Yarışa İki Hafta Kala Koşularım Azalır

Yarışa hazırlık döneminde kalan son bir ya da iki hafta, yabancı dilde “tapering” diye adlandırılan, antrenmanları kademeli olarak azaltıp bitirme evresidir. Bu bağlamda bir hazırlık döneminin en eğlenceli ve en keyifli zamanı son iki haftasıdır. Antrenmanlar planlı olarak hafifletilir ve yarış günü için güç toplamak hedeflenir. Artık antrenmanlar sizi zorlamadığı için her koşudan sonra kendinizi harika hissetmeye başlarsınız. Beslenmenize dikkat edersiniz ama kaçamak yapmak daha masum görünür. Uzun zamandır yapmak istediğiniz şeyleri yapacak vaktiniz dahi olur.

Okumaya devam et “Yarışa İki Hafta Kala Koşularım Azalır”

İlk Defa Akıllı Bisiklet Kiraladım

Yıllar önce Akıllı Bisiklet Kiralama Sistemlerini ilk duyduğumda bunun benim için ne kadar kullanışlı olabileceğini hayal edip durmuştum. Evden işe bisikletle gidip gelmişliğim çoktur. Yaşadığım şehir Sakarya, buna çok müsait. Tamamen düz ve trafikten korunabileceğiniz ara sokakları mevcut. Neredeyse hiç ana caddeye çıkmadan evimden işime gidebiliyorum. Hatta bazı yerlerde parkların içinden dahi geçtiğim oluyor.

Okumaya devam et “İlk Defa Akıllı Bisiklet Kiraladım”

İstanbul’u Koşuyorum Üsküdar 2017

Yarıştan tam olarak nasıl haberimin olduğunu hatırlamıyorum galiba yarış takvimlerinden birinde görmüştüm. Daha sonra yarışın sitesini ziyaret edip detaylı olarak incelemiştim. Bu yarışlar her seferinde İstanbul’un farklı bir ilçesinde ve kısa parkurlarda düzenlenen İstanbul’u Koşuyorum isimli serinin ilk yarışıydı. Daha önce bu seriye: “Fun Run Series” deniyordu. Sanırım ciddi bir organizasyona “eğlencelik” manasında bir isim vermenin hatalı olduğunu görüp daha sonra değiştirdiler. Yarışın arkasında İstanbul Maratonunu düzenleyen ekip olunca, organizasyona karşı hiçbir tereddütüm olmadı ve iki yeğenimle beraber bu yarışa katılmaya karar verdik. Bu yarış, onların ilk koşu yarışı olacaktı.

Okumaya devam et “İstanbul’u Koşuyorum Üsküdar 2017”

Yarışa Altı Hafta Kala Aldığım Notlar

Çok uzun olmayan bir zaman önce antrenmanlarıma dair küçük notlar almaya başlamıştım; kendimi nasıl hissettiğimden tutun da bir sonraki hazırlık döneminde işime yarayacak uyarılara kadar. Yalnız bu notlar profesyonelce alınmış notlar değil. Sadece ciddi bir amatörün aklında kalanlar diyelim. Bir hazırlık dönemi bitiyor ve bir başkasına başlıyoruz bu bağlamda çok sık aynı şeylere ihtiyaç duyabiliyoruz, bu sebeple antrenmanlarıma dair hatırlamak istediğim ve önemli gördüğüm şeyleri “Notlar” etiketi altında yazıyor olacağım.

Okumaya devam et “Yarışa Altı Hafta Kala Aldığım Notlar”

Hafta Sonu Koşusunu Sağ Salim Atlattım

Dün bacağımdaki ağrının beni endişelendirdiğinden bahsetmiştim. Bu halde uzun bir koşu yapmak beni düşündürüyordu. Otuz kilometrelik, çok da hafif olmaması gereken bir koşuda, bacağımın kötüleşmesini istemiyordum. Neyse ki sıkıntı büyümeden antrenmanı tamamlayabildim.

Sabah 07:00’ye doğru koşu grubumuzla buluşup beraber koşacaktık. Ben biraz daha erken çıkıp buluşacağımız yere hafif bir hızda koşarak gittim. Yaşadığım eve aşağı yukarı bir buçuk kilometre uzaklıkta buluşuyoruz. Bu benim için büyük bir şans. Koşarak gitmemin ilk sebebi, kendimi yolda ölçüp biçmekti. Grupla çıkarsam bacağımı daha fazla zorlamak zorunda kalabilirdim. Lakin buluşmaya giderken bir problem hissetmedim bu sebeple hep beraber yola çıktık.

Okumaya devam et “Hafta Sonu Koşusunu Sağ Salim Atlattım”

Yarıştan Bir Hafta Sonra Başlayan Ağrı

Antrenmanlarımı ciddiye alıyorum ve planlı çalışmaya gayret gösteriyorum. Yavaş ilerliyorum ama şu zamana kadar ilerlemeyi sürdürdüğüm için kendimi doğru yolda görüyorum. Aklımın bir köşesinde her zaman “dikkat et sakatlanma” şeklinde bir uyarı mesajı durur. Ama yarış günü geldiğinde zihnimi boşaltıp, her ne pahasına olursa olsun koşarım. Üç hafta önce de aynen böyle yaptım, hiçbir şey düşünmeden koştum. Yarış esnasında bir problem yaşamadım, yarış iyi geçti ama yarıştan birkaç gün sonra, sol bacağımda bir ağrı baş gösterdi. Gecikmiş Kas Ağrısı (Delayed Onset Muscle Soreness) ile tanışmış oldum, bu durumu ilk kez yaşıyorum.

Okumaya devam et “Yarıştan Bir Hafta Sonra Başlayan Ağrı”

Enerji Jelleri İle İmtihanım

Yapılan araştırmalar, yüksek performanslı bir aktivite yapıldığında enerjinin karbonhidratlar tarafından karşılandığını gösteriyor. Hali hazırda vücudumuzda, birkaç saatlik aktiviteye yetecek kadar, depolanmış karbonhidratlar, yani glikojen bulunur. Glikojen, kaslarımızda ve karaciğerimizde depolanmaktadır. Karaciğerdeki glikojenin özellikle beyin için rezerve ediliyor olmasından dolayı bu enerjiyi sonuna kadar kullanmamızın tehlikeli olduğu söylenir. Glikojen depolarımızı tükettiğimizde “duvara çarpmak” diye tabir edilen bir çöküş yaşarız. Bu durumu yaşayanlar farklı sonuçlar beyan etselerde varılan ortak nokta şudur ki; yarış hedefinizi tutturamayacaksınızdır.

Okumaya devam et “Enerji Jelleri İle İmtihanım”

Hafta Sonunda Eski Arkadaşlarla Buluştum

İnsan, yaşlandıkça veya en azından hayat çarkına girdikten sonra ister istemez eski arkadaşlarını kaybediyor. Sanırım geriye sadece çok sıkı bağlar kurabildiğiniz insanlar kalıyor. Yine de kimlerle uzun yıllar görüşmeye devam edeceğinizi ya da edemeyeceğinizi zaman gösteriyor. Yaşadığınız bölgelerin uzaklığı, değişen öncelikler ve değişen ilgi odakları zaman içinde arkadaşlarınızı bir bir elekten geçiriyor. O en yakın gördüğünüz arkadaşınız bile çok hızlı bir şekilde hayatınızdan çıkabilir.

Okumaya devam et “Hafta Sonunda Eski Arkadaşlarla Buluştum”

Antrenman Dediğimde Kastettiğim Şey

Sportif gelişim düzenli antrenman yapmakla mümkün oluyor. Aslında bu durum hayattaki her alanda da geçerli. Peki antrenman nedir? Antrenman dediğimiz şey aslında ustalaşmak istediğiniz şeyin düzenli olarak pratiğini yapmak demektir. Şu an size antrenman kelimesinin sözlük anlamından bahsedecek değilim, bunu farklı şekillerde anlatan yüzlerce kaynak bulabilirsiniz. Benim bugün size anlatmak istediğim, koşu antrenmanında neyi hedeflediğimiz ve nasıl sonuç aldığımız olacak.

Okumaya devam et “Antrenman Dediğimde Kastettiğim Şey”

Yavaş Yavaş Isınıyorum Galiba

Bu bloğu yazmaya başladığım on beş gün oldu. Zaten yazmakta hiçbir zaman ustalaşamamıştım, şimdiyse uzun zaman içinde iyice körelmiş bir özelliğimi canlandırmakla meşgulüm. Aslında yazmak hususunda zorlanmıyorum ama yazmaya vakit ayırmak için zorlandığımı söyleyebilirim. Hayatınıza bir yenilik katmak istediğinizde başka bir şeyden en azından bir parça feragat etmeniz gerekiyor.

Blog yazmaya başladığımda kendimi şanslı olarak gördüğüm nokta, sosyal medya’dan iyice uzaklaştığım bir döneme denk gelmiş olması. Bu sayede kısıtlı olan zamanımda, sosyal medya’dan oluşan boşluğu, okumaya ve yazmaya ayırmaya başladım.

Okumaya devam et “Yavaş Yavaş Isınıyorum Galiba”