Abant Ultra Trail 33K 2024

İkinci kez Abant Ultra’daydım. Geçen yıl 60K parkurunda koşmuştum. Doğa harikası bir coğrafyada saatlerce koştuktan sonra ciğerlerim oksijene doymuştu. Bu yıl 33K parkuruna katılmak istedim. Bu parkurda daha kalabalık ve daha hızlı bir yarış çıkıyor. Ayrıca 60K parkurundan daha kolay olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. 33K parkuru, 60K parkurunun en zorlu bölümünden oluşuyor. Yani sadece bu en zorlu bölümleri daha hızlı geçiyorsunuz. Günün sonunda aynı oranda yorgun düşmeniz beklenebilir. Zira benim için öyle oldu. Daha hızlı gitmeye çalıştım ve bu beni en az uzun parkur kadar yordu.

Koştuğum her yarıştan sonra daha az yarışa katılmam gerektiğini kendime söyleyip duruyorum. Bu yarışlar hem antrenman düzenimi bozuyor hem de toparlanmamı zorlaştırıyor. Bir hedef yarış belirleyip ona odaklansam daha iyi bir yarış çıkarabilirim ama orada da koşayım, arkadaşlarla buna da gideyim derken kendimi iyice hırpalıyorum. Zamanla bunu da öğrenebileceğimi umuyorum.

Cuma ve cumartesi gecesi Abant’ta kamp yaptık. Şansımıza bu yıl hava çok güzeldi. Şehirde termometreler 35 derecenin üstünde seyrederken Abant 25 derece civarındaydı. Geceleri bu sıcaklık 15 derecelere kadar düştü. Uzun süren bu yaz mevsiminde bunaltıcı sıcaklara kısa bir ara vermiş olmak doğrusu çok iyi geldi. Tabii bu sıcaklık değişimine hazırlıklıydık. Geçen yıl olduğu gibi bütün gece donmak istemiyordum. Bu sebeple uyku tulumlarını iyileştirmiştik. Yanımızda kalın giyecekler de getirdik. Bir ara yağmur yağdı ama kısa sürdü ve zaten buna da hazırlıklıydık. Abant Ultra sayesinde kampçılıkta da tecrübe kazanıyoruz.

Cuma öğleden sonra izinliydim. Koşacak ve koşmayacak arkadaşlarla birlikte toplanıp Abant Kamp Alanına doğru yola çıktık. Yol gayet iyi. Bir problem yaşamadan rahatlıkla Abant’a ulaşılabiliyor. Milli park girişinde HGS sistemi üstünden giriş ücreti kesiliyormuş. Geçen yıl nakit ödemiş olabiliriz, içimizden bunu hatırlayan çıkmadı.

Doğruca kamp alanına gidip çadırlarımızı kurduk. Akşama doğru kamp alanı iyice dolup taşıyor. Çadır kurabileceğiniz yer bol ama önceden gelip yer kapmakta fayda var. Düz bir yer bulmakta zorlandık. Hem ağaç altı hem düz bir yer istiyorsanız elinizi çabuk tutmalısınız.

Kampımızı kurduktan sonra yarış numaralarımızı almak için fuar alanına yürüyerek gittik. Kamp alanından fuar alanı yaklaşık 1.5 kilometre. Fuar alanı geçen yıla göre daha kalabalıktı. Hava durumunun geçen yıla göre çok daha iyi olmasına bağladım bunu. Ayrıca bir hafta sonra olması planlanan Tuz Gölü Ultra Trail yarışı da iptal olmuştu. Bu iki faktörün de etkisiyle hem fuar alanınında hem de katılımcı sayısında ciddi bir artış vardı. Son dönemde koştuğum en kalabalık 30-40K arası parkur bu oldu diyebilirim. Yarışa 188 kişi katılmış ve sadece 2 kişi bırakmak zorunda kalmış.

O gece kamp alanında pek gürültü yapan olmadı. Yine de koşmaya gelmemiş olanlar vardı ve gece geç saatlere kadar sohbet edenler oldu. Şayet bu durumdan rahatsız oluyorsanız buna da hazırlıklı olmalısınız. Ben gürültüye çok aldırış etmem ama zaman zaman köpeklerin havlamaları ve hatta çadırın etrafında gezinmelerinden dolayı birkaç kez uyandım.

Sabah kalktığımda uykumu alamamıştım. Yarıştan önceki geceyi uykusuz geçirmeye alışmışım. Bunu tolere ettim. Kalkıp hazırlandığımda güneş doğmuştu. Kendimi iyi hissediyordum. Yanımda getirdiğim birkaç ambalajlı atıştırmalığı ve bir ölçek Carb3+’ü tükettim ve hafif tempo koşarak başlangıç alanına gittim. Isınmak için çok zaman ayıramadım ama en azından toplamda 2 kilometre kadar koşabildim. Başlangıç alanı dolmuştu. Bu sebeple ancak orta bölüme kadar ilerleyebildim. Bu arayı yolda kapatabileceğimi öngördüğüm için dert etmedim. Zira ilk kilometreler düz asfalt bir yolda geçiyor. Herkesin kendi yerini bulabilmesi için yeterli bir alan var.

Bu fotoğraf https://www.ultraabant.com/ tarafından sağlanmaktadır.

Sabah 07:30’da başlangıç verildi. Nabzımı çok yükseltmeden başladım. Ön gurup hemen gözden kaybolmuştu. Bunun anlamı çok hızlı koşucuların olduğudur. Bu sebeple kendimi çok zorlamadan yarışın sonuna kadar temkinli bir şekilde hızımı korumaya odaklandım. Şayet gereğinden hızlı başladılarsa er yada geç onları yakalayabilirdim.

2. kilometrede toprak yola girerek tırmanmaya başladık. Bu bölümde yine sakinliğimi korumak ve nabzımı yükseltmeden ilerlemek birinci hedefimdi. Sonrasında koşabileceğim uzun bir yol var. Geçen yıl buraları koştuğum için biliyordum. Bu esnada bazı koşucuları geçtim. Bazı koşucularda beni geçti. Hâlâ yerimi bulamadığımı anlamıştım.

Koşulabilir bölüme gelince yarış benim için başladı. Kendi hızımda ritimli bir şekilde koşmaya başladım. Geçtiğimiz yerleri izleyerek manzaranın tadını çıkarmayı da ihmal etmiyordum. İlk yaylaya geldiğimizde uzun bir zaman geçmişti. Artık yerimi bulduğumu düşünüyordum. Önümde çok sayıda insan vardı bu sebeple daha fazla zorlamak istemedim. Tempolu bir antreman yaptığımı düşünüp kendimi paralamadan ilerlemeyi düşündüm. Beslenmemi takip edip, tam bir antrenman olması için uğraşıyordum.

Bu fotoğraf https://www.ultraabant.com/ tarafından sağlanmaktadır.

Bu yarışa bel çantasıyla katıldım. Zorunlu malzemelerimin tamamını yanımda taşıdım. Bir adet yumuşak şişeyi bel çantama, bir adet yumuşak şişeyi de elime almıştım. Yağmurluk, Acil Durum Battaniyesi, düdük, bardak, kimlik vesaire bel çantamın arka bölümündeydi. Beslenme için taşıdıklarımı da bel çantamın yan bölümlerine koymuştum. Her şey yolundaydı.

Üçüncü tırmanış en uzun ve en zorlu tırmanış. Koşarak çıkmak için çok zorlamak gereken ama isterseniz de koşabileceğiniz kadar dik bir yer. Bu bölümde biraz koştum, biraz yürüdüm. Daha sonra 18K parkurunda koşanlarla karıştık. Bu tırmanışı daha zorlayıcı bir hale getirdi. Önümdekileri geçerken yürümek zorunda kalıyordum. Zemin çok güven vermiyordu ve yol oldukça daralmıştı.

33K yarış parkuru.

Bu tırmanışın sıralamayı değiştirmek için iyi bir fırsat olduğunu düşünüp harekete geçtim. Daha az koşmaya ve daha az yürümeye başladım. Sonunda da tamamen hafif tempo koşuya geçtim. Geçtiğim kişilerin hangi parkurdan olduğunu anlayamıyordum zira onlar da benim hangi parkurda olduğumu anlayamamışlardı. Bu sebeple gereksiz bir rekabet ortamı oluşmadan ilerledim

Tırmanışın sonunda yakaladığım avantajı korumak için var gücümle koşmaya başladım. Yarışta iyice yol almıştık. Bu noktadan sonrasını tamamlayabileceğime inancım tamdı. 18K parkurunda koşanlar tekrar kendi yollarına gittiler ve yol bana kaldı. Artık önümdeki ve arkamdaki rakipleri görebilmeye başlamıştım. Dolayısıyla işler kızıştı. Arkamdaki bazı koşucular bana yetişip hemen geçtiler. Biz de yavaşlamaya başlamış bazı koşucuları geçtik. Derken tam gaz gitmeye başladık.

Bu fotoğraf https://www.ultraabant.com/ tarafından sağlanmaktadır.

Ne kadar bir süre bu şekilde ilerlediğimi hatırlamıyorum. Geçen yıldan hatırladığım son tırmanışta tükenmemek için biraz ağırdan almayı akıl edebildim. Tırmanışa kadar biraz yavaşladım. Gücümü toplamaya çalıştım ama artık ok yaydan çıkmıştı. Bacaklarım yorgunluk sinyali vermeye başlamıştı ve nabzım almış başını gitmişti. Tırmanışı yapabildiğim kadar yapıp, kendimi bayır aşağı saldım.

30. kilometrelerde bir yol ayrımında kafası karışmış bir gurupla karşılaştım. 18K parkurunun gelişine doğru koşmuşlar ama bir yönlendirme ile karşılaşmamışlar. Saate yüklediğim rotaya bakarak doğru yolda olduğumuzu doğruladım. Hep beraber koşmaya başladık. Zaten benden hızlı olan bu koşucular yine önümde ilerlemeye başladılar. Ben de onlara takılıp peşlerinden gittim.

Son düzlüğe indiğimizde bitiş çizgisine 3-5 dakika mesafedeydik. Onlar önde ben arkalarında sıralamayı bozmadan ilerledik. Aynı sıralamayla bitiş çizgisinden geçtiğimizde yorgunluktan bitkin bir haldeydim. O dakika kurt gibi acıkmış olduğumun farkına vardım. Son 10 kilometredir tam güç ilerliyordum ama beslenmemi terk etmiştim.

Karpuz ve kraker’den oluşan ikramlardan yiyebildiğim kadar yedim. Bir tabak da makarna yedikten sonra kendime gelmiştim. Arkadaşlarla oturup sohbet ettik. Yarışın kritiğini yaptık. Keyfimiz yerindeydi. Genel klasmanda 24. olurken yaş gurupunda 10. olmuşum. Listenin başında önceden de fark ettiğim gibi çok hızlı koşucular vardı. İyi ki de vardı. Bu tarz yarışlar “ITRA” puanını yükseltir. Ne kadar iyi koşucu varsa alacağınız puan da o kadar yüksek olur. Yani yarış ne kadar kalabalıksa ve ne kadar çok hızlı koşucu varsa o kadar iyidir.

Yarıştan sonra kamp alanına dönüp duş aldık ve dinlenmeye çekildik. Bu arada bilmeyenler için söyleyeyim; bu kamp alanında tuvaletler ve duşlar mevcut. Sıcak su yeterli gelmiyor ama duş almak için gayet yeterli. Kendi havlunuzu, terliğinizi ve tuvalet kağıdınızı getirmelisiniz. Lavabolarda bol bol sıvı sabun var ama tercihinize bağlı belki sabun da getirmek isteyebilirsiniz. Aklınızda olsun.

Genel olarak son bir değerlendirme yapmak gerekirse. Öncelikle kamp alanının gayet iyi olduğunu ve kamp yapmak için ideal bir yer olduğunu söylemek isterim. Sadece kötü hava şartlarına karşı hazırlıklı olmanız gerekiyor. Çok soğuk ve yağmurlu olabilir.

Sonrasında organizasyonu değerlendirmek gerekirse. Son derece profesyoneller. Çok daha fazla ilgiyi hakediyorlar. En ufak bir problem yok. Her şey dört dörtlük. Ölçümler ve parkur işaretlemeleri olması gerektiği gibi. Yarıştan önce ve yarış esnasındaki bilgilendirmeler yeterlinin bir üstü. Aklınızda hiçbir soru işareti olmasın.

Yarışın kendini değerlendirmek istersem. Yeşile doyacağınız. Bol bol oksijen alacağınız. Sessiz sakin bir doğa. Yarış büyük oranda orman yollarından yapılıyor ve neredeyse tamamı koşulabilir. Şayet teknik parkurları ve tek kişilik geçişleri seviyorsanız burası öyle bir yer değil. Arkadaşınızla omuz omuza koşabileceğiniz. Büyük oranda patika ayakkabısına bile gerek duymayacağınız bir parkuru var. Ben böylesini seviyorum ama arkadaşlarımdan bazıları bunun tam tersini düşünüyor. Sanırım herkes için bir yarış muhakkak vardır. Burası koşulabilir parkurları sevenler için.

Önümüzdeki yıl şartlar uyarsa yine katılmak istiyorum. Burası benim için mükemmel bir yer…

* * *

Yarış Öncesi Neler Tükettim: 1 Mixmey Meyve Barı, 1 dilim kek, 1 ölçek WUP Carb3+ karışım.

Yarış Esnasında Neler Tükettim: 1 adet WUP Orman Meyveli Enerji Jeli, 2 ölçek WUP Carb3+ karışım.

Posted in

Yorum bırakın