Vodafone İstanbul Yarı Maratonu 21K 2020

İstanbul Yarı Maratonu, bu yıl ertelenen ikinci yarışımdı. Şayet pandemi ortaya çıkmamış olsaydı; önce Mart ayında Mersin Maratonu’nda, sonra da Nisan’da İstanbul Yarı Maratonu’nda en iyi süremi elde etmek için koşacaktım. Malesef planım umduğum gibi ilerlemedi. Ertelenen yarışların üstüne bir de sokağa çıkma yasakları eklenince kondisyonum günden güne düştü. Canımın sıkılmaya başlamasıyla beraber yaşadığım sürantrene durumu, kondisyonumu yerle bir etti. Bu sebeple tekrar başlayabilmek için uygun bir zaman kollamaya başlamıştım.

Sıcak mevsimin sonuna geldikçe, havalar serinlemeye başlamıştı. Antrenmanlarda daha rahat koşabiliyordum. Her ne kadar istediğim hızlara çıkamıyor olsam da mesafeleri aşmakta sorunum kalmamıştı. Eylül ayına ertelenen İstanbul Yarı Maratonu bu sebeple yeni dönemin başlangıcı olabilirdi. Niyetim, parçalanmayacak kadar hızlı ama yapabildiğimce zorlayarak koşmak ve kondisyonumun şu anki durumunu öğrenmekti.

Okumaya devam et “Vodafone İstanbul Yarı Maratonu 21K 2020”

16 Ağustos 2020 – 31 Ağustos 2020 Arasında

16 Ağustos 2020 Pazar – Bugün günlük olarak aldığım bu notların ilk dönemini bloğumda yayınladım. Yaşadıklarımın kronolojik bir kaydı gibi görünüyor, bu durum hoşuma gitmedi değil. Sanırım bu notları yazmaya uzun zaman devam edeceğim. Ayrıca bir süredir denemek istediğim Freeletics isimli yapay zeka koşu antrenörüne kaydoldum. Vaadettikleri insanı umutlandırıyor. Birkaç ay deneyip tecrübelerimi sizlerle paylaşacağım.

17 Ağustos 2020 Pazartesi – Havalar gerçekten güzelleşti. Sonbahara geçişin hemen öncesinde; bunaltmayan, güneşli ve ılık bir yaz mevsimi yaşamaya başladık. Tamda bugünlerde yeni bir antrenman programına başlamışken, havaların serinlemesi işleri kolaylaştıracaktır.

Okumaya devam et “16 Ağustos 2020 – 31 Ağustos 2020 Arasında”

01 Ağustos 2020 – 15 Ağustos 2020 Arasında

Aybaşından itibaren, o güne dair kısa kısa notlar almaya başladım. Tek tek yayınlamanın gereksiz yorucu olduğunu düşünerek belirli aralıklarla yayınlamaya karar verdim. Bu yazıları “Kısa Kısa” etiketi altında bulabileceksiniz. Yazmaya yeni başladığım için olsa gerek bir heyecanla on beş gün boyunca art arda yazmayı başardım. Amacım hergün düzenli olarak yazmak değildi belki bundan sonra sadece bazı günler yazarım. Kimi günler kısa olur kimi günler uzun. Bu sebeple günlük yazdığım bu yazıları, biriktiklerinde, tarih aralığı vererek düzensiz olarak yayınlamayı düşünüyorum. Özel günlere dair yazdığım münferit günlük yazılarımı da bir yandan yazmaya devam edeceğim. Umarım seversiniz.

01 Ağustos 2020 Cumartesi – Bugün kurban bayramının ikinci günü. Pandemiden dolayı sadece aile içinde bayramlaştık. Mesafeli yaşamaya devam ediyoruz… Akşam üstü koşmaya çıktım. Geçen hafta iş yoğunluğundan dolayı doğru düzgün antrenman yapamamıştım. Haftaya bugün 40 kilometrelik bir patika yarışı koşacağım düşünülürse, bu yoğunluğun biraz zamansız olduğu söylenebilir.

Okumaya devam et “01 Ağustos 2020 – 15 Ağustos 2020 Arasında”

Sapanca Ultra Trail 40K 2020

Her şey yolunda gidiyordu. Ta ki 30. kilometrelerde yanlış bir yola sapana kadar. Aynı yoldan daha önce geçmiş olmanın ve yokuş aşağı gitmem gerektiği düşüncesinin verdiği rahatlık beni yanlışa sürüklemişti. Yanlış yolda gittiğimi fark ettiğimde ise önce dönmeye çalıştım. Peşimden gelmeye devam eden insanlar doğru yolda olabileceğim düşüncesine kapılmama ve yanlış yolda gitmeye devam etmeme sebep oldu. Verdiğim kararın hatalı olduğunu anladığımdaysa geri dönülemeyecek kadar ilerlemiştim. Ne iyi bir sürede tamamlama ihtimalim kalmıştı ne de o yokuşları geri tırmanacak gücüm. Son kontrol noktasını atlamıştım. Çaresiz, bitiş çizgisine gidip, yarışı bıraktığımı beyan ettim.

Aylar sonra tekrar yarış atmosferinde koşmak beni çok mutlu etti. Bitiş çizgisinden geçmemiş olsam da yine de mutluyum. Fiziksel ve mental açıdan kendimi toparlamam için bu yarışı koşmalıydım. Aylar süren pandemi önlemleri ve hastalık tehlikesi koşu hayatıma ağır bir darbe indirmişti. Silkinip yeni bir başlangıç yapmak için bir milada ihtiyacım vardı. Sapanca Ultra Maratonu 2020 edisyonu ihtiyacım olan miladı sağlam bir tokat gibi yüzüme vurdu. Artık parkurda kaybolmuşluğu olan ve bir yarışı bitiremeyip bırakmış biriyim. Tecrübe tecrübedir. Bunu da yaşamadan bir üst seviyeye geçmek belki de mümkün olmayacaktı.

Okumaya devam et “Sapanca Ultra Trail 40K 2020”

Sürantrene Durumundayken Yaptıklarım 4. Güncelleme

Haberler iyi. Durumum her geçen gün daha iyiye gidiyor. En çok sevindiğim gelişmeyse antrenman yapma isteğimin büyük oranda geri gelmiş olması. Öğrendiğim kadarıyla bu durumu atlatamayıp sporu tamamen bırakan insanların sayısı küçümsenecek derecede değil. İtiraf etmeliyim; geçen ayki hissiyatım beni çok endişelendirmişti. Yavaş yavaş koşudan soğuduğumu hissediyordum. O günlerde her şeyin zamanla düzeleceği düşüncesine sarıldım ve nagatif hiçbir düşünceyi aklıma sokmadım. Kendimi daha çok fiziksel olarak toparlamaya odaklandım. Zira biliyordum ki çıkıp koşabilirsem, keyfim yerine gelecekti.

Vücudumum toparlanması için az yiğip öz yemeğe çalışarak, iyi uyuyarak, yorulmadan canlı yürüyüşler yaparak, beni mutlu edecek işlerle meşgul olarak sabrettim. Az yiğip öz yemeğe çalıştım çünkü gerekli vitaminleri ve mineralleri eksiksiz almalıydım. Çok yemedim çünkü vücudumun sindirimle meşgul olmasını istemedim. Her ihtimale karşı multi vitamin takviyesi de aldım ve almaya devam ediyorum. Endüstriyel Gıda Takviyesi “Supplement” kullanmadım zira enerji sistemimi tembelleştirdiğini ve gereksiz yorduğunu daha önce tespit etmiştim. Sadece ve sadece bazı istisnai durumlarda kullanıyorum.

Okumaya devam et “Sürantrene Durumundayken Yaptıklarım 4. Güncelleme”

Sürantrene Durumundan Kurtulma Planım 3. Güncelleme

Bir önceki yazımda sürantrene durumunun bendeki etkilerinden bahsetmiştim. Yaptığım araştırmalar sonunda neler yapabileceğimi düşünmeye başladım. Beni en çok zorlayan faktör nabzımdaki anormal yükselmeler. Bu durumda problemin çözümü nabız değerlerini kontrol altına almakta gizli olabilir. Yıllar boyunca vücudumun verdiği tepkileri öğrenmiş ve defalarca dersimi almıştım.! Bu bilgileri kullanarak sebep sonuç ilişkisini inceledim ve mantık yürütüp bir teori geliştirdim.

Teorime göre: “Nabız değerlerini düşük tutabildiğim sürece istediğim kadar koşabilir, kondisyonumu geliştirebilir ve vücudumdaki hasarın tamirine destek olabilirim.”

Düşük nabız değerlerinde yapılan koşuların kan akışını artırıp toparlanmayı hızlandırdığı bilimsel olarak kanıtlanmış. Ben de yıllar boyunca bu mantıkla düşük nabız antrenmanları yapmış ve faydasını görmüştüm. Bir kez daha denemenin bir zararı olmazdı.

Okumaya devam et “Sürantrene Durumundan Kurtulma Planım 3. Güncelleme”

Sürantrene Olmamın Altındaki Sebepler 2. Güncelleme

Geçen ay başlayan sürantrenman durumum halen devam ediyor. Her ne kadar zaman zaman koşuya çıkmış olsam da tekrar başlamak için henüz hazır olmadığımı görüyorum. En çok göze çarpan farklılık nabız değerlerimin yüksek olması. Normal hızlarımda koşmak istediğimde sanki Tempo Antrenmanı yapıyormuşçasına nabzım yükseliyor ve hızlıca tükeniyorum. Bu tükenişin sonunda ise birkaç gün toparlanmam gerekiyor.

Bu durumu tahlil ve tecrübe etmiş olmak bir bakıma sevindirici. Sınırlarımı bilmek ve antrenmanlarımı ona göre özgürce yapabilmek ilerleyen zamanda bana faydalı olacaktır. Ben de bu durumu avantaja çevirmek ve biran önce kurtulmak için elimden geldiğince kendimi gözlem altında tutuyorum.

İlk tespitim olan nabız değerlerinin yüksek seyretmesi meselesi sanırım bu durumun kaynağındaki sebep. Tüm kondisyonun güçten ziyade aerobik yapı üzerine kurulu olduğunu düşünürsek, nabız değerlerinden yola çıkarak bir çözüm arayabiliriz.

Okumaya devam et “Sürantrene Olmamın Altındaki Sebepler 2. Güncelleme”

Sürantrene Durumum Hakkında 1. Güncelleme

Daha önce sürantrene olduğumdan bahsederken bu durumun sadece fiziksel tarafından bahsetmişim. Aslında bunun bir de psikolojik tarafı var: canım antrenman yapmak istemiyor. Sanırım fiziksel yorgunluğun etkisiyle psikolojik bir durum da oluştu. Psikolojim, fiziksel durumumu; fiziksel durumum da psikolojimi etkiliyor. Anlaşılan bu iki etken arasında bir dengenin kurulması için daha uzun bir zamana ihtiyacım olacak.

12 Gün boyunca hiç koşmayıp, mümkün olduğunca toparlanmaya çalıştım. Aynı zamanda tekrar koşuya çıkmak isteyene kadar beklemeye de karar vermiştim. Bu süre zarfında yorgunluğum geçti. Bazı ufak tefek ağrılarım da bahaneyle kayboldu. Fiziksel olarak kendimi yenilenmiş hissediyordum. Fırsat buldukça koşu yarışlarına ait videolar izleyip koşuya olan isteğimi de tazeledim.

Okumaya devam et “Sürantrene Durumum Hakkında 1. Güncelleme”

Sürantrene Olmam Kaçınılmaz Bir Sondu

2020 Yılının ilk aylarında yoğun bir tempoda koşuyor ve sportif kondisyonumun zirvesinde ilerliyordum. Mart ayında Mersin’de düzenlenecek maratona odaklanmış. Gelmiş geçmiş en iyi maraton süremi elde edebilmek için çalışıyordum. Tabii bu antrenmanlar ciddi miktarda zaman gerektiriyordu. Yazmayı ve bir şeyler izlemeyi bırakmıştım. Zamanımın işten kalan kısmında, büyük oranda koşuyor ve az bir zamanı da kitap okumaya ayırıyordum. Yarışa iki ay kala; sinemaya gitmeyi, arkadaşlarımla vakit geçirmeyi ve bunlar gibi hayatın diğer kıymetlerini hep ileriki bir tarihe ertelemiştim. Çevremdekiler büyük bir fedakarlık göstermiş ve beni kendi halime bırakmışlardı.

Şubat ayının sonlarına doğru yorgunluğumu üstümden atamaz duruma gelmiş ve sürantrene olmakla olmamak arasındaki ince cizgiye varmıştım. Bir şekilde bu durumu önceden farkedebilmiş ve tam tükeneceğim sırada antrenmanlarımı azaltarak toparlanmaya geçmiştim. O dönemi hızlıca atlatabildiğim için şanslıydım.

Mart ayı geldiğindeyse tüm dünyayı tehdit eden Koronavirüs ülkemize de bulaşmıştı. Sanırım herkes gibi benim de sinirlerim bozulmaya başlamıştı ama koşabildiğim sürece psikolojimi sağlam tutabiliyordum. En azından bana öyle geliyordu. Lakin Mersin Maratonu’nun iptal olması tüm dengeleri değiştirdi.

Okumaya devam et “Sürantrene Olmam Kaçınılmaz Bir Sondu”

Mart Ve Nisan Aylarındaki Tüm Yarışlar İptal

Türkiye Atletizm Federasyonu bugün yaptığı bir açıklamayla Mart ve Nisan 2020’deki tüm organizasyonları iptal ettiğini duyurdu. Bu açıklamaya göre hedef yarışım olarak gördüğüm Mersin Maratonu da iptal edilmiş oldu. Dünya üzerinde yayılmaya devam eden bulaşıcı Korona Virüs nedeniyle alınan önlemler çerçevesinde alınan bu kararı saygıyla karşılıyorum. Dilerim dünya çapında süregelen bu sıkıntı bir an önce sona erer.

Benim gibi amatör sporcular için sadece bir hayal kırıklığından ibaret olan bu iptaller, profesyonel sporcular için ise zor bir çıkmaz demek. Özellikle olimpiyat kotası almaya çalışan atletlerin ne ülkemizde ne de yurt dışında bir alternatifleri kalmamış oldu. Sadece profesyonellere yönelik bazı organizaysonların tertiplenmesi gerekebilir. Tabii bu iş o kadar da kolay olmuyor. Benim gibi biri bile programındaki bir haftalık değişimle bocalıyorken, profesyonel birinin nokta atışı yapması gereken zamanlarda böyle bir bocalama şansları yok.

Okumaya devam et “Mart Ve Nisan Aylarındaki Tüm Yarışlar İptal”