Üst üste koştuğum birkaç yarışın ardından kısa bir dinlenme dönemine girmiştim. Bir sonraki hedefim Sapanca Ultra’da koşacağım 40K parkuruydu. Bu nedenle mümkün olduğunca hızlı toparlanıp yokuş antrenmanlarına başlamam gerekiyordu. Tam bu sırada birkaç arkadaşın Gordion Yarı Maratonu’na gitmeyi planladığını öğrendim. Çok düşünmeden kaydımı yaptırdım. Amacım arkadaşlarımla güzel bir hafta sonu geçirmek ve araya bir antrenman yarışı daha sıkıştırmaktı.
Gordion Yarı Maratonu, Ankara’nın Polatlı ilçesine bağlı Yassıhüyük Mahallesi’nde düzenleniyor. Burası antik Frigya Krallığı’nın başkenti olarak kabul ediliyor. Bölgedeki kalıntılar ve tümülüsler hâlâ görülebiliyor. Bunların en bilineni ise Kral Midas (Eşek Kulaklı Midas) Tümülüsü.
Yarış da bu tarihi alanın hemen önünden başlayıp yine aynı noktada sona eriyor. Bölgeyi ziyaret eden turistler için hazırlanmış geniş bir alan mevcut. Organizasyon da bu alanı kullanıyor. Bu nedenle yarış merkezi oldukça ferah ve düzenliydi. Daha yarış başlamadan iyi planlanmış bir organizasyonla karşı karşıya olduğumuz hissediliyordu.
Sakarya’dan Polatlı’ya Eskişehir üzerinden gittik. Ankara’ya kadar devam edip geri dönmek yerine bu güzergâhı tercih ettik. Tamamen kişisel bir seçimdi. Yolun durumu oldukça iyiydi. Dönüşte de aynı yolu kullandık.
Cumartesi sabahı yola çıktık. Polatlı’ya yaklaştıkça yağmur şiddetini artırmaya başladı. Hava da belirgin şekilde serinlemişti. Bir ara, bunca yolu gelip yarış bile koşamadan geri döner miyiz diye düşünmeye başladım.
Geceyi Polatlı merkezde geçirdik. Yağmur gece boyunca devam etti. Sabah uyandığımızda güneşi görmek moralimizi yerine getirdi. Güzel bir havaya uyanmıştık. Kahvaltının ardından doğruca yarış alanına gittik. Ortalık kalabalıklaşmadan biraz dolaştık ve Kral Midas Tümülüsü’nü ziyaret ettik.
Yarış saati yaklaşınca köy içinde hafif tempo koşarak ısındık. Bir gün önceki serin havadan eser kalmamıştı. Toprak yağmuru emmiş, ardından güneş kendini göstermişti. Hava hızla ısınıyordu. Nem de hissedilir seviyedeydi. Benim açımdan problem değildi ama yarışın kolay geçmeyeceği daha başlangıçta belliydi.
Bu yarış için belirlediğim özel bir hedef yoktu. Hatta saate bile çok fazla bakmadım. Tamamen hissiyatımla koşmaya karar vermiştim. Birkaç kilometre sonra nefes almak zorlaşmaya başladı. Yerleşim alanlarının dışına çıkmıştık. Gölge yoktu. Sıcaklık ve nem artıyor, hafif iniş çıkışlar da tempoyu etkiliyordu. Büyük yokuşlar yoktu ama yoldaki eğim sürekli kendini hissettiriyordu.
Parkur boyunca ekili arazilerin arasında ilerledik. Su istasyonları sık aralıklarla kurulmuştu. Her fırsatta su aldım ve düzenli beslenmeye devam ettim. Her zamanki gibi yaklaşık yarım saatte bir jel tükettim. Beslenme veya sıvı alımı açısından hiçbir problem yaşamadım. Yarış boyunca tek mücadelem sıcak havayla oldu.
Zaten bu yüzden hız veya nabız takibi yapmıyordum. Böyle günlerde rakamlar yanıltıcı olabiliyor. O an sürdürülebilir hissettiren tempoda ilerlemek bana daha mantıklı geldi. Yarışın sonuna kadar aynı ritmi koruyabilmiş olmam da bu yaklaşımın doğru olduğunu gösterdi.
Biz yarışa başladıktan kısa süre sonra 10K koşucuları da yarışa başladı. Çok geçmeden de ön grup bizi yakaladı. Yanımdan geçerlerken ne kadar hızlı koştuklarını daha iyi anladım. Bir an için kendimi yürüyormuş gibi hissettirdiler.
Yol boyunca geçtiğimiz yerleşim yerlerinde özellikle çocukların ilgisi dikkat çekiyordu. Kimi el sallıyor, kimi alkışlıyordu. Kısa süreliğine de olsa köylerine misafir olmuş gibiydik. Ben de fırsat buldukça karşılık vermeye ve teşekkür etmeye çalıştım.
Dönüş yolunda da istasyonlardan su almaya devam ettim. İlginç bir şekilde sıcaklık artık yarışın başındaki kadar rahatsız etmiyordu. Sıcağa adapte olduğumu söyleyemem ama tempomu korumak daha kolay hale gelmişti. Belki hafif bir rüzgâr çıkmıştı, belki de hava birkaç derece serinlemişti.
Son iki yüz metre kala hafif bir yokuşla bitiş alanına ulaştım. Son haftalarda koştuğum yarı maratonlardan bir-iki dakika daha yavaş tamamladım. Hava şartlarını düşündüğümde bunun oldukça iyi bir sonuç olduğunu düşünüyorum. O gün elimden gelen en iyi performans buydu.
Bitişte yiyecek ve içecek ikramları oldukça boldu. Bir şeyler alıp hemen bir ağacın gölgesine geçtim. Bir süre dinlenip toparlandım.
Daha sonra sıcak yemek servisi başladı. Açıkçası çok iyi geldi. Yarış alanının bulunduğu bölgede alternatifler oldukça sınırlıydı. Bu nedenle sıcak yemek ikramı organizasyona ciddi bir değer katmıştı.
Ödül töreninden önce çeşitli gösteriler ve etkinlikler düzenlendi. Yarış alanında güzel bir festival havası vardı. Havanın açmış olması da büyük şanstı. Bir süre daha alanda kaldık ve ortamın tadını çıkardık. Buraya gelmeyi düşünenlere rahatlıkla tavsiye edebilirim. Hatta yarış biter bitmez ayrılmamanızı da öneririm. Organizasyonun asıl keyifli kısmı yarıştan sonra başlıyor.
Emeği geçen ve bizleri misafir eden herkese teşekkür ederim.
Not: Bu yarışta uzun bir aradan sonra tekrar video çektim. İzlemek isteyenler için bağlantıyı aşağı bırakıyorum.

İlk Yorumu Siz Yapın