Sedat Kurtuluş
Kişisel Bloğu
Yazar: Sedat Kurtulus
-

Cumartesi sabahı bir çadırda uyandım. Hava çok soğumuştu ve bütün gece üşümüştüm. Acilen lavaboya gitmem gerekti. Kafa lambamı takıp, çadırı aydınlattım. Çıkış bölümünün fermuarını santim santim açmaya başladım. Çevremdeki insanları rahatsız etmemeye çalışıyordum ama kesik kesik çıkan ses birilerini daha fazla tedirgin edecekti. Sanki gizli bir iş yapılıyormuş ve ses çıkarmak istenmiyormuş gibi. Fermuarı makul…
-

Koşma bahanesiyle gezdiğim yerlere bir yenisini daha ekledim. Sadece kış mevsiminde birkaç kez gördüğüm Uludağ’ı. Yaz mevsiminde günlük güneşlik bir günde de görebilme şansım oldu. Dağın birçok yerine sadece yaz mevsiminde gidilebileceğini de hesaba katacak olursak. Benim için son derece çekici bir yarış olduğunu söyleyebilirim. Bu yıl dördüncü kez düzenlenen bu organizasyona çeşitli sebeplerden dolayı…
-

Unutulamayacak kadar kıymetli olduğu için bazı hikayelerin mutlaka yazıya dökülmesi lazım. Kayıt altına alınmalı ve sonsuza dek hatırlanmalı. Benim için bu yılki Sapanca Ultra‘nın hikayesini anlatmak bu kadar önemli. “Hadi, bir iki cümleyle özetle şu yarışı.” deseniz; “Her şey, her zaman, her yerde!” demek isterdim. Çünkü her duyguyu dolu dolu yaşadığım bir yarış oldu. Heyecanlandım,…
-

Bu yarışa dair anlatılabilecek pek fazla bir şey yok. Çünkü bu yarışın herhangi bir antrenmanımdan farkı yoktu benim için. Aslında koşmayı da pek istemedim ama yine de koştum. Aradan geçen iki yılın ardından, aklımda kaldığı kadarıyla yaşadıklarımı paylaşmaya çalışacağım… Yorgundum. Bu yarışa dair aklıma gelen ilk şey, çok yorgun olduğumdur. Tabiri caizse, ayakta duracak halim…
-

Kendimi çok hırpalamışım. Zaman zaman sağ dizimin ağrısı uykumdan uyandıracak kadar artıyor. Bazen de farklı farklı kasların kasılarak canımı yaktığı oluyor. Nasıl oldu da bu hale geldim diye düşünüyorum. Hâlbuki en iyi süremden de on dakika yavaş koştum. Antrenman eksikliği olduğunu sanmıyorum. Her zamanki rutin programımla hazırlandım. Hava şartları veya parkurun da olumsuz bir etkisi…
-

Bu sefer ki yarış bir antrenman yarışıydı. Katıldığım bir yarışı gerçek anlamda antrenman maksadıyla koşmayı sonunda başardım. Bu benim için çok büyük bir adım oldu. Beni tanıyanlar bilir; antrenman niyetiyle gittiğim yarışlarda ya en iyi süremi elde etmişimdir ya da kendimi harap edip hazırlandığım yarışı sabote etmişimdir. Kalabalığın coşkusuyla amacını unutup, “saldım çayıra mevlâ’m kayıra”…
-

Kapadokya, dünya çapında ilgi çeken doğa harikalarından birisidir. Yüzyıllar boyunca insanlar, bu doğa harikalarını yontup biçerek, yaşam alanları da imar etmişler. Bu durumda bölge daha da ilginç bir hâl alıp, bir sanat eserine dönüşmüş. Malesef araçla sadece ufak bir kısmını gezebilirsiniz. Dar vadiler, inişli çıkışlı geçitler ve tünellerle doludur. Kapadokya’yı muhakkak yürüyerek gezmek gerek. Bu…
-

Eskişehir, yaşadığım şehre yakın bir il. Sakarya’da yaşıyorum. Bu mesafelerdeki yarışlara daha kolay ulaşabiliyor olmam benim için bir tercih sebebi. Lakin Eskişehir Yarı Maratonu, bir yarışı tercih etmemem için gerekli tüm şartlara sahip! Öncelikle çok sıcak bir zamanda yapılıyor. Ülkemizin en yüksek sıcaklık değerlerine ulaştığı Ağustos ayı sonunda. Sonrasında cumartesi günü yapılması kararlaştırılmış. Bu durum…
-

Son yazdığımdan bu yana dört yarış koştum. Bu yarışlarla ilgili henüz bir şey yazmadım. Ne zaman yazmaya başlasam yarım bıraktım. Bir şekilde devam etmemi sağlayacak motivasyonu bulamadım. Yakın zamanda bu yarışları da anlatacağım ama şimdiden pek istediğim gibi gitmediklerini söyleyebilirim. Ağustos’ta Eskişehir Yarı Maratonu’nu koştum. Sadece antrenman yarışıydı ve o niyetle de koştum. Fakat hava…
-

Bu yarışın, güneş’in altında ve kavurucu sıcaklarda yapılacağına kesin gözüyle bakıyordum. Çünkü son haftalarda hava sıcaklığı sürekli yükseliyordu. Koşmak her geçen gün zorlaşmaya başlamıştı. Bu sebeple, sıcağa adapte olabilmek için her fırsatı değerlendirdim. Son hafta, hava durumu hızla değişti. Sürekli yağmur yağıyor ve hava soğuyordu. Bu sefer de sağanak yağmur altında koşacağımıza emin olmaya başlamıştım.…