Vodafone İstanbul Maratonu 42K 2018

2018 Yılının Kasım ayı geldiğinde neredeyse tükenmek üzereydim. Son dört ay içinde üç yarış koşmuştum. Bu yarışlar aslında antrenman yarışı olacaktı ve hiç zorlamayacaktım ama evdeki hesapla çarşıya çıkınca işin rengi değişmişti. Tuz Gölü’nde sıcaktan kavrulmuş ve hırpalanmıştım. Kapadokya’da 63 kilometrelik bir patika yarışı koşmuştum. Ardından Kocaeli’de gelmiş geçmiş en iyi 10K süremi elde etmiştim. İstanbul Maratonu’nun başlangıç çizgisinde beklerken bu sebeple bitkin bir haldeydim ve bu yarış bir an önce bitse de sezonu kapatsam diye düşünüyordum.

“Koşmak, yapman gereken bir işmiş gibi hissettiriyorsa fazla zorluyorsun demektir.”

Eric Orton

“Born To Run” isimli bir kitapta böyle bir şey okumuştum. Normalde böyle hissetmem, koşmak beni mutlu eder ama itiraf etmeliyim ki İstanbul Maratonu’yla bir türlü anlaşamadık. Aramızda aşk-nefret ilişkisi var. Başlangıç çizgisinde beklediğim yarış İstanbul Maratonu olunca koşmak daha zor geliyor.

Okumaya devam et “Vodafone İstanbul Maratonu 42K 2018”

Koşmadığım İçin Yazamıyorum

Müsadenizle önce bu başlığın ilham kaynağından bahsederek başlamak istiyorum. Sonrasında yavaş yavaş konumuza geleceğim.

Çok sevdiğim bir kitap var, adı “Koşmasaydım Yazamazdım”. Haruki Murakami isimli, dünyaca ünlü bir yazara ait. Haruki Murakami, koşu sporunu hayatının önemli bir parçası haline getirmiş. Koşunun onu nasıl mutlu ettiğinden ve yazarlık serüveninde onu nasıl motive ettiğinden bahsedip duran biri. Bunu öğrenmiş olmak beni çok etkilemişti. Zira koşmak beni de mutlu ediyor ve hayatıma pozitif enerji katıyor. Bu pozitif enerji de yazma isteğini tetikliyor ve yazılarımın daha canlı olmasını sağlıyor.

Lakin son aylarda süregelen pandemi belası herkes gibi beni de olumsuz etkiledi. Hastalanmadım ama ruhum soldu. Geçen ay olduğum kadar canlı değilim. Hastalık daha önce hiç olmadığı kadar yayılmış durumda. Bu durum canımı sıkıyor. Önceleri çevremde bir-iki vaka ancak duyarken, şimdi tüm komşularımın hasta olduklarını öğreniyorum. Nasıl oldu da hâlâ bana bulaşmadı bilmiyorum. Sanıyorum sadece şanslıydım.

Okumaya devam et “Koşmadığım İçin Yazamıyorum”

Yaygın Aralıklı (Interval) Koşu Antrenmanı Nedir?

Belli bir süre için şiddeti artırıp, ardından yeterince dinlenene kadar ara vererek sürdürülen sistemli antrenmanlara; Yaygın Aralıklı Antrenman veya genel kabul gören şekliyle İnterval Antrenmanı demekteyiz. Bisiklet, yüzme ve koşu gibi aerobik tabanlı sporlarda hızı geliştirmek için düzenli olarak yapılır. Teknik olarak bir farklılığı olmamakla beraber, uygulamada bazı farklılıkları olduğundan dolayı; biz burada sadece koşu antrenmanlarında nasıl uygulandığından bahsedeceğiz.

“Hızlı koşmak için hızlı koşmalısın!”

ANONİM

Sürekli aynı hızda antrenman yaptığımızda koşu hızımızda bir gelişme göremeyiz. Hızlı koşmaya alışık değilsek ve vücudumuz buna adapte olmamışsa uzun süre hızlı da koşamayız. Üstelik bu konuda ısrarcı olursak sakatlanmamız pek ala mümkün. Bu sebeple, kısa süreli olarak yüksek hızlara çıkıp tekrar yavaşlayarak interval antrenmanı yaparız ki vücudumuz yüksek hızlarla tanışsın ve zamanla adapte olsun.

Okumaya devam et “Yaygın Aralıklı (Interval) Koşu Antrenmanı Nedir?”

N Kolay İstanbul Maratonu 10K 2020

Haziran ayından beri kendimi toparlamakla meşgulüm. Daha iyi bir derece hedeflemek bir yana eski sürelerimi koşabileceğimden şüpheliydim. Eylül ayında koştuğum İstanbul Yarı Maratonu’ndan kondisyonumun hâlâ zayıf olduğu ama toparlamaya başladığım sonucunu çıkarmıştım. Toparlıyor olmam iyi haberdi ama motivasyonumu korumak için çabalıyordum. Eski hızımı kazanmama fayda sağlayacak bir kısa mesafe yarışı hedeflemem işe yarayabilirdi. Yarışların çoğu iptal olduğu için elimde çok fazla seçenek kalmamıştı. Bu sebeple İstanbul Maratonu kapsamında düzenlenen Sanal 10K Yarışına kaydoldum.

Bu yarışı 7-8 Kasım tarihlerinde istediğiniz zaman ve istediğiniz yerde koşabiliyordunuz. Bu benim için bir avantajdı ama yarış atmosferini yakalayıp yakalayamayacağım hususunda şüphelerim vardı. Bu noktada daha önce beraber çalıştığım bir antrenör arkadaşım bana tavşan atletlik yapmayı önerdi. Koşuyu beraber yapacaktık. Hızı o ayarlayacaktı, böylece hızım için endişe etmem gerekmeyecekti. Yani, ben sadece koşuya konsantre olacaktım.

Okumaya devam et “N Kolay İstanbul Maratonu 10K 2020”

Eşik Tempo (Threshold Tempo) Koşu Antrenmanı Nedir?

Vücudumuz enerji üretmek için glikojen, karbonhidrat ve yağ gibi besin kaynaklarını kullanır. Bu işlem neticesinde, atık madde olarak laktik asit ortaya çıkar. Laktik asit kanımız vasıtasıyla taşınıp sistemimizden uzaklaştırılır. Vücudun atık transfer kapasitesi sınırlıdır. Sistemimizin transfer edebildiğinden fazla atık üretmeye başladığı veya atıkların üretildiği hızla taşınamamaya başladığı noktayı eşik noktası diye tabir etmekteyiz. Bu noktadan sonra atıklar vücudumuzda birikmeye başlar ve sistemimize zarar verir. Tam olarak bu eşik noktasında yapılan antrenmanlar ise Eşik Tempo Antrenmanı, Lactate Threshold veya Threshold Tempo Koşu diye adlandırılmaktadır.

Bunu bizim o eski havuz problemleri gibi düşünebilirsiniz. Bir yere kadar üretilen laktik asit birikmeden atılır ve havuz dolmaz ama atık miktarını artırırsak bir noktadan sonra yavaş yavaş havuzu doldurmaya başlarız ve şayet bu havuzu taşırırsak tükenme dediğimiz noktaya varırız ve toparlanmamız çok çok uzun sürebilir. Bu mantıkla laktat eşiğimizin çok az altında kalarak koşarsak, havuzu taşırmadan bu hızda bir maraton bitirebiliriz.

Okumaya devam et “Eşik Tempo (Threshold Tempo) Koşu Antrenmanı Nedir?”

Maraton Hızında Koşu (Marathon Pace) Antrenmanı Nedir?

Bir zamanlar Albert Einstein şöyle demiş: “Aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek yanlıştır.” Aslında o deliliktir gibi bir şey söylemiş ama abartmaya gerek yok. Bilmiyor olabiliriz. Bu bloğun amacı da zaten öğrendiklerimi paylaşmak. Konumuza dönecek olursak bu sözün sporcular için de son derece önemli olduğundan bahsetmemiz gerekir. Hep aynı hızda ve aynı şartlarda koşarsak malesef hiç bir gelişim gösteremiyoruz. Bu sebeple koşularımızda kontrollü olarak şartları değiştiriyoruz. Bu değişimi yaparken de bilimsel çalışmalardan yararlanıp maksimum faydayı elde etmeye çalışıyoruz. Maraton Hızında Koşu Antrenmanı, yaptığımız farklı koşulardan biri.

Hafif Tempo Koşu‘nun öneminden bahsetmiştik. O yazımda şayet özel bir hazırlığınız yoksa Uzun Koşularınızı sürekli Hafif Tempo koşmanız gerektiğini yazmıştım. Orada bahsettiğim özel hazırlık Maraton veya Yarı Maraton koşmak olabilir. Böyle bir hedefiniz varsa Uzun Koşularınıza Maraton Hızında Koşu’lar katarak hazırlanabilirsiniz. Yani Maraton Hızında Koşu’yu genel olarak maraton hazırlığındayken yapıyoruz ve bunu Uzun Koşu’larımıza iliştiriyoruz.

Okumaya devam et “Maraton Hızında Koşu (Marathon Pace) Antrenmanı Nedir?”

Hafif Tempo Koşu (Easy Run) Antrenmanı Nedir?

Koşmayı seven biri çıkıp koşmaktan bahsettiğinde, kendini zorlamadan düşük bir hızda koşmaktan sözediyordur. Hızınızı vücudunuz belirler, çünkü sınırlarını bilir ve zarar görmenize müsade etmez. Bu hızda koşarken nefes nefese kalmayız ve rahatlıkla sohbet edebiliriz. Bu sebeple Hafif Tempo koşmak koşunun en sağlıklı halidir.

Bizler zaman zaman vücudumuzu kontrollü olarak strese sokar ve gelişim göstermek için çabalarız. Şayet bu kontrolü kaybedersek vücudumuz zarar görür ve devam etmemiz mümkün olmaz. Bir çok otoriteye göre vücudun koşuda kaldırabileceği maksimum stres miktarı, haftalık koşularımızın %20’si kadardır. Yani koşularımızın %80’ini Hafif Tempo yapmalıyız.

Hafif Tempo koşular, maksimum nabız değerimizin %60-79’u civarında kalarak koştuğumuz antrenmanlardır. Aynı zamanda VO₂max değerinizin de %59-74’ü civarında bir koşuya denk gelir. Bu sınırlarda koşmak vücudun ihtiyacı olan adaptasyonu sağlamanın en iyi yoludur. Bedenimizde bulunan yağ kaynakları öncelikli olarak kullanılır. Karbonhidrat ve glikojen depolarımız mümkün olduğunca kullanılmaz. Yani sağlıklı bir şekilde kilo vermek istersek ihtiyacımız olan aerobik antrenman; Hafif Tempo koşudur.

Okumaya devam et “Hafif Tempo Koşu (Easy Run) Antrenmanı Nedir?”

4 Hafta Freeletics Running Kullandıktan Sonra

Bir koşu koçu aplikasyonu olan Freeletics Running hakkında daha önce yazmıştım. Bir süre tecrübe edip yaşadıklarımı da yazacağımı söylemiştim. 4 Haftalık sıkı ve istikrarlı bir kullanım sonunda bu uygulamanın başarılı olduğunu söyleyebiliyorum. Lakin beğenmediğim yönleri de var ve malesef eksiler artıları götürüyor. Bu sebeple kullanmaya devam etmeme kararı aldım. Beğendiğim ve beğenmediğim yönlerini öğrenmek isteyenler içinse aklımdakileri aktarmaya çalışacağım…

Freeletics’in bana uygun gördüğü program, büyük ihtimalle herkesin karşısına çıkan standart bir program. Benim için özelliştirmelerde bulunup bulunmadığını anlayamadım. Sanırım sadece dinlenme sürelerini kısaltıp uzatmış olabilir ama bu beklediğim şey değildi. Sürelerim iyileştikçe ve koşu hızım stabilleştikçe antrenman programının değiştiğini görmek isterdim ama malesef bir değişim olmadı. Antrenman programı haftalık olarak belirlendi ve öyle de kaldı. Halbuki her antrenmandan sonra performansıma göre tekrar şekilleneceğini umuyordum.

Okumaya devam et “4 Hafta Freeletics Running Kullandıktan Sonra”

Vodafone İstanbul Yarı Maratonu 21K 2020

İstanbul Yarı Maratonu, bu yıl ertelenen ikinci yarışımdı. Şayet pandemi ortaya çıkmamış olsaydı; önce Mart ayında Mersin Maratonu’nda, sonra da Nisan’da İstanbul Yarı Maratonu’nda en iyi süremi elde etmek için koşacaktım. Malesef planım umduğum gibi ilerlemedi. Ertelenen yarışların üstüne bir de sokağa çıkma yasakları eklenince kondisyonum günden güne düştü. Canımın sıkılmaya başlamasıyla beraber yaşadığım sürantrene durumu, kondisyonumu yerle bir etti. Bu sebeple tekrar başlayabilmek için uygun bir zaman kollamaya başlamıştım.

Sıcak mevsimin sonuna geldikçe, havalar serinlemeye başlamıştı. Antrenmanlarda daha rahat koşabiliyordum. Her ne kadar istediğim hızlara çıkamıyor olsam da mesafeleri aşmakta sorunum kalmamıştı. Eylül ayına ertelenen İstanbul Yarı Maratonu bu sebeple yeni dönemin başlangıcı olabilirdi. Niyetim, parçalanmayacak kadar hızlı ama yapabildiğimce zorlayarak koşmak ve kondisyonumun şu anki durumunu öğrenmekti.

Okumaya devam et “Vodafone İstanbul Yarı Maratonu 21K 2020”

VO2max Nedir? Koşu Sporu İçin Ne İfade Eder?

Sportif kondisyonunuzun, bulunduğunuz dönemdeki seviyesini belirlemeye yarayan bir değerdir. Bu değer antrenman çeşitlerini anlamamıza ve antrenmanlarımızı maksimum kazanım elde edecek şekilde yapmamıza fayda sağlar. Daha az antrenman yapıp, daha az yorulup ve sakatlıklardan mümkün olduğunca korunarak daha fazla gelişme göstermemiz antrenman bilimi içinde yeralan VO₂max değeri sayesinde mümkün olmaktadır.

VO₂max, insanın egzersiz sırasında bir dakikada tüketebileceği maksimum oksijen miktarıdır. Bu değer ne kadar yüksekse sportif kondisyonunuzun da o kadar yüksek olduğu anlamına gelir. Daha fazla oksijen kullanabilen biri teknik olarak daha hızlı ve daha uzun süre koşabilmektedir. Kişiden kişiye ve zamana göre değişebilmekle birlikte, ulaşılabilecek maksimum değerin genetik faktörlerle sınırlandığı görüşü ağır basmaktadır. Bunu duyduğunuzda genetik olarak uygun olmadığınız için daha fazla gelişim gösteremeyeceğinizi düşünebilirsiniz lakin bu sınıra ulaşabilen insan sayısı malesef çok çok azdır. Bu sınıra ulaşabilmek düşündüğünüzden daha zordur.

Okumaya devam et “VO2max Nedir? Koşu Sporu İçin Ne İfade Eder?”