, Peyami Safa’nın “Az bilmek için çok okumak gerekir.” sözünü hatırlattı. Bu sözü unutmamak için bloğuma yazmaya karar verdim. Bu arada, şayet bir kitap severseniz veya en azından kitaplara yaklaşmak istiyorsanız şiddetle “Ustaların Çağ’ı” programını tavsiye ederim.

Continue reading “Az Bilmek İçin Çok Okumak Gerekir”

Yoğun Bir Hafta Daha Geçti

Geçen hafta işten ve koşudan başka hiçbir şeyle ilgilenmek istemediğim bir hafta oldu. Ay sonu münasebetiyle iş yerinde yapılacak işler artmıştı. Mübarek Ramazan ayının gelişi de ayrı bir telaş yarattı. İş arkadaşlarımızdan biri de eksik olunca, gündüzleri hiç durmadan yapılacak işlerle ilgilendik.

Alışık olmadığım bir yorgunluk ve tükenmişlik hali yaşıyorum. Fiziksel yorgunluktan ziyade zihin yorgunluğu yaşadığımı söylersem daha doğru olur. Bu durum akşamları dışarı çıkmama engel oldu ve geceleri eve kapandım.

Continue reading “Yoğun Bir Hafta Daha Geçti”

Banksy Ve Amélie Sevdasına Ayaklarım Şişti

Artık müze gezmeyi bıraktığım için erken kalmama gerek yoktu. Ayaklarım dün fena hale geldiğinden uzun bir uyku çekip toparlanayım dedim. Buraların havasından mıdır bilemem yine erken kalktım ve istesem de uyuyamadım. Hal böyle olunca programımın güzergahını biraz değiştirip sabah ilk iş bir Banksy sokak resmini aramaya gittim. Bu seferki çok özel bir çalışmaydı; Fransa’da başörtüsünün kısıtlanmasını protesto mahiyetinde, Banksy Napolyon’un resmine kırmızı bir başörtüsü eklemişti. Uzun bir yürüyüşten sonra resmi buldum. Alışıla gelmiş diğer resimler gibi değildi, oldukça büyüktü. Ayrıca birileri bu seferki eseri fleksi camla kaplamış ve böylece zarar görmeden korunabilmiş.

Continue reading “Banksy Ve Amélie Sevdasına Ayaklarım Şişti”

Eyfel Kulesi Ve Hotel Des Invalides

Bu sabah biraz ağırdan aldım. Bacaklarım bu tempoya ayak uyduramaz hale gelmişti. Toparlanmak için biraz fazla uyudum ve otelden her zamankinden daha geç çıktım. İlk hedefim ABD’deki Özgürlük Heykelinin benzerini ziyaret etmekti. Bu heykel bildiğimiz heykeli yapan heykeltraşın diğer bir eseri. Sadece ebat olarak daha ufak. Hatta Dorsay Müzesinde aynı heykelin bir boy daha küçüğü de mevcut. Pazar günkü yazımda Dorsay’ın içinde çekilmiş bir fotoğraf paylaşmıştım, o fotoğrafta görülebilir.

Heykele vardığımda yine de erken sayılabilir bir saatti ve ortalıkta kimse yoktu. Ben ve heykel başbaşaydık. Gerçi yüksek bir kaidenin üstüne konmuş olduğundan pek yakından gördüm de diyemiyorum. Yine de heykeli görmüş oldum.

Continue reading “Eyfel Kulesi Ve Hotel Des Invalides”

Louvre Müzesinden Notre Dame Katedraline

Güzel bir güne uyandım. Neredeyse dün koşmamış gibiydim, ne bir ağrı ne bir sızı hissetmiyordum. Keyfim ve enerjim yerindeydi. Güne bu şekilde başlamak bende rahatlık ve mutluluk yarattı. Önümüzdeki birkaç gün Paris’i gezmek istiyordum. Bedenim gezmeyi kaldıramayacak olsaydı, keyfim kaçardı doğrusu. Izdırap çeke çeke dahi olsa en azından birkaç önemli yeri görmeden dönmezdim ya neyse.

Planımda bugün öncelikli olarak Louvre Müzesi’ni gezmek vardı. Bu müze dünyanın en büyük ve en önemli eserleriden bazılarını barındıran bir müze. Giriş sırasının uzunluğu efsanevi boyutlardaymış. Hal böyle olunca Versay Sarayı’ndan tecrübeyle sabahın erken saatlerinde müzenin kapısındaydım.

Continue reading “Louvre Müzesinden Notre Dame Katedraline”

Pazar Günü Ve Yarış

Malum bugün yarış günüydü. Daha sonra detaylı bir yarış raporu yazacağım ama şimdilik genel anlamda bugün neler olduğunu anlatmak istiyorum. Gerçi bugünün büyük bölümü yarışla geçti ama yine de tek mevzu o değildi.

Sabah ciddi erken bir saatte kalkıp yarış alanına gittim. Genel olarak yarış iyi geçti. Daha önceki derecemi üç dakika iyileştirdim. Tabii ki yeterli gelmiyor insana ama hiç yoktan iyidir.

Continue reading “Pazar Günü Ve Yarış”

Schneider Electric Paris Maratonu 2019 Raporu

Uzun zamandır, uğruna sıkı sıkı antreman yaptığım hedef yarışım bugün. Kritik bir karar vererek altı hafta önce alelacele Antalya Maratonu’nda koştuktan sonra yeterince toparlanabildim mi bilmiyorum. Ama dün gece bebek gibi uyumuş olmamı, yaşadığım stresi Antalya ile Paris arasında paylaştırmış olmama bağlıyorum. Evet, belki de ilk defa yarıştan önceki gece sıkı bir uyku çektim. Bu işlerin yolunda gittiğini gösteriyor.

Lakin hava durumu tahminlerine göre hava sıcaklığının sıfır derece civarında olması bekleniyor. Şayet hava bu kadar soğuk olursa, hedefimi tutturamam. Kendimi biliyorum, soğukta kaslarım hareket edemez hale gelir. Ben daha ziyade sıcağı seven biriyim. Bu yüzden de başkalarına göre fazladan bir kat giyerek koşarım. Rüzgarlık diye tabir edilen çok hafif bir ceket var. Tişört üstüne bir rüzgarlık giyerek koşacağım. Şayet hava ısınırsa bu rüzgarlığı kendi cebine toplayıp elinizde tutabiliyorsunuz. Toplandığında iri bir portakal büyüklüğüne geliyor ve elinize geçirip tutmak zorunda kalmayacağınız bir de lastikli eki mevcut. Yani oldukça kullanışlı ve özellikle koşucular düşünülerek dizayn edilmiş bir şey…

Continue reading “Schneider Electric Paris Maratonu 2019 Raporu”

Versay Sarayında Bir Gün Harcadım

Sabah erkenden kalkıp kahvaltımı yaptım ve çıktım. Bugünkü planım Versay Sarayını ve dönüşte de La Défense noktasını gezmekti. Her iki yer de şehre uzak olduğu için vakit yolda gidip gelirken geçer ve ben de tek bir noktada gezinirsem çok yorulmamış olurum diye düşündüm. Bir aktarma yapıp Versay trenine bindim. Yaklaşık bir saat sonra istasyona vardık. Trendeki herkes saraya doğru ilerlemeye başladı. Ciddi ciddi bir tren dolusu insan saraya doğru gidiyordu. Bu durumu fark edince adımlarımı hızlandırdım. Daha önce sarayın bahçesinde çok sıra oluştuğunu okumuştum, acele edip sıra kapmalıyım diye düşündüm.

Continue reading “Versay Sarayında Bir Gün Harcadım”