Sedat Kurtuluş
Kişisel Bloğu
Etiket: Ultra Maraton
-

Bu yıl harika bir yarış oldu. Rotaların tamamı güncellenmişti. Büyük oranda daha önce hiç koşmadığımız yerlerden geçtik. Sapanca Ultra Maratonu’nun ilk yıllarındaki gibi sık bitki örtüsüyle kaplı dar patikalardan, özgürce akan su kaynaklarından ve dikkat gerektiren zor yerlerden geçtik. Zaman içinde orman yollarından koşulan bir yarışa evrildiği için nispeten kolay bir kros yarışı olarak bildiğimiz…
-

Bu yarışın pazar günü olmasını seviyorum. Sabah kalkıp İznik‘e gelmek ve tüm günü İznik’te geçirmek harika bir gün geçirmeme sebep oluyor. Şansıma her geldiğimde de güzel bir havaya rastlıyorum. İznik bizi baharın en güzel haliyle karşılıyor. Bu mevsimde mis gibi de kokuyor buralar. Zeytin ağaçlarının kokusu mu bilmiyorum ama doya doya içime çekiyorum bu güzel…
-

2024 yılı Ekim ayının ilk haftasında Nice Ultra Trail 50K parkurunu koştum. İki hafta sonrasında koşmayı planladığım Cappadocia Ultra Trail 63K parkuru için antrenman yarışı olmasını planlamıştım. Hem gezip hem de yarış koşabileceğim alternatiflere bakarken, bu yarışın benim için daha uygun olduğunu düşünerek kayıt olmuştum. Evdeki planlar çarşıya uymayabiliyor tabii. Mesela bu yarışın zemininin beni…
-

Kapadokya’da ilk kez koştuğumda bu mesafeyi de ilk kez deneyimliyordum. Bu sebeple bitirmeye odaklanmış ve yarışın herhangi bir bölümünde hızlanmamıştım. O yıl elde ettiğim sonuca (8:10:00) daha sonraki yıllarda yaklaşamadım. Çünkü artık hedefim bu mesafeyi bitirmek değildi. Daha hızlı bitirmekti. Bu sebeple hızlı başlayıp, performanslı koşmaya çalışıyordum. Dolayısıyla Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olup dokuz…
-

İkinci kez Abant Ultra’daydım. Geçen yıl 60K parkurunda koşmuştum. Doğa harikası bir coğrafyada saatlerce koştuktan sonra ciğerlerim oksijene doymuştu. Bu yıl 33K parkuruna katılmak istedim. Bu parkurda daha kalabalık ve daha hızlı bir yarış çıkıyor. Ayrıca 60K parkurundan daha kolay olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. 33K parkuru, 60K parkurunun en zorlu bölümünden oluşuyor. Yani sadece bu…
-

Dikmen Yaylası‘nı¹ uzun zaman önce duymuştum. Görenler güzelliğini anlata anlata bitiremiyordu. Oraya ulaşmak için dağ sıralarını aşmak ve iki arabanın anca geçebileceği dar bir yolda en az bir saat ilerlemek gerekiyormuş. Bu arada karşılaşacağınız manzaraları izlemeye doyamazmışsınız. Oraya varana kadar da nereye gittiğinizi göremezmişsiniz çünkü bitki örtüsü o kadar sık ve çeşitliymiş ki sanki ağaçlardan…
-

Bu yarışı seviyorum. Teknik bir parkuru yok. Dağcılık faaliyetine dönüşen yarışlardan değil. O tarz yarışların ayrı bir yeri var tabii ki ama ben büyük oranda koşulabilir arazi yarışlarını seviyorum. “Dağ Aşma” maratonlarını ya da “Sky” maratonlarını değil. Tırmanış olmalı ama bu yokuşları koşarak çıkabilmeliyim. Önümdeki insanları beklemek zorunda kalacağım tek kişilik geçişler olmamalı. Özellikle daha…
-

Hedeflerine ulaşmak için kısa ve hızlı koşulara yönelen bir koşucu, İznik Ultra’da daha iyi bir süre elde etmeye çalıştı. Yarış günü iyi bir hava ve rotanın uygunluğuyla motive olan koşucu, önemli bir performans sergiledi. Ancak son anlarda kıl payı kürsü şansını kaçırarak yaş gurubunda 4. oldu.
-

Bu yıl daha önceki yıllarda olduğu gibi yarıştan önce yağmur yağmadı. Parkurun zemini kum olan bölümlerinin daha zorlayıcı geçeceğini ve şansımız yaver gitmezse sıcaktan şikayet edeceğimizi tahmin edebiliyordum. Yarışı daha önce de koştuğum için karşılaşacağım zorlukları tahmin etmek zor değildi. Tabii olarak aklıma gelenler başıma da geldi. Önceki yıllardan daha sıcak olmasa da birkaç haftadır…
-

Uzun süren bir kış mevsiminin ardından yaza Samsun’da bir yarışla merhaba demiştim. Dolu dolu bir yaz mevsimi geçti. Bol bol yarış koştuğum ve her fırsatta yeni yerler gördüğüm harika bir yaz geçirdim. İşlerim yoğundu ama yarışları bahane ederek neredeyse her ay farklı bir yere gidebildim. Tabii ki zaman geçiyor ve yaz mevsiminin avucumuzun içinden kayıp…