İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu 21K 2025

Nisan ayı çok yorucu geçti. Ramazan Bayramı’nın hareketli günleri geçer geçmez bir maraton ve ondan iki hafta sonraysa İznik’te 25K koştum. Bu iki yarışın ardından oldukça tükenmiş hissediyordum. Özellikle İznik’te kendimi çok zorlamıştım. Toparlanmak için yeteri kadar sürem olmadı. Sadece bir hafta sonra İstanbul Yarı Maratonu’nun zamanı gelmişti.

Tabii ister istemez bu yarışta iyi bir süre yapmam mümkün olmayacaktı. Ben de gereksiz yere kendimi daha fazla zorlamamaya karar vermiştim. Otomatik olarak atanan numaralardan dolayı, ilk bölümde kalabalığın hızına uyup yolu tıkamamak dışında başka bir hedefim yoktu. Yarışın devamında da bir miktar tempolu gitmeye çalışıp antrenman yapacaktım.

Bu planımdan sapmamak için kendimi yarış moduna sokmamaya çalıştım. Sabah özel bir beslenme yapmadım. Yanıma enerji jeli gibi herhangi bir şey almadım. Yarış ayakkabılarım yerine patika antrenmanlarında giydiğim patika ayakkabılarımı giydim. Bu sayede istesem de veya unutsam da hızlanamayacak ve planıma sadık kalacaktım. Zira biliyordum ki başlangıç işareti verildiğinde planımı unutup kendimi kaptırabilirdim.

Bana verilen numaraya göre başlangıç alanında yerimi aldım. Çıkış kapıları iyi düzenlenmişti. Gerçi alışık olmayanlar için hala kafa karıştırıcı olabileceğini düşünüyorum. Zira böyle bir uygulamanın başka bir yarışta yapıldığını görmedim. Yine de bizim şartlarımıza göre düzenlenmiş bir alan diye başarılı buluyorum.

Hava çok güzeldi ve sıcaklık ideal şartlardaydı. Keyifli bir koşu olacağını önceden söyleyebilirdim. Yarış tam vaktinde başladı. İlk kilometrelerde hızımı makul seviyelerde tuttum. Yarışı bu şekilde rahatlıkla tamamlayabileceğimi düşünüyordum. Beklediğim kadar hızlı ilerlemiyorduk. Bu da benim için iyi bir şeydi.

Sirkeci dolaylarına geldiğimde ortalama hızımı koruyabileceğimi ve zorlanmayacağımı farkettim. Kalabalıkla uyum içinde ilerliyordum. Destek noktalarından su ve diğer içeceklerden almaya çalıştım. Hatta bazı yerlerde muz da bulunuyordu. İki farklı noktada muz alıp koşarken tüketebilme antrenmanı yapmaya çalıştım. Yarış benim için keyifli bir şekilde ilerlemeye devam etti.

Geçen yıllardan farklı olarak izleyici ve destekçi sayısının hissedilir oranda azalmış olduğunu gözlemledim. İnsanların ilgisinin günden güne azalmaya başladığı kanısına kapılmadım diyemem. Bu hususta bir şeyler yapılmalı. Canlı yayında iyileştirme, Türk atletlerin ayrıca yayına katılması ve ayrıca ödüllendirilmesi gibi değişiklikler düşünülebilir. İnsanların ilgisini bu yöne çekebilmek için çalışmalar yapılabilir.

Haliç’in kıyısında ilerleyip, dönüş noktasından döndükten sonra genelde yarış zorlaşır. Bu yıl daha sakin ilerlediğim için ilk defa bu bölümü zorlanmadan geçebildim. Bu sayede daha önce bakmakta zorluk çektiğim yerleri rahatlıkla görebildim.

Mısır Çarşısı’na geldiğimizde enerjim yerindeydi fakat Gülhane’ye doğru yokuş çıkmaya başlayınca enerjim hızlıca tükenmeye başladı. Daha sonraki bölümde biraz daha yavaş ilerleyip enerjimi yitirmemeye çalıştığımı düşünmüştüm. Yarış sonunda saatin kaydını incelediğimde aslında ortalama hızımı korumaya devam etmiş olduğumu gördüm. Yokuştaki zorlanmanın ardından düz yolda koşunca aynı hız bana daha kolay gelmiş olmalı. Yarışın ilk birkaç kilometresinin daha hızlı geçmiş olması da ortalamayı pek değiştirmemiş.

Son kilometrede biraz hızlanmaya çalışsam da bacaklarım otomatik olarak aynı hızı sürdürmeye devam etti. Ben de daha fazla zorlamadım. Keyifli bir şekilde bitiş çizgisinden geçtim.

Hemen sonrasında madalyamızı ve kumanya torbamızı aldık. Organizasyon alanındaki çimenlik alanda arkadaşlarla buluştuk ve yarışın kritiğini yaptık. Daha önceki senelerde olduğu gibi alan pek rüzgarlı değildi. Genelde kuvvetli rüzgar soğuk eser, biz de oyalanmadan alandan ayrılırdık. Bu yıl daha güzel bir hava oldu.

Yarıştan bir beklentim yoktu. Keyifli bir antrenman koşusu olmasını istemiştim. Her şey yolunda gitti ve sonuç beklediğim gibi oldu. Bu sebeple bu yarışı, keyifli bir hafta sonu organizasyonu olarak kayda alıyorum…

Posted in

Yorum bırakın