Zurich Seville Marathon 42K 2025

Kaldığım otelde kahvaltı yoktu. Bu sebeple marketten aldığım muzlardan bir tanesini kahvaltı niyetiyle tükettim. Aç değildim. Ama yine de otelden ayrılmadan önce bir tane daha muz yedim. Bu arada kalktığım andan itibaren içmeye başladığım yarım litrelik suyu da bitirdim.

Hava güzeldi bu sebeple sadece tişörtle otelden ayrıldım. Hafif tempo koşarak yarış alanına gittim. Oraya vardığımda binlerce insanın bir araya gelmiş olduğunu ve büyük bir kaos yaşandığını gördüm. Katılımcıları dar bir koridora yönlendiriyorlardı. Dolayısıyla sıkışık ve sıkıntılı bir alan oluşmuştu. Sanırım sadece göğüs numaralarını kontrol etmeye çalışıyorlardı. Bu hengameyi atlatıp alana geçtiğimde yarış başlamıştı. Biraz gerilerde kalıp ben de yarışa başladım.

İlk beş kilometre oldukça kalabalık bir gurupla koştum. Sonrasında yavaş yavaş bana yakın hızlarda insanlarla koşmaya başladım. Buraya gelene kadar bir sağdan bir soldan geçmek zorunda kaldığım insanlar oldu. Gereksiz yere yavaşladığım ve gereksiz yere hızlandığım da oldu. Yaklaşık iki yüz metre fazladan gittim sanırım. Saatim buradan sonraki tüm kontrol noktalarında olması gerekenden iki yüz metre fazla ölçüp durdu.

Sonraki kilometreler düz bir asfalt yoldan devam etti. Şehrin dışına pek çıkmadık. Hava iyiydi ve yol mükemmeldi. İyi bir tempo tutturup ilerledim. Bu arada yarışın başında bir jel tüketmiştim. Sonraki her 40 dakikada bir bir jel tüketmeye de devam ettim. Kaçıncı kilometrede olduğunu hatırlamıyorum, bir yerde stantlardan yarım muz da alıp yedim. Yarış boyunca tükettiğim tüm gıdalar bunlar oldu. Onların dışında karşılaştığım her su istasyonunda bir kaç yudum su aldım. Suları karton bardaklarda veriyorlardı. Bu hem iyi hem de kötü bir durum. Karton bardağı almak çok zor oluyor. Diğer yandan tüm bir şişeyi alıp birkaç yudum içtikten sonra atarak israf da etmemiş oluyorsun. Sanırım karton bardak olması daha iyi ama ben alışık değildim.

Yarı maraton mesafesini geçtikten sonra güneş yakıcı yüzünü göstermeye başladı. O sırada Türkiye karlar altındaydı. Buraya gelirken kardan dolayı uçağımın iptal edilme riski varken burada sıcaktan şikayet etmeye başlamıştım. Fiziksel olarak soğuğa adapte olduğum için bu sıcağın sıkıntı yaratacağını tahmin edebiliyordum. Gidebildiğim yere kadar gidip hava iyice ısınmadan yol almak gibi bir planım vardı. Bu plan 35. kilometreye kadar işledi. Sonrasında zaten öyle yada böyle koşabileceğimi düşünüyordum.

Fakat hiç hesapta olmayan bir süprizle karşılaştım. Arnavut kaldırımlı parklar! Evet, yollar yamuk yumuk döşenmiş taşlardandı. Bizi ilk parka soktuklarında kısa bir süreliğinde bir yerden geçtiğimizi düşünmüştüm. Ama bu taşlı yollar oldukça uzun bir süre devam etti. Kramp girenler ve takılıp düşenler olmaya başladı. Tam bitti kurtulduk derken mermer misali taşlarla kaplı yollara girdik. Bu yollarda tam anlamıyla düzgün değildi. Kaldırımdan koşsak bir dert yoldan koşsak bir dert misali engellere takılmadan ilerlemeye çalışıyordum.

Önden giden guruplar bizim kadar zorlanmamış olabilir. Zira kalabalıkta önümüzdeki engelleri görmekte zorlandık. Araç girişini engellemek için konan kısa direkler çıkıyordu karşımıza. Önümüzdeki direkler arasına değil ama sağda soldaki direkler arasına zincirler gerilmişti. Yani takılıp düşmek gibi ciddi bir risk vardı.

Yorgun düşmüş bedenim, bir oraya bir buraya sıçramaktan dolayı pes ettiğinde önümde hala tamamlamam gereken 4 kilometre vardı. Güneş tam karşımızda kalmış gözlerimizi kamaştırıyor ve yüzümüzü yakıyordu. Sağda solda izleyiciler de çok kalabalıklaşmıştı. Kontrolsüz bir şekilde karşıdan karşıya geçmeye çalışıyorlardı. Bu durum ayrı bir tehlike daha oluşturuyordu. Çok yorulmuştum ve bedenim artık istediğim gibi reaksiyon veremiyordu. Dikkatim de oldukça zayıflamıştı. Pek bir şey görmüyor ve algılamıyordum. Sadece koşuyordum.

Son kilometreye girdiğimizde tekrar asfalta çıktık. Burada bariyerlerle ayrılmış bir yolda koştuk. Tekrar hızlanmam mümkün oldu. Fakat çok geçmeden bitiş çizgisi de göründü. Bayılmadan yarışı bitirmeyi umarak ilerlemeye devam ettim ve bitiş çizgisinden geçtim.

Yarış çok kalabalık olduğu için burada dinlenmek mümkün değildi. Zorunlu olarak ilerlemeye başladım. Neden sonra madalyamı verdiler. Su ve birkaç gıda içeren bir poşet alıp, yakındaki parka girdim. Ağaçların altına uzanıp beş dakika kadar yattım. Ancak sonrasında bir şeyler içebildim.

Her yerim ağrıyordu ve çok yorgundum. Otele kadar nasıl gideceğimi düşünüp duruyordum. Sık sık oturup dinlenerek otele gittim. Duş alıp biraz uzanınca kendime geldim.

Geçtiğimiz taşlı yollar, kötü bir sürpriz oldu. Beni en çok zorlayan şey bu taşlı yollardır. Takılıp düşme tehlikesi beni hep germiştir. Diğer yandan yere yamuk yumuk basmak da bacaklarımın kasılıp her yerimin ağrımasına sebep olur. Bu yarışın reklamı yapılırken kimse bundan bahsetmiyordu. Önceki yılların videolarında elit atletleri izlerken de bunu anlamamıştım. Yolun tamamının düz gibi olduğu doğrudur ama tamamı asfalt değil. Yokuş olsaydı belki bu kadar yorulmazdım.

Sonuç olarak turistik bir maraton koşusu yapmış oldum. Şehrin her yerini koşarak gezdim. Güzel bir havada ve harika bir atmosferde koşulan bir yarış oldu. İyi bir süre elde edemedim. Zaten kalabalığın yavaşlatması sebebiyle bu şansımı daha en başından kaybetmiştim. Hiç üzülmedim. Tam tersi şayet en iyi süremi elde edeceğim niyetiyle hareket edip yarışın sonuna kadar kendimi gereksiz yere zorlamış olsaydım işte o zaman üzülürdüm.

Buraya tekrar gelmek isterim. Bu sefer neyle karşılaşacağımı bildiğim için hazırlıklı olurdum. En azından başlangıç çizgisine çok çok daha önce gelmeye ve daha önlerden başlamaya çalışırdım. Taşlı yola gelince kaybedeceğim zamanı da hesaba katar ona göre bir plan yapardım. Veya buraya en iyi süre için değil de yine turistik bir koşu için gelmek en başından daha doğru bir karar olurdu….

Not: Kitlerin alındığı fuar alanı “Alc. Luis Uruñuela (Palacio Congresos)” biraz şehrin dışında. Buraya “Setas de Sevilla” yakınındaki “Campana (Sierpes)” durağından 27 nolu belediye otobüsüyle gidip döndüm. Otobüste nakit para kabul ediyorlar. Giderken de gelirken de 1.40€ ödeyerek binebiliyorsunuz… Bu arada havaalanından merkeze gidip gelen otobüsler yine nakit kabul ediyorlar. Bu otobüsler de 5€.

Posted in

Yorum bırakın