İçeriğe geç

Sedat Kurtuluş Yazılar

Stockholm Premiärhalvan 21K 2026

Stockholm Premiärhalvan, İsveç’in başkenti Stockholm’da düzenlenen birçok koşu yarışından biri. Özellikle “Premiärhalvan” dememin sebebi, bu yarışı Stockholm Yarı Maratonu ile karıştırmak istememem. İki yarış farklı tarihlerde düzenleniyor. Katıldığım bu yarış, Stockholm Maratonu öncesinde bir hazırlık yarışı niteliğinde.

Yarış, şehrin en büyük parklarından biri olan Djurgården’de düzenleniyor. Parkurun yaklaşık yüzde sekseni parkın içinde geçiyor. Sadece bazı bölümlerde parkın çevresini dolaşmak için dışarı çıkılıyor. Bu yüzden daha butik bir organizasyon bekliyordum. Fakat karşıma çıkan organizasyonun büyüklüğü beni şaşırttı. Hatta İstanbul Yarı Maratonu’ndan bile daha büyük bir etkinlikle karşılaştığımı söyleyebilirim. Katılım oldukça yüksekti. O kadar kalabalıktık ki yarış farklı dalgalar halinde başlatıldı. Ben ikinci dalgada yer aldım.

Hava soğuk ve parçalı bulutluydu. Hafif bir rüzgâr vardı ama rahatsız edecek seviyede değildi. Üşümeyeceğimi düşünerek kısa kollu tişörtle koşmaya karar verdim. Eşyalarımı teslim noktasına bırakırken basit bir market poşeti kullandım. Yarış kitinden bir çanta çıkacağını düşünmüştüm ama herkesin kendi çantasını getirmesi gerekiyormuş. Bavulla seyahat ettiğim için ekstra çanta taşımak istememiştim. Sonuçta elimdeki plastik poşet yüzde yüz su geçirmez, hafif ve kullanışlı bir çözüm oldu. Üstelik emanet alanlarının üzeri açıktı. Yağmur yağsaydı eşyalarımın kuru kalmasını sağlayacaktı. Bundan sonra seyahat ettiğim her yarışta çantama mutlaka bir plastik torba atacağım.

İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu 21K 2026

Bu yarışa yıllardır katılıyorum. Hatta neredeyse on yıldır aralıksız katılmış olabilirim. Her yıl takvim açıklandığında gözüme ilk çarpan yarışlardan biri oluyor. Ne kadar yorgun olursam olayım, ne kadar yoğun bir dönemden geçiyor olursam olayım, katılabilecek durumdaysam kendimi başlangıç çizgisinde buluyorum.

Sanırım bunun sebebi, bir yarıştan beklediğim hemen hemen her şeyi bu organizasyonda bulabiliyor olmam. Yarışın tarihi uygun. Ulaşımı kolay. Organizasyon alanı geniş ve kullanışlı. Parkur hızlı. Mesafe tam kararında. İstanbul’un tarihi bölgelerinden geçiyor olması da ayrı bir değer katıyor. Kısacası bu yarış benim için sadece bir yarı maratondan ibaret değil.

Elbette eksik yönleri de var. Özellikle başlangıç kapıları konusunda yıllardır tam anlamıyla çözülemeyen bazı problemler yaşanıyor. Gerçi organizasyonun bu konuda ciddi çaba gösterdiği de belli oluyor. Bu nedenle eleştirmekten çok çözüm aramayı tercih ediyorum.

Bu yıl da son dakikada başlangıç alanında karışıklık yaşandı. E kapısından başlaması gerekenlerle A kapısından başlaması gerekenler birbirine karıştı. Sonuç olarak her hız grubundan koşucunun bulunduğu karma bir kalabalığın içinde yarışa başladık. Daha önce bunu yaşadığım için paniklemedim.

İznik Ultra Derbent Patika Koşusu 25K 2026

Baharın gelişini İznik’te bir koşuyla karşılamayı seviyorum. Kış mevsiminin insanın üzerine çöken bir ağırlığı var. Üstelik kış uzadıkça bu ağırlık artıyor. Şansıma, İznik Ultra’nın pazar günü koşulan parkurları hep güneşli ve ılık havalara denk geliyor. Güzel kokular eşliğinde kendimizi hırpalıyor ve baharın tadını çıkarıyoruz.

Karlı bir İznik Ultra hiç görmedim. Cumartesi koşanların fırtınaya yakalandığı yıllar oldu. Bu yıl da gece koşan arkadaşların en büyük derdi soğukla mücadele etmekti. Ama ben pazar sabahı İznik’e geldiğimde yine güzel bir havayla karşılaştım.

Sabah serindi. Hatta bir ara rüzgârlıkla mı koşsam diye düşündüm. Fakat yarış kitlerimizi alıp Derbent’e geçtiğimizde hava yavaş yavaş yumuşamaya başladı. Güneş yükseldikçe sıcaklığın artacağı da belliydi. Bu sebeple yarışa kısa kollu tişörtle başladım.

Sakarya 1. Bahar Koşusu 4K 2026

Bazı yarışlar vardır. Sonuç listesine baktığınızda pek bir anlam ifade etmezler. Ne uzun bir mesafe koşulmuştur ne de aylar süren hazırlıkların sonunda ulaşılmaya çalışılan büyük bir hedef vardır. Fakat aradan zaman geçtikten sonra dönüp baktığınızda aklınızda kalan yarışlar da genellikle bunlar olur. Sakarya’da düzenlenen 1. Bahar Koşusu benim için biraz böyle bir organizasyon oldu.

Nisan ayının ilk pazar günüydü. Kış aylarının ağırlığı yavaş yavaş geride kalmış, baharın ilk işaretleri kendini göstermeye başlamıştı. Hava tahminleri günler öncesinden son derece güzel görünüyordu. Yarış sabahı uyandığımda da beklentilerimin karşılandığını gördüm. Gökyüzü açıktı. Hava ne üşütecek kadar serin ne de bunaltacak kadar sıcaktı. Koşmak için daha iyi şartlar hayal etmek zordu.

Yarış, Sapanca Gölü kıyısındaki park alanında düzenleniyordu. Bir tarafınızda göl, diğer tarafınızda ağaçlar uzanıyor. İnsan yürürken bile keyif alıyor. Koşarken ise zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor.

Sabah saatlerinde alana vardığımda kalabalık yavaş yavaş toplanmaya başlamıştı. Organizasyonun adı her ne kadar koşu olsa da ortam bir spor festivali havasındaydı. Çocuklar heyecanla etrafta dolaşıyor, aileler fotoğraf çekiyor, gençler arkadaş grupları halinde sohbet ediyordu. İnsanların yüzünde yarış gerginliğinden çok hafta sonunu güzel değerlendirme isteği vardı.

2023 Yılında Koştuğum Ve Henüz Anlatmadığım Yarışlar

Koştuğum her yarış hakkında birkaç satır yazmak son yıllarda bir alışkanlık haline geldi. Geriye dönüp baktığımda, bu yarışlara ait hatırlanmaya değer notlar biriktirdiğimi görüyorum. Ben bunlara “yarış raporu” diyorum ama aslında benim için daha çok birer “yarış hikâyesi” sayılırlar.

Yıllar sonra bu yazıların, derecelerden ve sonuç listelerinden daha kıymetli olacağına inanıyorum. Çünkü bir yarışın sadece kaç dakikada koşulduğu değil, o gün neler hissedildiği de önemli. Üstelik bu notlar sayesinde hem kendi hafızamı tazeliyor hem de aynı yarışlara katılmayı düşünenlere küçük de olsa bir fikir vermiş oluyorum.

Bu motivasyonla yıllardır hemen her yarışımı yazmaya çalıştım. Fakat 2023 yılında koştuğum üç kısa yarışı çeşitli sebeplerle anlatmadan geçtim. O günlerde yazmaya değer bir hikâye bulamadığımı düşünmüş olmalıyım. Aradan geçen zaman gösterdi ki yazılmayan yarışlar çok daha hızlı unutuluyor. Şimdi dönüp baktığımda bazı detayları hatırlamakta zorlanıyorum.

Belki de her yarışın anlatmaya değer bir hikâyesi vardır. Bu yüzden, geç de olsa, 2023 yılında koştuğum ve geride bıraktığım bu üç yarışı birkaç satırla kayıt altına almak istedim.

Mainova Frankfurt Marathon 42K 2025

Kapadokya’da 38 kilometre koştuktan yalnızca bir hafta sonra Frankfurt Maratonu’nun başlangıç çizgisindeydim. Normal şartlarda yarışları bu kadar sık aralıklarla koşmayı tercih etmem. Özellikle biri patika, diğeri yol yarışıysa toparlanma sürecini ciddiye almak gerekir. Fakat her iki organizasyona da katılmak istiyordum. Bu sebeple Kapadokya’yı daha çok antrenman amacıyla koşup ana hedef olarak Frankfurt Maratonu’nu belirledim.

Yarış haftasına geldiğimde bacaklarımın durumu fena değildi. Tam anlamıyla toparlandığımı söyleyemem ama maratonu koşabilecek kadar dinlenmiş hissediyordum. Hafta boyunca sadece bir kez hafif tempo koştum ve geri kalan zamanı dinlenmeye ayırdım.

Frankfurt’a varır varmaz ilk işim organizasyon alanına gidip yarış numaramı almak oldu. Fuar alanı oldukça büyük ve tamamen kapalı bir salonda kurulmuştu. Bir süre stantları gezdim. Ancak açıkçası beni heyecanlandıran pek bir şey bulamadım.

Satılan yarış tişörtleri daha önce Kaçkar Ultra’da gördüğüm ürünlerle aynıydı. Malzeme kalitesini çok başarılı bulmadım. Terlediğinizde üzerinize yapışacakmış hissi veren, biraz da naylonumsu bir yapısı vardı. Üstelik ayrıca ücret talep ediliyordu. Bu nedenle satın almayı düşünmedim.

Cappadocia Ultra Short Trail CST 38K 2025

Bazen düşünüyorum da; patikada koşmak istiyorsanız Kapadokya bunun için en uygun yerlerden biri olabilir.

Bu yıl yola perşembe günü çıktım. Bölgede gezmek istediğim yerlerin büyük kısmını daha önce gördüğüm için seyahatimi tamamen dinlenme odaklı planlamıştım. Hatta önceki yıllardan farklı olarak 63K yerine 38K parkurunu tercih ettim. Bu parkuru daha önce hiç koşmamıştım ancak daha kısa mesafe ve daha az irtifa kazanımı sayesinde yarışın nispeten rahat geçeceğini düşünüyordum. Amacım kendimi yormadan güzel bir hafta sonu geçirmekti.

Ürgüp’e varır varmaz yarış numaramı aldım ve doğruca otele geçtim. Fuar alanını gezmeyi ertesi güne bıraktım. Yol yorgunluğu kendini hissettirmeye başlamıştı. Ayrıca Kapadokya geceleri tahmin edilenden daha soğuk olabiliyor. Bu bölgeye geleceklerin hazırlıklı olmasını tavsiye ederim. Hırka, ceket hatta bazı akşamlar kalın bir mont bile ihtiyaç haline gelebiliyor. Tabii bu biraz da kişinin ne kadar üşüdüğüne bağlı.

İlk akşamı otelin sıcak atmosferinde dinlenerek geçirdim. Ertesi gün dinç bir şekilde uyandım. Kahvaltının ardından güneş kendini göstermeye başlayınca kısa bir koşuya çıkmaya karar verdim. Yaklaşık yarım saat boyunca hafif tempoda koştum ve güzel havanın tadını çıkardım.

Kaçkar by UTMB 50K 2025

Kaçkar Dağları Milli Parkında yıllardır bir ultra maraton düzenleniyor. Bana çok uzak gelen bir yer olması sebebiyle daha önce gitmeyi hiç düşünmedim. Ulaşımın ve konaklamanın ayrıca bir efor istiyor olması sebebiyle bu yarış bana hiç çekici gelmedi. Taki bu yıl uluslararası bir organizasyon tarafından yapılacağı ve Turizm Bakanlığı tarafından destekleneceğini duyana kadar.

Bu gelişmenin yarışa olan katılımı ciddi oranda artıracağını öngörebiliyordum. Bir yarış ne kadar kalabalık olursa beni o kadar cezbediyor. Özellikle patika koşularının kalabalık olması, yarış esnasında kendimi güvende hissetmem için önemli bir etken. Zira ülkemizdeki vahşi hayvan hareketliliği oldukça fazla. Yani bu yarıştan tek beklentim; Kaçkar’ın eteklerinde koşarken yarışın kalabalık olmasıydı.

Birkaç arkadaş birbirimizi teşvik ettik ve sonunda kendimizi 100K kategorisine kaydolmuş bulduk. 100K kategorisi; mesafe ve irtifa kazanımına göre belirlenen bir kategori. Katılacağım bu yarış 74 km uzunluğunda ve toplamda 6000 metre irtifa kazanımlı bir yarış olacaktı. Her 100 metre irtifa kazanımı için mesafeye bir kilometre ekleniyor. Yani 6000 metre irtifa kazanımı toplam mesafeye 60 km olarak ilave edilmekte. 74 + 60 = 134 km. Bu sebeple bu yarış 74 km olmasına rağmen irtifa kazanımından dolayı 100K kategorisi olarak nitelendiriliyor.

Bu yarışın rotası Kaçkar Dağları’nın eteklerinde birçok yayladan geçmekteydi. Huser, çeymakçur yaylası ve Ayder gibi 12 farklı yaylayı tek seferde görmek mümkün olacaktı. Fakat yarış günü yaklaştıkça bu bölgede hava şartları değişti. Fırtına koptu ve Fırtına deresi önüne çıkan her şeyi yıkıp geçti. Tam bir doğal afet yaşanmış diyebiliriz. Neyseki yetkililer son derece azim ve dikkatle çalışarak yarış gününden birkaç gün öncesinde tüm onarımları yaparak bu organizasyonun yapılabilmesini mümkün kıldı. (Mevzu bahis olmuşken bu onarımlarda ve organizasyonda çalışan herkese teşekkürlerimi iletiyorum.)

Sapanca Ultra Medium Trail 40K 2025

Bu yıl harika bir yarış oldu. Rotaların tamamı güncellenmişti. Büyük oranda daha önce hiç koşmadığımız yerlerden geçtik. Sapanca Ultra Maratonu’nun ilk yıllarındaki gibi sık bitki örtüsüyle kaplı dar patikalardan, özgürce akan su kaynaklarından ve dikkat gerektiren zor yerlerden geçtik. Zaman içinde orman yollarından koşulan bir yarışa evrildiği için nispeten kolay bir kros yarışı olarak bildiğimiz bu yarış artık oldukça zor bir patika yarışı. Tanıdığım kişiler arasında hemen hemen herkes yarışın zorlaştığı konusunda hemfikir. Diğer yandan herkes yarışın çok daha iyi bir hale geldiği konusunda da hemfikir.

Yarış büyük oranda hala koşulabilir bir parkura sahip fakat yol yarışlarına alışık insanlar için uygun değil. En azından patika yarışlarının ne olduğu konusunda bir miktar bilgi sahibi olmak gerekli. Neyle karşılaşacağını bilmeyenler bu yarışta çok zorlanacaktır. Patika ayakkabısı giymek şart. Su kaynaklarını geçişlerde ve vadilerdeyse dikkatli olmak hayati önem arzediyor. Baton kullanabileceğiniz yerler kısıtlı olduğu için artık baton kullanmanın çok faydalı olmayacağını söyleyebilirim ama her parkurda hala ciddi irtifa kazanımı mevcut. Kısacası Sapanca Ultra Maratonu yepyeni bir yarışa dönüşmüş. Ve bence hala Türkiye’deki en iyi ilk beş patika yarıştan biri.

İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu 21K 2025

Nisan ayı çok yorucu geçti. Ramazan Bayramı’nın hareketli günleri geçer geçmez bir maraton ve ondan iki hafta sonraysa İznik’te 25K koştum. Bu iki yarışın ardından oldukça tükenmiş hissediyordum. Özellikle İznik’te kendimi çok zorlamıştım. Toparlanmak için yeteri kadar sürem olmadı. Sadece bir hafta sonra İstanbul Yarı Maratonu’nun zamanı gelmişti.

Tabii ister istemez bu yarışta iyi bir süre yapmam mümkün olmayacaktı. Ben de gereksiz yere kendimi daha fazla zorlamamaya karar vermiştim. Otomatik olarak atanan numaralardan dolayı, ilk bölümde kalabalığın hızına uyup yolu tıkamamak dışında başka bir hedefim yoktu. Yarışın devamında da bir miktar tempolu gitmeye çalışıp antrenman yapacaktım.