Başlamadan Yol Alamayacağımı Biliyordum

Son bir aydır, YouTube’ta videolar yayınlamaya odaklandım. Daha önce kendim için hazırladığım videolar hariç, bir topluluğa göstermek için video hazırlamamıştım. Bir yerden başlamam gerekiyordu çünkü başlamadan yol alamayacağımı biliyordum.

Hazırlık ve planlama süreci çok önemlidir; işinizi kolaylaştırır ve doğrudan sonuca ulaşmanızı sağlar. Düşünüp taşınarak teoriyi geliştirebilirsiniz ama evdeki hesabın çarşıya uymayacağını da hesaba katmak gerek. Bir yerden sonra uygulama her şeyden önemli hale gelir yani harekete geçmeden pratikte bir sonuca varamazsınız.

Okumaya devam et “Başlamadan Yol Alamayacağımı Biliyordum”

15 Temmuz Demokrasi Koşusu

Ülkemizin kıymetli master atletlerinden Ali Turan, 15 Temmuz Demokrasi Ve Milli Birlik Günü dolayısıyla 64 kilometre koştu. Sakarya ilinin Karasu ilçesinden teslim aldığı bayrağı, Sakarya’nın merkez ilçesine teslim etti. Salcano Sakarya BB Pro Team Bisiklet Takımının araçları yol boyunca atletimizi yalnız bırakmadı. Yedi saat boyunca koşan atletimize destek olmak amacıyla, yolculuğunun son kilometrelerinde biz de onunla beraber koştuk. Bu özel etkinliğe dair görüntüleri keyifle izlemeniz dileğiyle.

https://www.youtube.com/watch?v=GcLhG32-lf4

İlk YouTube Videom Yayında

Daha önce bahsettiğim gibi son birkaç haftadır, koşularımı videoya kaydedip yayınlamak üzerine çalışıyorum. Lakin bir şeyler üzerinde gereğinden fazla çalışınca, insan işin içinden çıkamaz hale geliyor. Ben de hazırlamaya çalıştığım ilk videomu olduğu kadarıyla yayınlamaya karar verdim. Genel olarak konseptim görünsün ve yorumlara göre de düzenlemeler yaparım diye düşünüyorum.

Videoyu yayınladıktan dakikalar sonra fark ettim ki video başlığında “Antrenman” yerine “Antreman” yazmışım. Aynı işin üstünde haddinden fazla durmaktan kastım işte bu; en basit hataları bile göremez hale geliyorsun. Böylesi basit bir hatayı kabul edemezdim bu sebeple videoyu düzenleyip tekrar yükledim. Affınıza sığınarak diğer hatalarıyla beğeninize sunuyorum. Lütfen yorumlarınızı paylaşmayı ihmal etmeyin.

Ve üçüncü olarak daha basit bir videoyla başlama kararı aldım. İşler göründüğü kadar kolay işlemiyormuş.

https://www.youtube.com/watch?v=JKXMzhNWgcI

Galiba Ben De YouTuber Olacağım

Son birkaç haftadır aklımda, koşularımı videoya kaydedip yayınlama düşüncesi var. Sapanca Ultra Maratonu’nda koştuktan sonra keşke o güzellikleri videoya kaydedip yayınlayabilseydim diye söylenmeye başladım.

Sonraki günlerde bu düşünceyi hayata geçirmek için gerekli olan şeyleri tespit etmeye ve bu doğrultuda çalışmaya başladım. Zaten yıllardır koşu ile alakalı videolar izliyordum. Yapmak istediğim şeyi biliyordum ama o seviyeye gelebilmem için hangi yoldan gitmem gerektiğini bilmiyordum. Bu sebeple uzun sürecek bir yol haritası çıkardım.

Önce koşarken taşıyabileceğim bir kamera tespit etmeye çalıştım. Bu sektörde birçok alternatif bulunmakla birlikte istediğime uygun olan sadece bir kamera vardı; GoPro Hero 7 Black. Koşu esnasında oluşacak sarsıntıyı en aza indirebilmesi ve çok küçük olması gerekiyordu. Kamerayı nasıl taşırım ve nasıl çekim yaparım diye çok düşündüm. Neredeyse iki hafta sadece bunu düşündüğümü söyleyebilirim. Yarış performansımı etkilemeyecek ya da en az etkileyecek bir yol bulmalıydım. Birçok aksesuar araştırdım ve bana uygun olacağını düşündüğüm bazı aksesuarları satın aldım.

Okumaya devam et “Galiba Ben De YouTuber Olacağım”

Ramazan Bayramının Ardından

Elimden geldiğince dolu dolu yaşamaya çalıştığım bir Ramazan ayı oldu. Ardından yoğun bir bayram haftası geçirdim. Her ne kadar yoğun da olsam, bir yolunu bulup koşu antrenmanlarıma da devam ettim. Hal böyle olunca, hafta sonu yorgun ve bitkin bir hale geldim.

Geri dönüp baktığımda vaktimi boşa geçirmemiş olduğumu görüyor ve bu durumdan hoşnut oluyorum. Malum zaman geçiyor ve bazen bunun farkına vardığımızda geç kalmış oluyoruz.

Bu haftanın genel bir değerlendirmesini yapacak olursam; bayram ve bayram telaşıyla geçtiğini söyleyebilirim. Bunun anlamı bol bol akraba ve dost ziyaretlerinde bulunmuş olduğumdur. Doğru düzgün evde oturmadım. Geceleri eve geç saatlerde gelip, geldiğimde de hemen yatıp uyudum. Bu arada yazabilecek vakit bulamadığım gibi okumaya da çok az bir vakit ayırabildim.

Okumaya devam et “Ramazan Bayramının Ardından”

Darıca Yarı Maratonu 2017

Ekim ayının ortasına gelmiştik, hava ne sıcak ne de soğuktu artık. Yazdan kalma, harika bir pazar sabahı olduğunu hatırlıyorum. İnsanın sadece uyanabildiği için, ne kadar şükretse az olacağı o günlerden biriydi. Pozitif duygularla dolup taştığınız ve daha enerjik olduğunuz günlerden. Kısacası koşmak için daha iyi bir gün düşünülemezdi.

O gün Kocaeli iline bağlı Darıca ilçesinde düzenlenecek olan yarı maratona katılacaktık. Yarış kitlerimizi önceden almıştık. Pazar sabahı buluşup grup halinde yarışın yapılacağı bölgeye hususi aracımızla intikal ettik. Park yeri ararken, Darıca sakinleri sağolsunlar, bizi yönlendirdiler ve başlangıç alanına çok yakın bir yere arabamızı bırakabildik.

Okumaya devam et “Darıca Yarı Maratonu 2017”

Az Bilmek İçin Çok Okumak Gerekir

Birkaç gün önce YouTube’de bir kitap söyleşisi izledim. “Galip Çağ ile Ustaların Çağ’ı” programının bu bölümdeki konusu Kemal Tahir’in Kurt Kanunu isimli eseriydi. Her zamanki gibi çok hoş ve dolu bir sohbet oldu. Sohbetin bir yerinde Galip Çağ, Peyami Safa’nın “Az bilmek için çok okumak gerekir.” sözünü hatırlattı. Bu sözü unutmamak için bloğuma yazmaya karar verdim. Bu arada, şayet bir kitap severseniz veya en azından kitaplara yaklaşmak istiyorsanız şiddetle “Ustaların Çağ’ı” programını tavsiye ederim.

Okumaya devam et “Az Bilmek İçin Çok Okumak Gerekir”

Yoğun Bir Hafta Daha Geçti

Geçen hafta işten ve koşudan başka hiçbir şeyle ilgilenmek istemediğim bir hafta oldu. Ay sonu münasebetiyle iş yerinde yapılacak işler artmıştı. Mübarek Ramazan ayının gelişi de ayrı bir telaş yarattı. İş arkadaşlarımızdan biri de eksik olunca, gündüzleri hiç durmadan yapılacak işlerle ilgilendik.

Alışık olmadığım bir yorgunluk ve tükenmişlik hali yaşıyorum. Fiziksel yorgunluktan ziyade zihin yorgunluğu yaşadığımı söylersem daha doğru olur. Bu durum akşamları dışarı çıkmama engel oldu ve geceleri eve kapandım.

Okumaya devam et “Yoğun Bir Hafta Daha Geçti”

Banksy Ve Amélie Sevdasına Ayaklarım Şişti

Artık müze gezmeyi bıraktığım için erken kalmama gerek yoktu. Ayaklarım dün fena hale geldiğinden uzun bir uyku çekip toparlanayım dedim. Buraların havasından mıdır bilemem yine erken kalktım ve istesem de uyuyamadım. Hal böyle olunca programımın güzergahını biraz değiştirip sabah ilk iş bir Banksy sokak resmini aramaya gittim. Bu seferki çok özel bir çalışmaydı; Fransa’da başörtüsünün kısıtlanmasını protesto mahiyetinde, Banksy Napolyon’un resmine kırmızı bir başörtüsü eklemişti. Uzun bir yürüyüşten sonra resmi buldum. Alışıla gelmiş diğer resimler gibi değildi, oldukça büyüktü. Ayrıca birileri bu seferki eseri fleksi camla kaplamış ve böylece zarar görmeden korunabilmiş.

Okumaya devam et “Banksy Ve Amélie Sevdasına Ayaklarım Şişti”

Eyfel Kulesi Ve Hotel Des Invalides

Bu sabah biraz ağırdan aldım. Bacaklarım bu tempoya ayak uyduramaz hale gelmişti. Toparlanmak için biraz fazla uyudum ve otelden her zamankinden daha geç çıktım. İlk hedefim ABD’deki Özgürlük Heykelinin benzerini ziyaret etmekti. Bu heykel bildiğimiz heykeli yapan heykeltraşın diğer bir eseri. Sadece ebat olarak daha ufak. Hatta Dorsay Müzesinde aynı heykelin bir boy daha küçüğü de mevcut. Pazar günkü yazımda Dorsay’ın içinde çekilmiş bir fotoğraf paylaşmıştım, o fotoğrafta görülebilir.

Heykele vardığımda yine de erken sayılabilir bir saatti ve ortalıkta kimse yoktu. Ben ve heykel başbaşaydık. Gerçi yüksek bir kaidenin üstüne konmuş olduğundan pek yakından gördüm de diyemiyorum. Yine de heykeli görmüş oldum.

Okumaya devam et “Eyfel Kulesi Ve Hotel Des Invalides”