Bu yarışın pazar günü olmasını seviyorum. Sabah kalkıp İznik‘e gelmek ve tüm günü İznik’te geçirmek harika bir gün geçirmeme sebep oluyor. Şansıma her geldiğimde de güzel bir havaya rastlıyorum. İznik bizi baharın en güzel haliyle karşılıyor. Bu mevsimde mis gibi de kokuyor buralar. Zeytin ağaçlarının kokusu mu bilmiyorum ama doya doya içime çekiyorum bu güzel kokuyu. “İznik Kokusu” diyelim buna. Çünkü gölün, toprağın, meyve ağaçlarının ve dağların kokusu birbirine karışıyor buralarda.
Günün birinde daha uzun mesafeler koşmak istersem, geleceğim ilk yer İznik olacak. Ama şimdilik maraton mesafesini pek geçmek istemiyorum. Hızlı koşmaya çalışmak beni daha çok motive ediyor. Tabii bir gün ben de pes edip koşuların tadını çıkarmaya başlayacağım ama o gün gelene kadar yapabildiğim kadar hızlı koşmaya çalışmak istiyorum. Bu sebeple 2025 yılında, yine 25K parkurundaydım.
Daha önceki yıllarda olduğu gibi sabah erken bir saatte kalkıp İznik’e geldim. Organizasyon alanına ulaşmak çok kolay oluyor. Park problemi vesaire de yok. Ben geldiğimde hareketlilik başlamıştı. Stantların bazıları açılmış ve insanlar gezmeye başlamıştı. Hemen yarış numaramı aldım. Kontroller hızlıca yapıldı. Organizasyon yıllardır bu işi yaptığı için zaten bir aksilik çıkmasını beklemiyordum. Her şey yolundaydı.
Yarışın başlamasına daha uzunca bir süre olduğu için oralarda bir yerde kahvaltımı yaptım. Koca bir tas kaynar vaziyette mercimek çorbası içtim. Acı pul biber de ilave etmiştim. Daha önce de yarış öncesi çorba içmişliğim var. Şaşılacak derecede midem bunu kabul ediyor. Yani bu yıl da karbonhidrat desteğini mercimek çorbasından aldım.
Birkaç arkadaşla beraber bir süre İznik’in içinde yürüyerek gezdik. Hepimiz daha önce buraya gelmiştik ama yine de etrafta turlamak bizi canlandırdı. Ayrıca başka arkadaşlarla da karşılaşıp sohbet etmek için bir imkan oldu.
Sonrasında yarışın başlayacağı Derbent köyüne doğru yola çıktık. Yol sakindi. Sanırım 20-25 dakika sonra köydeydik. Köye varır varmaz hazırlanmaya başladık. Zaman ilerledikçe yavaş yavaş kalabalık artmaya başladı. Yarışın başlamasına yarım saat kala ısınma koşusu yapmaya başladık. Son on dakika kalana kadar hafif tempo koşarak ısındık.
Hava parçalı bulutluydu. Güneş yükseldikçe ara ara kendini gösteriyordu. Sabah serinliğinin yerini ılık bir hava aldı. Yarışın sonlarına doğru sıcaklığın biraz daha artmasını bekliyordum. Bu sebeple hava tam olarak ısınmadan ilerleyebildiğim kadar ilerlemeyi planladım. Hızlı başlayıp, gücümün yettiği yere kadar gidecektim. Bu plan daha önceki senelerde işe yaramıştı ama iki yıl üst üste yaş gurubunda saniyeler farkla dördüncü olmuştum. Bu yıl bunu değiştirmeye çalışacaktım.
Yarış başlar başlamaz ön grubun arkasına takıldım. Yanımdakilerin hızına bakmadan kendi hızımı bulmaya çalıştım. Aslında bu kısmı “Kamikaze” stilinde geçtiğimi söylemem gerek. Hızlı başlayıp, dayanabildiğim kadar dayanmayı planlamıştım. O zamanki kondisyonuma göre bu mesafenin bu planı kaldırması mümkündü. Bir problem de olmadı.
İlk kilometrelerden sonra inişe geçtik. İniş göreceli daha kolaydı. Bu bölümde nabzım düştü ve biraz dinlenmiş oldum. Otoyolu geçtikten hemen sonra ikinci tırmanış başladı. Bu tırmanışı da koşarak problemsiz bir şekilde tamamlayabildim. Orman bölümünden geçerken hızımı yine artırdım. Böylece önümdeki birkaç kişiyi geçebildim. Fark yaratmak isterseniz bu bölümü iyi geçmelisiniz. Sonraki tırmanışta yürümek zorunda kaldığım yerler oldu ama genel olarak iyi bir sürede geçmeyi başardım. Zirveye ulaştıktan sonra uzun bir iniş ve ardından on kilometrelik düz bir yolum kalmıştı.
İnişi olabildiğince hızlı koşarak indim. Çok riskli bir hamleydi. Düze indiğimde bacaklarım eskisi gibi çalışamayabilirdi. Fakat daha önce söylediğim gibi bu mesafeyi baştan sonra hızlı koşabileceğime inanıyordum.
Düze indiğimde hava ısınmıştı. Güneş az da olsa yakıyordu. Yolun büyük bir bölümünü geçtiğim için bir yandan da yorulduğumu hissediyordum. Son kontrol noktasına doğru toprak yolda koşarken, önümde ve peşimde birer kişi görebiliyordum. Aramız açıktı ama her an kapanabilecek mesafelerdeydik. Bu sebeple son kontrol noktasından durmadan geçmeye karar verdim.
İznik‘e yaklaştıkça sıcak daha da arttı. Bunalmaya ve yorulmaya başlamıştım. Hızım hafif hafif düşmeye başlamıştı. Kalan gücümle yarışa tutunmaya çalıştım. Son kilometrelerde pek bir şey düşünemiyordum. Sadece hızımı korumaya odaklanmıştım. Yavaşlarsam arkamdaki koşucunun beni geçeceğini biliyordum. Bu sebeple asfalt yola girer girmez hızımı iyice artırıp arayı açmaya çalıştım. Bitiş çizgisi ufukta görülmeye başlamıştı. Enerjim yerine geldi. Belli ki bedenim enerjimi saklamak için planlar yapıyordu. Bitiş çizgisi görününce bir an önce bitirebilmem için tüm enerjiyi serbest bıraktı.
Sağ salim ve sağlıklı bir şekilde bitiş çizgisinden geçtim. Bu koşu bana, yaş grubunda üçüncülük kazandırdı. Üst üste yıllarca saniyelerle kaybettiğim üçüncülük, saniyeler farkla sonunda benim oldu. Hani meydanı boş bulduğum için dereceye girdiğimin de farkındayım tabii. Zira benden daha hızlı birinin o gün o parkurda olması sonucu yine değiştirecekti. Bunu her ne kadar biliyor olsam da yine de keyifliydim.
Ödül töreni için uzun süre beklemek zorunda kaldık. Bu arada beklerken üşümeye başladım. Hemen giyindim. Olabildiğince dinlenmeye çalıştım ve yorgunluk yavaş yavaş benden uzaklaştı…

İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu 21K 2025 – Sedat Kurtuluş için bir cevap yazın Cevabı iptal et